+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Bireyler arasında fiziksel duygusal ve kültürel farklılıklar topluma neler kazandırır ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. Ziyaretçi

    Bireyler arasında fiziksel duygusal ve kültürel farklılıklar topluma neler kazandırır





  2. Galus
    Özel Üye





    Cevap: Her birey kendine özgüdür. Toplumsal yaşamın temel dinamiklerinden biri de bu farklılıklardır. Toplumun dinamik olarak çalışabilme, üretebilme, uygarlık ortaya çıkarma ve devamlılığını sağlayabilme özelliğini bireysel farklılıklar aracılığıyla gerçekleştirir.
    Bütün öğrencilerin aynı özelliklere sahip olduğunu varsaymak, öğrencinin öznel doğasını yani özgünlüğünü ortaya çıkarma açısından büyük sorunları beraberinde getirir. Bu yönden problemleri, üstün yönleri, zayıflıkları, başarı ve başarısızlıklarıyla her öğrencinin ayrı bir dünya olduğunu bilmek ve bunları keşfetmeye çalışmak gerekir.
    Okul çocuğun psikososyal gelişimini sağlama ve olumlu yönde geliştirme adına iki yönde öğrenciye gelişim imkanı sunar. Bunlardan birincisi çocuğun toplumsal bir birey olarak yaşamasını sağlayıcı sosyal davranışları, normları ve ortak değerleri çocuğa öğretmektir. İkincisi ise her bireyin kendine özgü, farklılığını keşfetmesini sağlayıcı çalışmalar yapmaktır.







  3. Ziyaretçi
    Eğitim, Birey ve Değişim

    Toplumlar, ekonomik, sosyal ve kültürel yönlerden, bir bütünlük içinde kalkınmaktadırlar. Elbette bu olgunun, siyasî bir ortama ihtiyacı vardır. Bir ülkeyi diğer bir ülkeyle karşılaştırırken, ekonomik göstergeler yanında, sosyal göstergeler de kullanılmaktadır. Temel sosyal göstergeler içinde, eğitim, istihdam, kültür ve sağlık bulunmaktadır. Bunlardan eğitim sektörü, kalkınma çabalarında, ekonominin ihtiyaç duyduğu insan gücünü yetiştiren esas kaynaktır. Eğitimin sosyal ve kültürel fonksiyonları olduğu gibi, ekonomik fonksiyonu da vardır. Kalkınmada fizikî sermaye önemlidir. Ancak statik olan bu yapıya, dinamik özellik kazandıran insan gücüdür; insandaki bilgi ve beceridir. Buna göre, insanın nitelik sahibi olması, özellikle bir eğitim sürecine girerek vasıflı hâle gelmesi önem taşımaktadır.


    Bireyin Güç ve Yetenekleri


    Eğitimin temel ilkelerinin başında kalıtımsal olarak bireyde var olan güçlerin öğrenme yoluyla geliştirilmesi gelmektedir. Yetenekler bir kimsenin eğitimden ne derece yararlanabileceği hakkında tahmin yapmaya imkân sağlar. Eğitim dalını ve mesleğini seçmesinde yardımcı olabilmek için her şeyden önce bireyin genel ve özel yeteneklerini, zayıf ve güçlü yönlerini bilmek gerekir.

    Bireyin bilinmesi gereken yönlerinden biri de k i ş i l i k ö z e l l i k l e r i ile benlik tasarımıdır. Bireyin genel ve özel yetenekleri, başarı ve ilgileri, beden yapısı, mizacı, duygusal nitelikleri, temel ihtiyaçları, alışkanlıkları, tavır ve değer yargıları dinamik bir bütün olarak bireyin kişiliğini oluşturur. Bütün bu nitelikleri ile bireyin uyarıcı bir sistem olarak, kendisi ve çevresi ile olan etkileşimin niteliği onun tipik davranışlarını ve uyumunu belirler.

    Eğitim çalışmalarında kişilik kavramı ön plâna çıkmaktadır. Kişilik, bireyin sahip olduğu niteliklerin bütünüdür, denilebilir. Kişilik, dinamik, her zaman hareket halinde, değişebilecek olan bir yapı olmakla birlikte oldukça sürekli ve kararlı bir nitelik taşır. Kişiliğin temel alt yapısı, bireye ilişkin kalıtımsal ve çevresel etmenlerdir. Kalıtım ve çevre etkileşiminin bir ürünü olarak oluşan bireyin kişilik ve benlik yapısı gelişim süreci içinde zamanla kazanılan bir özelliktir (Özgüven, 2002).

    Benlik, bireyin zayıf ve kuvvetli yönleri ile kendini nasıl algıladığı, kendisi hakkında görüş ve değerlendirmeleridir. Birey, çevresine kendini algılama biçimine göre tepkide bulunur; kişinin davranışları onun kendisi hakkındaki değerlendirmelerini yansıtır. Bireyin tercihleri, okul ve meslek seçimi, kendisi ile ilgili olarak aldığı geleceğe yönelik kararlar, kişinin kendisine verdiği değer ve benlik algısından önemli düzeyde etkilenir (Özgüven, 2002:16).

    Bireyin yetenekleri içinde bir de iradesi vardır. İrade, belirli bir amaca yönelik bilinçli karar verme yeteneğidir. Bilinçli olan bütün tutum, davranış ve eylemlerde irade önemli rol oynar. İnsanın günlük yaşamında karşılaştığı sorunları çözmek, gerekli davranışları yapmak, uyum sağlamak için kullandığı en önemli güç, iradedir. İradeli bir davranış için, kişi önce bir tasarım evresinden geçer. Bundan sonra zihinde, bu tasarımın istenip istenmediği tartışılır. Davranışı oluşturacak bir karara varılır ve bu karar uygulanır. İrade, kişilik yapısına, duygulanım ve coşku durumuna, içinde yaşanılan çevre ve şartlara göre değişiklik gösterir (Köknel,1985:221).

    Kişiliğimizi oluşturan güçler arasında zekâ da vardır. Kişiliğin gizilgücü olan zekâ; algı, bellek, öğrenme, düşünme, soyutlama, yeni durumlara uyma gibi bir çok zihinsel işlevin bileşimidir. Zekâ, kişinin yeni durum, engel ve sorunlar karşısında deneyimlerinden ve öğrenmelerinden yararlanarak o an için gerekeni yapması, uyumu sağlayabilmesi, yeni çözümler bulabilmesi yeteneğidir. Uyumlu, düzenli, sağlıklı kişilik yapısı ve davranışlar için gerekli olan temel zihinsel işlevdir (Köknel,1985:50-51).

    Her insanın, beden oluşumu, organik ve fizyolojik yapısı, ten ve gözlerinin rengi ve çehresinin şekliyle ayrı bir biyolojik tip oluşturduğu gibi, ruhsal özellikleri onda belli bir duyuş ve hareket ediş tarzı meydana getirir ki, buna karakter denir.

    Karakter, kişiliğimizin dışa yansıyan ve başkalarınca değerlendirilen nesnel yanıdır (Demirsar,1985:42).

    Bir başka deyişle karakter, teşekkül etmiş kişilik, eğitim görmüş irade, uyanık bir bilinç, düşünce ve davranışlarına sahiplik anlamına gelir. Türkçede bu, seciye kelimesiyle anlatılır. Dikkat edilirse bu anlamıyla karakter, terbiye ve ahlâkın en yüksek amacını ve ideal hedefini oluşturur (Başgil,1961:30-31).

    Eğitimde Amaç


    Eğitim, bireye bilgi, beceri, alışkanlık ve tavırlar kazandırma etkinliğidir. Başka bir deyişle eğitim, bireyin davranışlarında kendi yaşantısı yoluyla plânlı ve programlı olarak istenilen değişmeyi meydana getirme sürecidir (Ertürk,1972). Eğitim, bireysel ve sosyo-kültürel olgulara ilişkin değişkenlerin etkileşimidir. Bu etkileşimin sonunda, kişinin amaçları, bilgisi, davranışları, dilek düzeyi ve ahlâk ölçüleri gelişir. Eğitim etkileşim yoluyla gerçekleştiğinden, öğrenci ve grubu, öğretmen-öğrenci, öğrenci-sosyal çevre, öğrenci-fiziksel çevre vb. arasındaki etkileşimler üzerinde durulması gerekir.bir

    Eğitim bilimcileri eğitimin davranış değiştirme yönünü vurgulamaktadırlar. Preston, Taba, Bloom gibi eğitimciler, genellikle eğitimin öğrenci davranışlarında değişiklik oluşturan bir süreç olduğunda birleşmektedirler.

    Varış, eğitimin tarihî gelişimini göz önüne alarak, eğitimi kişilik, zekâ, ilgi ve yaşantılar gibi kuvvetlerin etkileşmesi olarak açıklamakta, bu etkileşim sonucunda kişinin amaçları, bilgileri, davranışları, idealleri ve ahlâkî ölçülerinin değiştiğini ifade etmektedir (Fidan,1984 ).

    Eğitimde amaç, bireyin kendini gerçekleştirmesine imkân hazırlayarak insan ilişkilerini, ekonomik etkinliğini ve vatandaşlık sorumluluğunu geliştirmektir (Varış ve arkadaşları, 1991:26).

    Pestalozzi’ye göre eğitim, çocuğun “güç ve yetiler”inin doğal ve ahlâkî bir şekilde geliştirilmesidir. Pestalozzi’nin çocuğun “yetenek ve yetilerini geliştirme” amacına karşı Herbart, zihni, yetilere ayıran görüşü reddetti. Rousseau’nun topluma karşı olan görüşüne de katılmayan Herbart’a göre eğitimin amacı, çocuğun mevcut sosyal düzene uyumudur. Önemli olan kişinin yalnızca bilgi edinmesi değil, fakat aynı zamanda karakter ve sosyal ahlâk bakımından da gelişmesidir. Herbart eğitimin amacını, erdem/fazilet sözcüğü ile açıklamıştır (Varış ve arkadaşları, 1991:162-163).

    Aldous Huxley ise “eğitimin, gençlerin özgürlük, adalet ve barış doğrultusunda insan olmalarını sağlamak” olduğunu kaydetmiştir. George Kerschensteiner, eğitimin amacında vatandaşlığı ön plâna çıkararak, “Eğitimin amacı, karakter formasyonu olduğuna göre, en iyi okul, karakter geliştiren okuldur. Karakter ise, yalnızca etkinlik yoluyla gelişir.” demiştir (Varış ve arkadaşları, 1991:167).

    Bu durumda eğitimin amacı, bilgi ve beceriyle donatılmış, sağlam ve iyi karakterli bireyler yetiştirmektir, denilebilir. Bunu sağlayan kurumların başında da okul gelmektedir.


    Okulun Fonksiyonu


    Birey, okul ortamında formal bir eğitim sürecine girmektedir. Bireyin eğitimi, bir anlamda toplumun sağlam ve sağlıklı temellere oturmasıyla yakından ilgilidir. Çünkü toplum kurumları, çeşitli alanlara ilişkin ihtiyaçlarını karşılayabilmek için insan gücü talebinde bulunur. Ekonomik açıdan okul, bu taleple ilgili arzı sunan en önemli kurumdur. Kalkınmanın başta gelen etmenlerinden biri, toplum talebini karşılayacak şekilde bilgi ve beceriye sahip insandır. İnsanın istenilen vasıflarda yetişmesi de büyük ölçüde okulun görevini yerine getirip getirmemesine bağlıdır.

    Acaba okulun:



    . Bireye beden ve psikolojik gelişimini dikkate almadan bilgiler veren,

    . Sosyal değer yargılarından doğru-yanlış, iyi-kötü, faydalı-zararlı, güzel-çirkin ile ilgili ölçüler vermeyen,

    . İnsana ruhî özelliklerini, özellikle yeteneklerini, benliğini tanıtmayan ve iradesini terbiye edecek mekanizmalar geliştirmeyen,

    . Bireyi bir makine gibi kabul ederek, onun devamlı fizik bünyesini besleyen, fakat duygu, fikir ve inanç yönünden zayıflamasına, öz kültür değerlerini kaybetmesine ve sonunda kendine ve kendi değerlerine karşı yabancılaşmasına sebep olan



    bir kurum olarak çalışması düşünebilir mi? Böyle bir zihniyet ve tutum içinde yetiştirilen “insan tipi”yle, devletin varlığı, birliği ve bölünmezliğinin korunması; ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmasını tamamlaması tehlikeye düşmüş olmaz mı?

    Eğitim sorunları tartışılırken bu gibi sorularla karşılaşılabilir. Sorunları çözebilmek ve eğitimdeki etkililiği artırabilmek için, hedef ve stratejiler dahil bütün etkenleri gözden geçirmek gerekir. Eğer çeşitli alternatifler karşısında bireylerden sağlıklı kişilik, millî kültür ve bilgi gibi niteliklere sahip olmaları istenirse, bu durumda okullarımızın, bireyi bilgilendirme ve ona meslekî formasyon kazandırmanın yanında, bireyin kişiliğini geliştiren, iradesini eğiten, tarihi ve kültürüyle (Varış,1988) irtibatını sağlayan kurumlar olarak çalışması gerekecektir. Bu gerçekleştiği takdirde, kanunlarda ve resmî açıklamalarda ifadesini bulan, okul-aile, devlet-millet, ordu-millet kaynaşmasının en üst seviyede oluştuğu ve devletini, vatanını, bayrağını seven ve koruyan kuşakların yetişmeye devam ettiği görülecektir. Unutulmamalıdır ki insan beslenmesi, yemesi, içmesi, hareket etmesi ve cinsel yaşayışıyla değil, muhakeme gücü, irade ve ruh bütünlüğünün bir yansıması olan manevî fizyonomisi ve ahlâkî yapısıyla insandır. İnsan kendisine özgü bu ayırıcı özellikleriyle hayvanlardan ayrılır. Onun için hayvanlara, karakter, ahlâk ve kültür kavramlarının yüklendiği görülmez. Örneğin, bir ineğe, “ne kadar da ahlâklı, kültürlü ve şahsiyetli(!)” denilmez.



    Okul, Aile ve Kültür Üçgeni



    Sosyal değerler, toplum bireylerini birbirine yaklaştıran, bir arada tutan ve devamını sağlayan güçlerdir. Sosyal değerler, toplumun duygu ve düşüncelerini yansıtır. İnsanı insan yapan vasıfları koruyan sosyal değerler, temelde ahlâkî inanç ve ilkelere dayanır. İyilik, doğruluk, şefkat, himaye gibi manevî değerlere saygı, ulvî değerlere bağlılık toplumun temel bağlarıdır (Nirun ve arkadaşları,1986:38 ).

    Bütün toplumlarda, hırsızlık, rüşvet, yalan, iftira, mala-cana tecavüz gibi, ahlâk ve hukuka aykırı eylemler yasaklanmıştır. Her toplum, kendi manevî yapısını koruyacak kurumlar tesis etmiş ve bazı mekanizmalar geliştirmiştir. Avrupa’da bu mekanizmaların başında, kilise bulunmaktadır. Kilise, okul ve aile ile birlikte bir üçgen oluşturmaktadır. Toplumdaki kurumların bu üçgenin ahengini bozacak şekilde yapılaşması istenmez. Zaman zaman okul ve ailenin sahip olduğu değerler karşı karşıya gelse de, bu değerler çatışmasının toplumu tehlikeye düşürecek boyuta ulaşmasına izin verilmez. Eğer bu yönde yer yer bazı tehlikeler görülürse, o zaman ahenk bozulmaya başlamış ve farklı değer ölçüleri ortaya çıkmış demektir. Bu da teknolojisinin bütün haşmetine ve kilisenin olağanüstü gayretine rağmen olmuşsa, burada durup düşünmek gerekir. Acaba insanı buhrana düşüren, strese sokan, akıl almaz çılgınlıklara iten ve neticede mutsuzluğuna yol açan gerçek sebep nedir?


    Okulun Fonksiyonundan Sapması

    Sosyal olayların sebeplerini, kesin olarak belirlemenin zorluğu ortadadır. Ancak, nesiller arası farklılaştırmayı doğuran ve kişilerin kendi kültür değerlerine karşı yabancılaşmasını hızlandıran faktörlerin başında okulun, daha doğrusu yanlış eğitim politikaları uygulayan eğitim sisteminin geldiği de bir gerçektir.

    Bu durumda zaman zaman okulun:



    . Çift kişilikli, iki yüzlü, düşüncesini rahatça ortaya koyamayan, karşısındakinin eğilimine göre fikir değiştiren, ezik, medenî cesaretten mahrum ve korkak kişiler yetiştiren,

    . Öğretim süreçlerini adeta bireyin kişiliğini öldürmek için bir baskı aracı şeklinde kullanarak, topluma, düşüncesiz, amaçsız, iradesiz, kısaca, “bukalemun tip”te insanlar sevk eden,



    . “Halka rağmen halk için” zihniyetinde olduğu gibi, “insana rağmen insan için” onun hayat damarlarını kesen”

    bir kurum olarak çalıştığı da bilinmekte ve görülmektedir.

    Okul, bireyi ve toplumu heba etmektedir. Okul, hayal kırıklığına neden olmaktadır (Varış, 1988:15) diyen ILLICH, toplumu daha ileri hedeflere ulaştırabilmek için, okulu çok sert bir dille eleştirmiştir.

    Böyle bir okulun bilimsel bilgi ürettiğini ve bilimsel yöntemleri kullandığını ya da kullanabileceğini düşünmek çok zordur. Bu yaklaşım tarzı, bireyleri rahatsız ettiği kadar, demokratik gelişmenin önünde de büyük bir engel oluşturduğu söylenebilir.

    Elbette okulun gerçek fonksiyonu bu değildir. Eğitim kurumlarından da böyle bir insan tipini yetiştirmesi beklenmemektedir.

    Eğitim süreci içinde okulun en önemli görevi kişiliği geliştirmektir. Demokratik eğitimde okul öyle bir kurumdur ki, demokrasinin ihtiyacı olan insan tipini oluşturur (Varış,1988:134).

    Bu etkinlikte, insanın tanınması, dolayısıyla özelliklerinin keşfedilmesi önemli bir yer tutmaktadır.







  4. Ziyaretçi
    bence çok güzel bir site . bütün ödevlerimi bu siteden FORUM ALEV den yapıyorum . emeği geçen tüm abilerimize ablalarımıza çok çok teşekkür ederim.

  5. Ziyaretçi
    bu çok güzel

  6. Ziyaretçi
    teşekkür ederim çok işime yaradı ama biraz uzun olmuş

  7. Ziyaretçi
    çok güzel bir site forum alev sayesinde ödevlerimi yapabildim

  8. Ziyaretçi
    Çok teşekkür ederim..

  9. Ziyaretçi
    fevkulade mükemmel

  10. Ziyaretçi
    çok güzel öğretmenim çok beğendi

  11. Ziyaretçi





    çok güzel bir site gerçekten forum aleve teşekkür ediyorum

  12. Ziyaretçi
    çok güzel bir site teşekkürler forum alev

+ Yorum Gönder

Hızlı Cevap Hızlı Cevap


:
bireyler arasında fiziksel duygusal ve kültürel farklılıklar topluma neler kazandırır,  bireyler arasındaki fiziksel duygusal ve kültürel farklılıklar topluma neler kazandırır,  bireyler arasında fiziksel duygusal ve kültürel farklılıklar topluma neler kazandırır kısa,  bireyler arasında fiziksel duygusal ve kültürel farklılıklar,  fiziksel duygusal ve kültürel farklılıklar topluma neler kazandırır
5 üzerinden 3.73 | Toplam : 75 kişi