+ Yorum Gönder
Tarihimiz ve Türk Tarihi Bölümünden Aydınlanma Çağı (1770-1850) ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. Fatal
    Özel Üye


    Aydınlanma Çağı (1770-1850)





    Aydınlanma Çağı (1770-1850) Forum Alev
    XVIII.yy Aydınlanma Çağı’dır. Filozoflar çağı da denen bu çağda tüm önyargıları altüst eden yeni bir anlayış , dini hoşgörüsüzlükle savaşır, monarşilerin keyfi yönetimlerini sorgular ve böylece soluğunu Avrupa’nın tüm aydın ve bilgili çevrelerinde duyurur. Aydınlanma , doğanın ve aklın , tüm dogmalar karşısında zafer kazanmasını sağlar, günümüzün modern, aydın dünyasının temellerini atar. Cehalete ve fanatizme karşı ilk savaş silahı olan <Tarih ve Eleştiri Sözlüğü> (Dictionnaire Historique et Critique;1696-1697) adlı kitabı yazan Pierre Bayle şu öngörüde bulunmuştu: <Gelecek yüzyıl , günden güne daha aydınlık olacak>. Bir eğretileme olarak aydınlanma kavramı, XVIII.yy Avrupası’nın belirgin özelliği olarak eleştirel entelektüel hareketi, yeni fikirlerin ortaya çıkmasını belirtir.

    Aydınlanma ve Aydınlanma Düşüncesinin Yayılması

    Aydınlanma nedir?
    Bu soruya Kant’ın 1784 yılında verdiği ünlü cevabı biliyoruz: <Aydınlanma, insanın kendi kusuru nedeniyle içinde bulunduğu erginlik öncesi durumdan çıkışı olarak tanımlanır. Ergin olmayış, insanın bir başkası tarafından yönetilmeksizin kendi aklını kullanma yeteneğinden yoksun olması durumudur. Bu durum , akıl yetersizliğinden değil de , insanın başkasının yönetmesine gerek kalmadan kendi kendini yönetecek kararlılık ve yüreklilik eksikliği sonucu ortaya çıkıyorsa , bütünüyle bizim hatamız sonucu ortaya çıkıyor demektir. SAPERE AUDE! Kendi aklını kullanma yürekliliğini göster! İşte Aydınlanma’nın sloganı.> XVIII.yy aydınları için insanın belirgin özelliği bilme ve öğrenme yetisidir; insanlar yetisini önyargılara ve kör inançlara karşı kullanmak zorundadır. Bu anlamda yüzyılın aydınları , ilk kez ilahi esine ve dini otoriteye karşı önceliği akla ve deneyime vermiş olan Galilei ‘nin , Descartes’in ve Newton’un mirasçılarıdır. O yüzyılın aydınları, John Locke ve Pierre Baylei izleyerek ermişlerin yaşamı gibi sözde ilahi gerçekleri veya doğaüstüne dayalı açıklamaları çürütmek amacıyla, eleştirel bir yöntem belirlediler. Aynı süreçte ilahi hukuka dayanan monarşiyi eleştirmeye başladılar. Aydınlanma sınır tanımaz. Kozmopolitliği , insan durumunun evrenselleğinden kaynaklanır. Bu hareket , Avrupa'nın tüm seçkinlerini etkiler;diliyse , uluslararası dil olarak Latincenin yerini alan Fransızcadır.Viyana ve Sen-Petersburg sarayında Fransızlar el üstünde tutulur, yazdıkları kitaplar moda olur. Bu hegemonya, XIV.Louis'den beri Fransa'nın Avrupa'da kazandığı ağırlıktan kaynaklandığı gibi , yabancıların gözünde Fransız yazarları ve bilginleri aracılığıyla bu ülkenin sunduğu modernlik örneğinden de kaynaklanır.Gerçekten de Aydınlanma harketinin en geniş okuyucu ve dinleyici kitlesine Fransa'da ulaşmakla birlikte, Kıta Avrupası'nın diğer ülkelerinde , seçkinlerin sadece bir bölümünü saflarına çekebilmiştir. İngiltere ise özel bir durum gösterir: bu ülkedeki Aydınlanma, Fransız Aydınlanma hareketinden önce başlayıp onu etkilemekle birlikte, buradaki aydınlar , hükümetlerin veya kilisenin yerine kendisini koyma iddiasında bulunmamış, Püritenlikten esinlenen yönetici sınıfsa felsefeden çok ticaretle uğraşmış, 1689'da yaptığı devrimin kazanımlaryıla yetinmişti. Bu dönemde Euler ve Lagrange integral ve diferansiyel hesabına ilişkin on yedinci yüzyılda başlayan çalışmaları sürdürmüş ve bu çalışmaların gök mekaniğine uygulanması sonucunda fizik ve astronomi alanlarında büyük bir atılım gerçekleştirilmiştir. Mesela Lagrange, Üç Cisim Problemi'nin ilk özel çözümlerini vermiştirRönesans'ın habercilerinin başında gelen Leonardo da Vinci (1452-1519) sistematik bir eğitim görmemiş olmasına karşın, bilgi dağarcığını iyi geliştirmiş ve bilim ve teknolojiye önemli katkılarda bulunmuş ansiklopedik nitelikte bir bilim adamıdır. Leonardo, öncelikle bir ressam olarak ad yapmıştır; onun muhteşem yapıtları bazı kiliselerin duvarlarını; günümüzdeki önemli müzeleri süslemektedir. Ancak resim çalışmalarını sağlıklı bir şekilde yürütebilmek için bir seri anatomi ve perspektif çalışmaları yapmak ihtiyacını hissetmiştir. Bu çalışmalardan perspektifle ilgili olanını Leon Battista Alberti ve Pietro della Francesco gibi devrinin matematikçileriyle birlikte yürütmüştür. Bunlardan Francesco matematiğin yanı sıra resimle de ilgilenmiştir.Diğer yandan Leonardo, yapı bilgisine gereksinme duymuş ve başta insan yapısı olmak üzere bazı canlı yapıları kapsayan bir anatomi çalışması yürütmüştür. Bu çalışmalarında enjeksiyon tekniğini uygulayarak, yani dokular arasına kısa zamanda donan bir maddeyi zerk ederek, yapıyı tespit edip, onu en ince ayrıntısına kadar, en doğru şekilde belirlemeye çalışmıştır. Bu gayretleri sonucunda, özellikle kalp, mide, muhtelif damarlar ve kasların yapısını günümüze uygun olarak belirlemeyi başarmıştır. Kalbin kapakçıkları ve hareketi üzerinde dikkatini yoğunlaştırarak, kalbin adeta bir tulumba şeklinde çalıştığını belirtmiştir.
    /> Aydınlanma:Aufklärung ve Sturm und Drang
    XVIII.yy'da özellikle şairler ve oyun yazarları arasında bir Alman kimliği belirmeye başladı:Gallert'in masalları ve komedileri tam anlamıyla Almandır.Her tür milliyetçiliğe yabancı aristokrasinin karşısında yükselen burjuvazinin desteklediği Lessing, Almanlığın savunucusu oldu.Gottsched ve dostları gibi Fransız kültürünü savunanlara karşı mücadeleden vazgeçmeyen Lessing,Milton'ın eserlerini çeviren Bodmer ve Breitinger gibi Almanca konuşan İsviçrelilerin İngiliz hayranlığını da eleştirdi.XVII.yy'ın ortasında birbirleriyle taban tabana zıt iki akım gelişti:duyguya ve manevi hayata öncelik veren Protestan piyetizm hareketi ve rasyonalizm (akılcılık). Böylece Alman burjuvazisi, kendini,Lessing'in hocalarından Diderot ve filixof Kant'ın hayranlık duyduğu Rousseau gibi, hem aklın hem de erdemin cazibesine kapılmış oldu.
    XVIII.yy'ın ikinci yarısında Klopstock'un Mesih'i(Der Messias) , Wieland'ın 'Agathon'un Tarihi'(Geschichte des Agathon) ve Lessing'in Hamburg Dramatürjisi'(Hamburgische Dramaturgie)' gibi ilk büyük eserler doğdu.Aydınlanma Döneminde ,Lessing , Kant, sanat tarihçesi Winckelmann ve pedagog Basedow dışında katı bir akılcı ve dergi yayımcısı olan Friedrich Nicaolai veya Moses Mendelssohn (Lessin'in ünlü Bilge Nathan'ının ( Nathan der Weise) gibi çok sayıda popüler filozof yetişti.
    Bununla birlikte akılcıların iyimserliği ve hoşgörüsü, adını Klinger'in bir trajedisinden alan Sturm und Drung (Fırtına ve Atılım) grubunun dahileri tarafından tartışmaya açıldı. Bu şairler başkaldırıya ve ölçüsüzlüğe , akıldan daha fazla inanıyordu.Alman edebiyat tarihinin bu önemli akımı ,1769'dan 1774'e kadar sürdü. Hareket, Aufklärung'un çizdiği yolu,yani bireyin kurtuluşu ve Alman kimliğinin ortaya konması çizgisini izledi.Alman inancının ve değerlerinin ateşli bir savunucusu olan Hamann'ın ardından,Lavater, Lenz, Jacobi Kardeşler, Heinrich Leopold Wagner ve Schiller de Sturm und Drang'a katıldı.Goethe'nin 1774'te yayımlanan Genç Werther'in Acıları (Die Leiden des Jungen Werther) adlı, mektuplardan oluşan romanı, Sturm und Drung'ın özeti gibidir. Roman büyük başarı elde etti ve bir intihar dalgasına yol açtı. Goethe'nin 1773'te yazdığı Demir Elli Şövalye von Berlichingen (Götz von Berlichingen) adlı tarihi dram, o tarihe kadar başlıca estetik kaynak olan Fransız trajedi kurallarının karşısında yer alan ve Shakespeare'den esinlenen yeni bir dramatürjiye temel oluşturdu. Sturm und Drang döneminin genç kuşağı aydınlanmanın medeniyet,kitap bilgisi,aklın eğitimi gibi ilkelerine karşı olarak savaş açmıştır.Her türlü kurala,yasaya karşı baş kaldırma şeklinde kendini gösteren bu yeni yaşam felsefesi ortaya çıkmıştır.Sturm und Drang dönemini,Aydınlanma'nın tutarlı bir devamı niteliğinde yorumlayan edebiyat tarihçileri de olmuştur.Bunlar çağın başkaldırıcı ruhunu,Aydınlanma'nın eleştirici aklıyla bağdaştırma yoluna gitmişlerdir.Fakat,Sturm und Drang dönemi,genel özellikleriyle Aydınlanma Devri'nin hayat anlayışına,değer yargılarına karşı olan bir savaştır.Sturm und Drang'çıların temel ilkesi Aydınlanma Devri'nde tanrılaştırılmış olan akıl karşısında irrasyonel güçleri savunmak,hisleri,sezgileri ve içgüdüleri tüm gücüyle ortaya koymaktır.Sturm und Drang insanının hayat anlayışı (Lebensgefühl) bir çelişki içindedir:Bir taraftan gerçekliğe ,yani geçici realiteye karşı anlayışlı olmak,diğer taraftan doğa ve hayatın ölümsüzlüğüne karşı sezgili olmak.Sturm und Drang'da,artık sanat amaca götürecek bir araç olarak görülmez.Sanat bir çeşit vahi (Offenbarung) olarak görülür.Bu dönemin diğer bir özelliği de milliyetçi olmasıdır.Klasik örnekleri hiçbir şekilde kabul etmemektedir.Herder Yunan eserlerindeki olağanüstü yaratıcılık ve orjinalliğiyle,Yunan eserlerinin büyüklüğünü görmüştür.Bu dönemin şiiri,önceki devrin edebiyat şiirine karşılık yaşantı liriği niteliğiyle kendisini göstermiştir.Bu tarz özellikle Goethe'de yoğun bir şekilde belirmiştir.Ode ve Hymne duygu ve yaşantıyı temel almaya başlamıştır,balad türü yeniden ortaya çıkmıştır.Nesir türüne ilgi gösterilmemiştir.Nesir tarzı belli bir objektifliği içerdiği için dönemin coşkun ruhuyla bağdaşmamıştır.










  2. Fatal
    Özel Üye





    Aydınlanma Düşüncesinin Yayılması
    Aydınlanma hareketi, amaçladığı hedef bakımından daha önce ortaya çıkmış olan entelektüel hareketlerden ayrılır. Bu hedef kamuoyudur. Voltaire, Diderot ve arkadaşları fikir kışkırtıcılarıdır. İnsanlarla tartışmak , onları ikna etmek isterler. XVIII.yy Avrupası'nda , okuma yazma konusunda görülen ilerleme, <kamusal alan> olarak adlandıracağimiz şeyin gelişmesini sağlar:Entelektüel ve siyasi fikir tartışmaları, yönetim kesimini oluşturanların ve seçkinlerin dar sınırını aşarak, toplumun daha geniş kesimlerini bu tartışmalrın içine giderek daha fazla sokar. Felsefe , Kant'ın da dediği gibi, iki yanlı olarak <aklın kamu yararına kullanması>dır: Bira yandan özgürce tartışma imkanlarıyla zenginleşen, halka açık çelişkileride içeren tartışma niteliği taşırken,öte yandan yeni fikirleri kabul ettirmek ve yaymak için yapılan ajitasyon,propagandadır. Salonlar
    Aydınlanma Çağı, kamuoyu oluşmasına elverişli mekanları ya yeniden yarattı veya var olanları yeniledi. Bu gibi yerlerib başında kahveler geliyordu. İnsanlar buralarda okuyor, tartışıyordu. Mesela, Paristeki Procepe Kahvesinde Voltaire, Diderot, Marmonte , Vontenelle gibi düşünürler toplanıyordu, kahveler aynı zamanda, başarı kazanan son tiyatro oyunlarını , son çıkan kitapları ateşli bir biçimde tartışan genç şairlerin ve eleştirmenlerin gece bir araya geldikleri yerlerdi. Kahvelerin dışında, insanların en çok bir araya geldikleri yerlerse kibar çevrelerin devam ettiği salonlardı. Buralara, yalnızca boy göstermeye gelenlerden başlıyarak her türlü insan geliyordu.Ne varki buralara girebilmek için ,tanıdık biri tarafından tavsiye edilmek gerekiyordu. Ünlü hanımlar salonlarında sanatçıları ,bilginleri ve filozofları kabul ediyordu. Her salon sahibesi ziyaretçilerini haftanın belirli bir gününde kabul ediyordu. Bu salonların en ünlü örneği , yüzyılın başında ziyarete açılmış olan Lambertmarkizinin salonuydu. Daha sonraları , Madam de Tençin , Saint-Honore Sokağındaki salonunda Marivaux ve daha birçok yazarı kabul etti. Madam Geoffrin, Madam du Defvant, Julie de Lespinasse daha sonra da Madam Necker , Ansiklopedicileri salonlarında kabul ettiler. Yetenekli kişiler , düşüncelerini başkalarının düşünceleriyle karşılaştırmak veya yazdıkları son dizeler hakkında zevk sahibi kişilerin fikrini almak için, buralarda sık sık boy gösteriyordu. Bu salonları kibar, görgülü ve iyi eğitim görmüş kişileri , akşam toplantıları düzenliyor, yetenekli çekingen kişileri yüreklendiriyor ve süregiden bazı tartışmaları sonuçlandırıyordu. Bu kadınlar o dönemde hem cinslerine kıyasla güçlü kişilikleri olan, oldukça özgür , çoğu kez de kendileride yazar ve ileride <mektup edebiyatı> alanında ünlenecek kişilerdi.


    XVIII. yy’ın entelektüel hareketi
    Bordeaux Parlamentosu’nun başkanı ve İran Mektupları adlı eserin yazarı Baron Montesquieu(1689-1755) Avrupa’ da (özellikle İngiltere’de) yaptığı bir yolculuktan sonra, yeni bir tarih felsefesi formüle etti:^Her monarşi yönetiminde , gerek ahlaki, gerek maddi birtakım genel nedenler vardır. Bu nedenler o monarşiyi yükseltir, destekler veya yıkılıp gitmesine neden olur;meydana gelen bu olaylar bu nedenlerin etkisiyle gerçekleşir.^ (Romalıların Azamet ve İnhitatları Hakkında Mülazat *Considerations sur les Causes de la Grandeur des Romains et de Leur Decadence* , 1734) 1748 yılı , Kanunların Ruhu Üzerine ( Del’ Esprit des Lois) adlı eserin yayımlanıp, büyük başarı kazanmasıyla bir dönüm noktası oldu. Montesquieu bu eserinde bütün siyasi düzenlerini analiz ediyor ve bir ülkenin yasalarını , onun törelerine , iklimine ve ekonomisine bağlayan kaçınılmaz ilişkileri gözler önüne seriyordu. Böylelikle Monarşik düzenin göreceliği açık seçik ortaya çıkıyordu. Ertesi yıl Diderot , Görenlerin Yararına Körler Hakkında Mektup (Lettre sur les Aveugles a L’usage de Ceux Qui Voient, 1749) adlı eserini , Buffon da Genel ve Özel Doğa Tarihi (Histoire Naturelle Generale et Particuliere,1749) adlı eserinin birinci cildini yayımladı;1751’de ise Diderot ve D’Alambert hazırladığı ‘ Ansiklopedi’nin(Encyclopedie) birinci cildiyle , Voltaire’in XIV. Lois Asrı ( Le Siecle de Louis XIV) adlı eseri yayımlandı. 1750-1775 yılları arasında Aydınlanma Çağı’nın temel düşünceleri billurlaştı ve yayıldı. O dönemde Fransız Aydınlanması , Avrupa’nın kültürlü kesimini fethetmiş durumdadır. ‘ Akıllarda bir devrim gerçekleşti(…) . Aydınlanmanın her köşeye yayıldığına kuşku yok’ diyor Voltaire 1765’te. Bundan böyle tanrıtanımazlık, kendini göstermekten çekinmez. Bu düşüncenin belli başlı savunucuları, ‘Zihin Üzerine’ (Del’Esprit,1758) adlı eseriyle Helvetius ve ‘Doğa Sistemi’yle (Systeme de la Nature, 1770) d’Holbach’tır. 1775’ten sonra büyük yazarların arka arkaya ölmesine rağmen , Aydınlanma düşüncesi artık, coğrafi ve toplumsal olarak yayılabileceği en geniş sınırlara yayılmıştır; düşünce politize olur: felsefe artık halk katına inmiştir. Papaz Raynal’in despotluğu , fanatizmi ve sömürgeciliği mahkum eden eseri ‘ Avrupalıların Amerika ve Hindistan’daki Kurum ve Ticaretlerinin Felsefi ve Siyasi Tarihi (Histoire des Deux Indes .1770)’ büyük başarı kazanır.

    Aydınlanma Hareketinin Yankıları
    XVIII. yy'a özgü entelektüel bir hareket olan aydınlanma hareketinin , yaşanılan çağın sanatını da etkilememiş olması düşünülemez. Bununla birlikte sanat çevrelerine belirli, bir estetiği dayatmazken özel bir şehircilik anlayışı getirdi. Aydınlanma düşüncesinin tasarladığı şehir , halk güçleriyle halkın çıkarlarına duyarlı mimarların birlikte gösterdikleri bir çabanın ürünüdür:şehir aydınlık, havadar, sağlığa uygun ve işlevsel olmalıdır. Mimar Claude Nicolas Ledoux (1736-1806) , bütünüyle işlevsel ve yararlı konut ütopyasını en uç noktasına götürmüş kişidir. Bu mimar, 1775 yılından başlayarak Juralardaki ünlü Tuz şehri Chaux'yu hiçbir fantaziye veya doğaçlamaya kaçmadan, gerçek bir fabrikalar şehri olarak gerçekleştirmiştir.Aydınlanma hareketinin taşıdığı duyarlılık, genel olarak ahlaki bir duyarlılıktır:Voltair'e özgü taşlamaların zamanı geçtiğinde insanlar Rousseau ile birlikte Yeni Heloise ( la Nouvelle Heloise, 1761) veya Greuze 'ün tabloları karşısında diz çöküp sonsuza kadar kalıcı olacak güzeli ve iyiyi araştırır.Aydınlanma düşüncesi, militan iradesine rağmen, yalnızca burjuvazinin yükselen kesimlerini de kaplar hale gelmiş seçkinleri etkiledi. Bu egemen çevrelerdeki yankıları , İngiltere ve Fransa'da çok büyük olmakla birlikte, Almanya ve İtalya'da sınırlı kaldı. Aydınlanma'nın etkisinin çok sınırlı olduğu İspanya ve Rusya'da ise yalnızca birkaç aydın, yüksek dereceli memurlar ve büyük aileler bu harekete katıldı.Aydınlanma hareketi her şeye rağmen, o dönemde herkesin kesin gözüyle baktığı gerçeklikleri temelinden sarstı. Bu sarsılma, toplumsal ve siyasi alanlarla da sınırlı kalmadı:Aydınlanma hareketi, devrimci kuşağa esin kaynağı olmuştur; ancak bu Aydınlanmacıların 1789 Fransız Devrimi'ni bilinçli olarak isteyip hazırladıkları anlamına da gelmez.

    Aydınlanmanın doğuşuna ve gelişmesine neden olan bazı isimler
    Newton, Kopernik, Galileo, Laplace, Dekart, Jean-Jacques Rousseau, Francis Bacon, David Hume, Immanuel Kant, Claudie Andrien Helvetius, Ettienne Bunnot de Condillac, Lois Rene de Caradeux de la Chalotais, Gothold Ephraim Lessing, Julien Offrey de Lamettrie, Thomas Hobbes, John Locke, Berkeley, Leibniz, Denis Diderot, dalambert, Voltaire, Montesquieu










+ Yorum Gönder

Hızlı Cevap Hızlı Cevap


:
aydınlanma dönemi,  alman edebiyatı aydınlanma dönemi,  sturm und drang dönemi,  edebiyat aydınlanma dönemi nedir ,  aydınlanma salonları
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi