+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Doğal kaynakları korumak daha dikkatli olmak için neler yapılablir? ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. Ziyaretçi

    Doğal kaynakları korumak daha dikkatli olmak için neler yapılablir?





  2. Ensar
    Özel Üye





    Cevap: Doğamızı Nasıl Koruyabiliriz
    Dünyamızın doğal ekosistemleri, daha önce hiç görülmemiş bir hızla yok oluyor. WWF’nin (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) yayınladığı “2006 Yaşayan Gezegen Raporu”na göre, gezegenimizdeki doğal kaynakları tarih boyunca görülmemiş bir hızla tüketiyoruz. Rapora göre, doğal kaynaklarımızı şu andaki hızında tüketmeye devam edersek, 2050 yılında iki gezegene daha ihtiyacımız olacak.

    Raporda, doğal kaynak tüketiminin yanı sıra, biyolojik çeşitlilikteki azalmanın da devam ettiği belirtiliyor. Raporda, 1970-2003 yılları arasında Dünya üzerindeki omurgalı canlı türlerini üçte birinin soyunun tükendiğine değiniliyor. Aynı zamanda, insanların doğadaki ayak izlerinin, Dünya’nın kendini yenileyemeyeceği bir hızda arttığı vurgulanıyor.

    WWF Genel Müdürü James Leape konuyla ilgili olarak; “Ekolojik zarar bakımından ciddi boyutlarda bir aşırı tüketim sorunuyla karşı karşıyayız. Doğal kaynaklarımızı, yeryüzünün yenileyebileceğinden daha büyük bir hızda tüketiyoruz. Bu aşırı tüketimin, öngörülebilir ve çok ürkütücü sonuçları var.” dedi.

    Leape, “Bugün, önemli kararlar alma zamanı. Yaşam standardlarımızı yükseltirken, doğadaki ayak izlerimizi azaltan değişimler yaratmak kolay olmayacak. Bugün kurduğumuz şehirler, enerji santralleri ve evler; ya toplumumuzu derinden zarar verecek bir aşırı tüketim çılgınlığına sürükleyecek, ya da değişimi tetikleyerek gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmamızı sağlayacak.”dedi.

    Biyolojik çeşitliliğin azalmasının temel nedeni dünyanın kaynakları yerine koyma hızından daha hızlı bir tüketimin olması. Yapılan araştırmalar ve incelenen veriler sonucunda, “Yaşayan Gezegen Raporu”, yeryüzünün son durumunu iki ayrı göstergeyle belirtiyor: Yaşayan Gezegen Endeksi ve Ekolojik Ayak İzleri. Yaşayan Gezegen Endeksi, 1300 farklı omurgalı canlı türünden alınan 3600’ün üzerinde popülasyon örneğine dayanarak yeryüzündeki biyolojik çeşitliliği ölçüyor. Yapılan ölçüm ve incelemeler, karasal canlı türlerinde yüzde 31, tatlı su canlılarında yüzde 28 ve denizlerdeki canlı türlerinde yüzde 27 oranında bir azalma olduğunu ortaya koyuyor.

    İkinci gösterge olan Ekolojik Ayak İzleri ise insanlığın doğal kaynaklara yönelik taleplerini belirtiyor. Bu göstergeye göre; 1961 ve 2003 yılları arasında insanların doğadaki ayak izleri üç katına çıktı. Fosil yakıt kullanımından kaynaklanan karbondioksit izimiz, son kırk yılda 9 kat arttı ve küresel ayak izimizin en büyük unsuru haline geldi.

    Kişi başına düşen yeryüzü alanına göre bakıldığında en büyük ayak izlerini bırakan beş ülke Birleşik Arap Emirlikleri, Amerika Birleşik Devletleri, Finlandiya, Kanada ve Kuveyt olarak karşımıza çıkıyor. Tarım sektörünün, sanayiden daha büyük bir yer kapladığı Türkiye, su kaynaklarını hızlıca tüketiyor. Türkiye batı ülkeleri ile birlikte biyolojik yenilenme kapasitesinin yüzde 50 daha fazlasını tüketeten ülkeler arasında yer alıyor.

    Dünyamızın doğal ekosistemleri, daha önce hiç görülmemiş bir hızla yok oluyor. WWF’nin (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) yayınladığı “2006 Yaşayan Gezegen Raporu”na göre, gezegenimizdeki doğal kaynakları tarih boyunca görülmemiş bir hızla tüketiyoruz. Rapora göre, doğal kaynaklarımızı şu andaki hızında tüketmeye devam edersek, 2050 yılında iki gezegene daha ihtiyacımız olacak.

    Raporda, doğal kaynak tüketiminin yanı sıra, biyolojik çeşitlilikteki azalmanın da devam ettiği belirtiliyor. Raporda, 1970-2003 yılları arasında Dünya üzerindeki omurgalı canlı türlerini üçte birinin soyunun tükendiğine değiniliyor. Aynı zamanda, insanların doğadaki ayak izlerinin, Dünya’nın kendini yenileyemeyeceği bir hızda arttığı vurgulanıyor.

    AKLA İLK GELENLER

    1)Ülkemizde yetişen ağaçlar , bitkiler , bunların tanınması , korunması , çoğaltılması konusunda çalışan gruplarla hiç değilse yılda bir kez biraraya gelip bilgi alabiliriz.Mutlaka bize de düşen bir görev vardır.Hepimiz sadece yılda bir kez doğayı korumak adına birşey yapsak bile doğa bundan hoşnut olacaktır.


    2)İçtiğimiz suyun , nefes aldığımız havanın daha temiz olması için son on yılda kendi adımıza birşey yapmamışsak önümüzdeki yıllar için telafi planlaması yapabiliriz.


    3)Çöplerimizi sınıflandırmaya başlayabiliriz.Hepimizin bu tür alışkanlıkları doğallıkla büyük organizasyonlara yansıyarak atıkların doğaya en az zararı verir şekilde yeniden değerlendirilmesinisağlayabilir.


    4)Her ay bir çocukla çevre koruma bilincini yerleştirebileceğimiz eğitimci sohbetler yapabiliriz.


    5)Sokağımızda varsa , rahatsız edici bozuk kaldırım , taşmış çöp kutuları , susuz kalmış ağaçlar , parklar vb eksiklikleri günlük olarak ilgili görevlilere hatırlatabiliriz.

    6)Piknik yerlerindeki inanılmaz sorumsuzluklara yanımızda bir fazla çöp poşeti götürerek müdahele edebiliriz.Bir çöp poşeti ikram ettiğimiz sorumsuz kişi mutlaka iyi birşey yapmaya yönelecektir.


    7)Siz zaten bunları yapıyorsanız lütfen yapmayanlara hatırlatın. Çağımızda çoktan rayına oturmuş olması gereken bu konular için basit öneriler ne yazıkki hala gerekiyor.

    Denizler , göller , nehirler , dağlar yerinde hep beton olsaydı nasıl bir hayat yaşayabilirdik !
    Hepimiz önce yaşadığımız çevreden başlamak üzere dünyanın her köşesi için koruma sorumluluğu ile dolu olmalıyız.Kıvançla "Ülkemiz cennet gibi." derken acaba kaçımız kıyılarımızda ve plajlarımızda(büyük sanayi atıklarını bir yana bırakın) sadece insan eliyle doğrudan kirletmenin nekadar kolayca yapıldığını hatırlıyoruz.Tüm plajlardan yalnızca sigara izmaritlerini toplasak küçük dağ yığınları oluşabilir.Bu bir telaş ve abartı değil,bir insanın bunu nasıl yapabildiğine duyulan şaşkınlık.En üzücü olanı belli eğitim süzgeçlerinden geçmiş gibi görünen kimi kişilerin bu tür şaşkınlıkları gereksiz detay olarak yorumlamaları.Lütfen artık hepimiz yaşadığımız gezegene daha saygılı olalım.Hemfikirseniz bu cümleleri ortak bir seslenişimiz olarak yorumlayın,değilseniz lütfen doğa için biraz duyarlı olun.

    Orman; İçinde Ağacı, diğer bitkileri, hayvanları, böcekleri, milyonlarca tür bakteri ve mikroorganizması, toprağı, suyu ve iklimi ile bir ekolojik bütündür. Yaşayan büyük bir Organizmadır. Dünyanın Akciğerleridir.
    İnsan doğanın bir parçasıdır. Şehirlerde yaşayan insan bunu unutmuş gibidir.
    Doğaya, onunla savaşılacak, yenilgiye uğratılacak ve ekonomik çıkar sağlanacak bir obje olarak bakmaktadır. Halbuki insan doğayla savaştığı zaman kendisiyle savaştığının farkında değildir. Doğayı yendiği veya yok ettiği zaman kendisinin kaybettiğini anlayacaktır. Özellikle büyük şehirlerde kirli havanın ve suyun tek doğal temizleyicisi civarlardaki ormanlardır.

    Yapılaşma ve rant uğruna bunlar yok edilmekte ve peşinden toprak ta yok olmaktadır. Devletimiz mahalli idareler, STK'lar ve herkes buna engel olmak zorundadır. Bu konunun tek çözüm yolu tüm doğal orman alanları milli park ilan edilerek doğal sınırları saptanmalıdır ve ormanlara zarar verenlere, bunlara göz yuman yetkililere çok ağır hukuksal yaptırımlar getirmeli ve uygulanmalıdır.

    KOÇ Vakfı tarafından Üniversite alanı olarak belirlenen yöneticilerimiz eliyle sözde "Kamu yararı" gözetilerek söz konusu vakfa tahsis edilen Sarıyer ormanları İstanbul'un nadide yeşil alanları ve bu kentin kalan son akciğerleridir. Kamuya ait ormanların talanı da tıpkı yanması gibi ciğerlerimizi dağlamakta. Ancak yasa uygulayıcıları söz konusu yağmaya yasal kılıf uydurup "Kamu yararı olduğu gerekçesiyle" diyerek bu katliama göz yummakta, çanak tutmaktadırlar. Halbuki; 3-14 Haziran 1992 tarihleri arasında Brezilyanın Rio de Jenero kentinde gerçekleştirilen Birlemiş Milletler çevre ve kalkınma konferansına başbakan düzeyinde katılan Türkiye, bu toplantının resmi belgesi olan gündem 21; yani sürdürülebilir kalkınma için eylem planını kabul etmiştir.

    Gündem 21'in "Ormansızlaştırma ile mücadele" başlığını taşıyan 11. Maddesi hükümetleri ve diğer kuruluşları "Orman, Ormanlık alan ve ağaçlıkların çoğul rollerinin ve işlevlerinin sürdürülmesi" amacına yönelik mevcut mekanizmaların güçlendirilmesi ile yükünmlü kılmaktadır.

    Türkiyenin üst düzey devlet görevlileri altına imza koyduğu uluslararası sözleşmelerin gereğini yerine getirmekle yükümlüdürler.

    Kaldıki; uluslararası sözleşmeler ve yaptırımlar bir kenarda dursun, mevcut ormanlarımızı korumak, geliştirmek gelecek kuşaklara olan borcumuzdur.
    İnsanda dahil tümüyle canlı yaşamın, yaşam alanlarının git gide daraldığı günümüzde (hiç olmazsa) mevcut alanları korumayanlar, korumak için çaba sarf etmeyenler gelecek kuşaklar nezdinde hiçte iyi anılmayacaklar.

    Bize göre ormanları yakanlarla, yağma yapanlar ve bu yağmaya yasal kılıf hazırlayanların arasında hiç bir fark gözetilmemelidir.

    Alıntı







  3. Ziyaretçi
    güzel bir site onların sosyal ödevim bitti tşk







+ Yorum Gönder

Hızlı Cevap Hızlı Cevap


:
doğal kaynakları korumak ve daha dikkatli olmak için neler yapabiliriz,  doğal kaynaklarımızı korumak için neler yapmalıyız,  doğal kaynakları korumak ve daha dikkatli olmak için neler yapmalıyız ,  doğal kaynaklarımızı korumak ve daha dikkatli olmak için neler yapmalıyız,  doğal kaynakları korumak için neler yapmalıyız
5 üzerinden 3.65 | Toplam : 23 kişi