+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Türk cumhuriyetine komşu ve diğer ülkelerle olan sosyal siyasi ekonomi ilişkilerimiz ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. Ziyaretçi

    Türk cumhuriyetine komşu ve diğer ülkelerle olan sosyal siyasi ekonomi ilişkilerimiz





  2. Fashion
    Bayan Üye





    Cevap: Bugün İslam dünyası denince, 30 milyon KM2’yi bulan bir yüzölçümü üzerinde l milyarı geçen nüfusun yaşadığı 60'a yakın devlet ve 80 dolayında müslüman topluluğu anlaşılmaktadır. Müslüman nüfusun yaklaşık % 80'lik bir bölümü, Endonezya, Bangladeş, Nijerya, Pakistan, Türkiye, Mısır, İran, Cezayir, Sudan ve Fas'ı içine alan 10 ülkede yaşamaktadır. İslam ülkelerinin genelinde tarım sektörü ekonominin itici gücü olmasına rağmen, bölgede hammadde üretimi de oldukça yüksektir. İslam ülkeleri bütün olarak incelendiği zaman, dünyanın pek az ülkesinde bulunan yeraltı ve yerüstü kaynaklarına sahip olduğu görülür. Bu ülkelerin sahip oldukları kaynakların dünya üretimi içindeki payını şöyle sıralayabiliriz:

    - Dünya petrol üretiminin % 65'i,
    - Dünya doğal kauçuk üretiminin % 70'i,
    - Dünyada bilinen uranyum yataklarının % 39'u,
    - Dünya kalay üretiminin % 52'si,
    - Dünya jütünün % 40'ı,
    - Dünya hurmasının % 93'ü,
    - Dünya hindistan cevizinin % 33'ü,
    - Dünya buğdayının % 15'i,
    - Dünya pirincinin % 17'si,
    - Dünya baharat üretiminin % 39'u,
    - Dünya şeker pancarı ve şekerkamışı üretiminin % 31 'i,
    - Dünya tütün üretiminin % 20'si,
    - Dünya boksit üretiminin % 14'ü,
    - Dünya doğal gaz üretiminin % 51 'i,
    - Dünya fosfat üretiminin % 41 'i İslam ülkelerindedir.

    Burada sayılan ürünler dünya ticaretinde oldukça önemli bir yere sahiptir. Bunlar, İslam ülkelerinde üretilmekte ve başka ülkelere satılmaktadır. Ancak, İslam ülkelerinde toprakların büyük bir bölümü işlenememekte, madenlerin önemli bir kısmı çıkarılamamaktadır. İslam ülkelerini ihracat potansiyelleri ve kişi başına düşen milli gelirlerine göre üç grupta incelemek mümkündür. Bunlar;

    * Az ve orta derecede gelişmiş İslam ülkeleri,
    * Petrol zengini İslam ülkeleri,
    * Sanayileşme politikasına ağırlık veren ve kısmen sanayileşmelerini gerçekleştirmiş İslam ülkeleridir.

    Yapılan bu sıralamaya göre, birinci grupta bulunan ülkelerin ihracatında tarım ürünleri ilk sırayı almaktadır. Ayrıca, bu gruptaki ülkelerde kişi başına düşen milli gelir bin doların altındadır. Afganistan, Bangladeş, Burkina Faso, Cibuti, Gambia, Maldivler, Nijer, Pakistan, Senegal, Sierra Leone, Somali, Sudan ve Uganda bu grupta bulunan ülkeler arasında yer almaktadır.

    İkinci grupta bulunan İslam ülkeleri, OPEC üyesi olarak bilinen petrol ihracatçısı ülkelerdir. Kişi başına düşen milli gelirleri oldukça yüksektir. OPEC üyesi İslam ülkeleri büyük petrol rezervlerine sahiptir. Bu grubun en önemli ihraç ürünleri petrole ilave olarak kakao, kauçuk ve kahve gibi hammaddelerdir.

    Milletlerarası verilere dayanarak yapılan hesaplamalara göre, dünya petrol rezervlerinin % 64.51'i 8 Körfez ülkesinde bulunmaktadır. Suudi Arabistan, Irak, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, İran, Katar, Umman ve Bahreyn'den oluşan Körfez ülkelerinin petrol rezervleri 1991 rakamlarıyla 622 milyar 26 milyon varil civarındadır. Dünyanın en büyük petrol kaynaklarını elinde bulunduran Suudi Arabistan, 257 milyar 504 milyon varillik petrol rezervi ile dünya petrol
    rezervlerinin % 26.71'ine sahiptir. Suudi Arabistan'ı 100 milyar varillik petrol rezervi ile Irak izlemektedir. Dünyada 5 milyar varilin üzerinde petrol rezervi olan 17 ülke vardır. Bunlardan ilk 5'i Körfez ülkeleridir.

    1990'lı yıllara girmeden hemen önce, British Petroleum Şirketi'nin yaptığı bir araştırmaya göre, 1988 yılı üretimi esas alınır ve yeni petrol yataklarının keşfedilmeyeceği varsayılırsa; İran, Irak, Abu Dabi ve Kuveyt'in petrol rezervlerinin en az 100 yıl, Suudi Arabistan'ın petrol rezervlerinin en az 95 yıl hiç zorlanmadan ihtiyaçlara cevap verebileceği tahmin edilmektedir. Üçüncü grupta bulunan ülkeler ise, zengin petrol kaynaklarına sahip olmamakla beraber, birinci ve ikinci gruptaki ülkelere göre daha fazla sanayileşmişlerdir.

    Türkiye de bu gruba dahildir. Ekonomik faaliyet sahaları, dünyadaki yeni gelişmelere paralel olarak, tarımdan sanayie ve hizmetler kesimine kaymakta, böylece üretimde yeknesaklık yerini giderek çeşitliliğe terk etmektedir. Türkiye'den başka Malezya, Mısır, Suriye, Tunus ve Ürdün bu grup içinde gösterilebilir.

    Eski Sovyetler Birliğinin 1991 yılı sonunda dağılmasından sonra, bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan ve diğer Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ile İslam dünyası ve Türkiye arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi, mevcut iktisadi potansiyelin genişlemesi anlamına gelmektedir.

    Azerbaycan'da 13 milyon ton dolayında petrol ve 11 milyon ton dolayında da doğal gaz üretilmektedir. Azerbaycan'ın nüfusu Türkiye'nin 1/8'inden daha az olmasına rağmen, ülkede üretilen pamuk 600 bin ton ve pamuklu kumaş 120 milyon m2 civarındadır.

    Bölgenin en büyük yüzölçümüne sahip olan Kazakistan, önem sırasına göre fosfat, petrol, doğal gaz, kömür, demir cevheri, altın, gümüş, çinko, bakır, kurşun, magnezyum, krom ve boksit rezervleri bakımından çok zengin bir ülkedir. Bu ülke eski Sovyetler Birliği maden yataklarının %60'ına sahip olup, Eski Sovyetler Birliği'ndeki altının %7'sini, gümüşün de yarısından fazlasını
    üretmektedir. Ülkenin büyük bir kısmı çöl ve steplerden oluşmakla birlikte, Kazakistan Eski Sovyetler Birliği'nde ekilebilir arazinin %35'ine sahiptir.

    Dünya Bankasından elde edilen son verilere göre, Kazakistan 1992 yılında 29 milyon 500 bin ton hububat üretimi gerçekleştirmiştir. Bu ise, kuraklığın hüküm sürdüğü bir önceki yıla göre %246'lık bir artış demektir. 1993 yılında hububat üretiminin 24 milyon ton olması beklenmektedir.


    Kazakistan ülkede bulunan petrol üretimi imkanlarım dikkate alarak, OPEC nezdinde gözlemci üye olmayı planlamaktadır. Petrol çıkarma imkanlarının kısıtlı kullanılabildiği Kazakistan'da üretim, 1992 yılında bir önceki yıla göre l milyon ton azalmasına rağmen, 25 milyon 660 bin ton olarak gerçekleşmiştir. Bu bakımdan, başta Japonlar olmak üzere, Batı Avrupa firmaları ve Amerikalılar, ülkedeki petrol veya diğer yeraltı kaynaklan ile ilgili ihaleler için kıyasıya mücadele etmektedirler.

    Kırgızistan'da tarım kesiminde hayvancılığa dayalı bir ekonomi hakimdir. Bu ülkede ayrıca şeker pancarı, mısır, tütün, sebze ve meyve yetiştirilmektedir. Yetiştirilen bitki ve ağaç çeşidi 4 bini burmaktadır. Kırgızistan'ın dağlık olması sebebiyle, ekonominin itici sektörü olarak elektronik mühendisliği ve ipekçilik gibi alanlara daha fazla önem verilmektedir. Bu ülke gıda sanayii ve konservecilik konusunda da ileridir.

    Kırgızistan zengin iktisadi kaynakları elinde bulunduran bir ülkedir. Demir cevheri rezervi l0 milyon tonu bulmaktadır. Ayrıca, petrol ve gaz yatakları bakımından da zengindir. Kırgızistan, 31 milyon ton kömür yatakları rezerv ile Orta Asya’da birinci sırayı almaktadır. Bunun yanında Kırgızistan önemli miktarda tuz, kaolin, cam tozu, termal veya mineral su kaynaklarına da sahiptir.

    Özbekistan'ın yüzölçümü Türkiye'den 332 bin 52 km2 daha küçük ve topraklarının büyük bir bölümü çöl olmasına rağmen, ekilebilir arazi Türkiye'den daha fazladır. Pamuk üretiminde dünyada üçüncü olan bu ülke, eski Sovyetler Birliği pamuk üretiminin %61'ini karşılıyordu. Özbekistan'da ayçiçeği, mısır, ipek üretimi yanında 150 çeşit üzüm ve 30 çeşit kavun da bol miktarda üretilmektedir.

    Mart 1992'de Özbekistan'da Fergana Vadisi Minbulakskii Petrol alanı yakınlarında dünyada bilinen en büyük 10 petrol yatağının toplamına eşit olduğu tahmin edilen yeni bir rezerv bulunmuştur. Özbekistan'da senede 80 ton saf altın çıkarma imkanı vardır. Rusya'nın saf altın üretimi ise, senede sadece 120 tondur. Özbekistan'da altın üretimindeki etkinliğin %10 civarında arttırılması için, hükümet 1993 yılında Amerikan menşeli Newmont madencilik şirketi ile bir ortaklık anlaşması yapmıştır.
    Türkmenistan'ın yüzölçümü Türkiye'den 292 bin 476 km2 küçüktür. Ayrıca ülkenin oldukça büyük bir bölümü çöl olmasına rağmen, başlıca kaynakları arasında pamuk, petrol, doğalgaz, kükürt ve potasyum bulunmaktadır. Bu ülkede yıllık olarak 5.5 milyon tonun üzerinde sülfür ve 250 bin tonun üzerinde sodyum sülfat elde edilmektedir. Elektrik üretimi ise 15 milyar kilowatt saate yaklaşmıştır. Kimya sanayii ve tarım kesiminde koyun besiciliği gelişmiştir. Bu ülkede yetiştirilen meşhur karakul koyunlarının mevcudu 15 milyonun üzerindedir.

    Türkmenistan'da 1993 yılı tahıl üretiminin 579 bin ton olacağı tahmin edilmektedir. Bu yönüyle Türkmenistan, kendi kendini besleyebilecek kadar tahıl üretimini gerçekleştirebilecek kapasitededir. Ayrıca, Türkmenistan'da el sanatları yönünden halıcılık oldukça ileri düzeydedir. Böylece, dünyadaki ve eski Sovyetler Birliği'ndeki yeni gelişmeler İslam ülkelerinin sınırlarının genişlemesini ve mevcut iktisadi potansiyelin artmasını engelleyememiştir. Dünya coğrafyasının önemli bir kesimini, sahip olduğu beşeri kaynaklan ile de etkisi altında tutan İslam ülkeleri, görüldüğü gibi, iktisadi potansiyel açısından da dünya ekonomisinin gelişebilmesi için oldukça etkili olabilecek bir konuma gelmiştir.
    1.2. İslam Konferansı Teşkilatı ve İslam Ülkeleri Arasındaki İşbirliğine Katkıları

    Suudi Arabistan'ın öncülüğünde 1926'dan itibaren sınırlı düzeyde sürmekte olan İslam
    dayanışma girişimleri, 1967 Arap-İsrail savaşından sonra meşru bir gerekçeye dayandırılmaya başlanmıştır. İslam ülkelerinin devlet başkanlarının katılacağı bir Zirve Konferansı tertiplenmesi fikri, İsrail işgali altında bulunan Kudüs'teki Al-Aksa Camii'nin 1969 yılı Ağustos ayında kundaklanmasına bir reaksiyon olarak, 1969 yılı Eylül ayında Rabat’ta yapılan ve 24 ülkenin katıldığı Birinci İslam Zirve Konferansı ile gerçekleştirilmiş ve böylece İslam Konferansı Teşkilatının temelleri atılmıştır.

    İslam Konferansı Teşkilatı, günümüzde nüfusun çoğunluğu müslüman olan ülkelerin üye olduğu politik, ekonomik, kültürel ve sosyal konularla iştigal eden bir uluslar arası kuruluş durumundadır. Yakın zamana kadar Teşkilatın üye sayısı 45 iken, Arnavutluk ve bazı yeni Türk
    Cumhuriyetlerinin katılımı ile birlikte bu sayı 51'e yükselmiştir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Mozambik gözlemci statüsünde Teşkilatın çalışmalarına katılmaktadır.

    Genel Sekreterliği Cidde'de bulunan Teşkilatın, 20 kadar bağlı ve yan ihtisas kuruluşu bulunmaktadır. İdare merkezi Cidde'de bulunan İslam Kalkınma Bankası da Teşkilat tarafından kurulmuş, ancak idari yapısı ve kaynakları itibariyle bağımsız bir uluslararası fînans kuruluşu olarak faaliyet göstermektedir. Teşkilatın yan organlarından olan İslam Ülkeleri İstatistik, Ekonomik ve Sosyal Araştırma Eğitim Merkezi (SESRTRIC) Ankara'da, İslam Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi (IRCICA) ise İstanbul'da bulunmaktadır. Teşkilatın en yüksek karar organı üç yılda bir yapılan ve üye devletlerin başkanlarının katıldığı İslam Zirve Konferanslarıdır. Senegal'in başkenti Dakar'da son olarak yapılan Altıncı Zirve Konferansında, Yedinci Zirvenin daha sonra kesinleşecek bir tarihte Suudi Arabistan'da yapılması kararlaştırılmıştır. Her yıl genellikle Mart aylarında yapılmakta olan İslam Dışişleri Bakanları Konferansları ise, Zirve tarafından belirlenen stratejiler doğrultusunda uygulamaya yönelik kararlar alabilmektedir. Böylece, Genel Sekreterliğin ve yan organların bütçelerini onaylayan Zirveden sonra en önemli karar organı durumundadır.

    3-8 Ağustos 1991 tarihlerinde İstanbul'da yapılmış olan Dışişleri Bakanları 20. Konferansı ile, 1976 yılında yine İstanbul'da yapılmış olan 7. Dışişleri Bakanları Konferansından sonra Türkiye ikinci kez, İslam Dışişleri Bakanları Konferansına ev sahipliği yapmış bulunmaktadır.
    1981 yılında Taif’de yapılmış olan Üçüncü İslam Zirve Konferansında kurulmuş olan üç Daimi Komite'den biri de, Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi (İSEDAK)'dir. Üçüncü Zirvede kurulan Bilim ve Teknoloji İşbirliği Daimi Komitesi (COMSTECH)'nin başkanlığına Pakistan Devlet Başkanı, Enformasyon ve Kültür İşleri Daimi Komitesi (COMlACI'nin başkanlığına ise,
    Senegal Devlet Başkanı seçilmişlerdir. İSEDAK ise, başkanı seçilemediğinden 1984 yılına kadar faaliyete geçememiştir. 1984 yılı başında Kazablanka'da yapılan Dördüncü İslam Zirve Konferansında, Türkiye Cumhurbaşkanının başkanlığına seçilmesi üzerine İSEDAK, aynı yılın Kasım ayında İstanbul'da yapılan Birinci Toplantısı ile faaliyetlerine başlamıştır. Daimi Komitelerin kurulduğu Üçüncü İslam Zirve Konferansı, bu Komitelerin üye sayılarını 15'er ülke ile sınırlandırmıştır. Ancak, Birinci İSEDAK Toplantısına Teşkilata üye olan bütün ülkeler davet edilmiş ve bu toplantıda İSEDAK'ın üyeliğini bütün ülkelere teşmil eden bir karar alınmıştır.







+ Yorum Gönder

Hızlı Cevap Hızlı Cevap


:
ulusal dış politikamız doğrultusunda başka ülkelerle kültürel sosyal siyasi,  başka ülkelerle kültürel sosyal siyasi ve ekonomik ilişkilerimiz,  türk cumhuriyetleri komşu ve diğer ülkelerle olan kültürel ilişkimiz,  türk cumhuriyetleri ile olan sosyal kültürel siyasal ve ekonomik ilişkilerimiz,  komşu ülkelerde ekonomik kültürel sosyal ve siyasi ilişkilerimiz nasıldır
5 üzerinden 3.00 | Toplam : 1 kişi