+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden düsünce ve duygularımızı insanlarla paylaşmamız neden önemlidir ile ilgili kompozisyon ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. Ziyaretçi

    düsünce ve duygularımızı insanlarla paylaşmamız neden önemlidir ile ilgili kompozisyon





  2. Ensar
    Özel Üye





    Cevap: İNSAN YAŞAMINDA DUYGULARIN ÖNEMİ
    İnsanın tüm diğer fonksiyonları gibi birer düşünce içeriği olan duyguları, özel bir öneme sahip olması nedeniyle ayrı bir bölüm olarak ele almak gerekmektedir.

    İnsan nasıl ki duyu fonksiyonlarıyla (bilinen beş duyu) madde alemini algılayıp buradan izlenimler ediniyorsa, duyguları aracılığı ile de insan, ruhunun bulunduğu hallerden, ruhunda neler olup bittiğinden izlenimler algılamış olmaktadır. İnsanın ruhunun halleri ise, insanın beden sağlığında ve vereceği her türlü kararda doğrudan ve son derece etkili olması nedeniyle büyük bir önem taşımaktadır. Duygular konusunun ayrıntılarına geçmeden önce burada geçen veya geçecek olan deyimlerin ne anlam taşıdığını açıklamakta yarar vardır.

    Ruhsal imaj = Ruhsal imge: Ruhun, dolayısıyla insanın içinde bulunduğu hali anlatan (vurgulayan) bilgi = izlenim demektir.

    Duygu : Ruhsal imajın fizik bedende oluşan algısı, insanın kendisini nasıl hissettiğini anlatan bilgi.

    Duyu : İnsanın madde alemini algılamasını sağlayan fonksiyonu (bilinen beş duyu)

    İmajinasyon = İmgelem: İnsanın bir ruhsal imajı zihninde düşüncesinde doğrudan canlandırmasını (oluşturmasını) sağlayan ruhsal fonksiyon

    Mimik : Yüz ifadesini değiştirerek duyguları anlatmak.

    Fizyonomi : Kişiliği anlatan yüz ifadesi

    Monitör : Ekranlı bir cihaz.

    Ruhsal imajların (dolayısıyla duyguların) tam olarak tarifi mümkün değildir. Çünkü insanoğlu bugüne dek bunu mümkün kılabilecek bir lisan geliştirememiştir. Buna rağmen her insan, ruhsal hal ve duygu deyimleri ile neyin kastedildiğini çok iyi bilmektedir. İnsanoğlu ruhsal hal ve duyguların ne olduğunu bilmekle beraber bunların oluşum ve işleyiş kurallarını iyi bilmediğinden, genelde duygularını (imajinasyon fonksiyonunu) yanlış kullanarak yaşamını çoğunlukla (deyim yerinde ise) cehenneme çevirmektedir.

    İnsan, yaşamında, etkiler nedeniyle öylesine derin izler bırakabilen duygularla karşılaşabilmektedir ki, bir tek psikolojik acı veren duygu, insanın yaşamını karartmaya, alt üst etmeye yetebileceği gibi mutluluk veren diğer bir duygu ise, insanı peşinden sürükleyebilecek insana, dünyanın öbür ucuna gitmeyi göze aldırabilecek kadar, akla gelmeyen daha nice çılgınlıklar yaptırabilecek kadar etkili olan duygulara da, insanoğlunun yaşam tarihinde çokça rastlanmıştır.

    Yukarıdaki örnekte verilen duyguların istenenine daha kısa yoldan ulaşabilmek ve istenmeyen duygulardan da kurtulabilmek için insanın yapması gereken şey, duyguların oluşum ve işleyiş kurallarını öğrenerek söz konusu bilgiler sayesinde kendi duygularını yönetmek suretiyle kendi ruhunun hallerini (duygularını) kendi ihtiyacına göre şekillendirmek, oluşturmaktır. Bu konuda tüm ayrıntılı bilgilere, bu bölümü baştan sonra okumakla ulaşılabilir.

    DUYGULARIN OLUŞUMU VE NEREDEN TÜREDİKLERİ
    Dikkat : Yapılan işlemler işe yaramadığında, imajinasyon duygu oluşturma tekniğine başvurulacaktır.


    Konular arasında daha önce de açıklandığı gibi, İnsan = Ruh + Astral Beden + Fizik (et) beden şeklinde oluşumu olan bir varlıktır. Buradaki konumuz ağırlıklı olarak fizik insan olduğu için konu, fizik (et) beden ve ruh ilişkisi yönünden ele alınacaktır. Fizik insanı, ruh varlığına tüm etkilerini ve yaşadıklarını, aralarındaki iletişimi sağlayan düşünceleri aracılığı ile aktarmaktadır. Yani ruh varlığı, bağlı bulunduğu fizik bedeninin algılama ve düşünce sisteminden yararlanarak madde alemine bağlı yaşamı esnasında insanın tüm faaliyetlerinin eksiksiz olarak hemen düşüncesine yansıması nedeniyle, insanın neler yaşadığına, yaşadıklarını nasıl karşıladığına, neleri yapmak istediğine ve tüm niyetlerine dair bilgileri içeren izlenimleri düşünceler halinde devamlı olarak algılamaktadır. Burada anlatılmak istenen, ruh ve fizik beden yaşamda birbirlerine öylesine sıkı bağlarla bağlılar ki, her ikisinin her şeyi aynı anda nasıl yaşadıklarını = hissettiklerini, (hatta burada aslen acıyı ruhun çektiği söylenir bense, acıya neden olan fizik insandır diyeceğim) siz de buradaki süreci izlediğinizde aynı gerçeği görebilirsiniz. Burada açıkça görülüyor ki; ruh fizik insanın yönetimindedir. Ve ruh, çektiklerini, bağlı bulunduğu ve kendisini yöneten (acı çektiren) fizik insana anında biyolojik yoldan bir güzel aktarmaktadır. Ki söz konusu ruhsal imaj, fizik beynin, duygu oluşumu için yapacağı hormon salgılama işlemlerinin projeksiyon şeklinde bir nevi planıdır. Bu ruhsal imaj = söz konusu duygu için gereken tüm verileri içeren ve fizik beyinin anlayabileceği bu mükemmel projeksiyon, fizik beynin duyular dışı algılama merkezinin monitöründe yer alır almaz ruha ulaşan her düşünce burada içeriğine göre, bir şekillenme oluşturmaktadır. Bu oluşan şekillenme ruhsal imaj dır. Buradaki oluşum süreci şöyle yürümektedir:

    Genel duygu ölçülendirme prensipleri aynı kalmakla birlikte duygu oluşum süreci genelde şöyle yürümektedir:

    Bir duygu oluşumunun hemen öncesinde kişinin, oluşmakta olan duygusunun ölçüleri konusunda hiçbir mesajı yoksa, ki bilgisizliği nedeni ile insanın bu konuda hiçbir hazırlığı yoktur, bunun üzerine o kişinin koordinatör beyni olan “ÖZBEN” tarafından kişinin bilinçaltı belleği taranarak oluşacak duygusu için o kişinin geçmişte yaşadığı örnek oluşturabilecek bir davranışı aranır ve bulunduğunda hemen devreye sokulur ve böylece duygu oluşumu bitmiş olur. Yani burada sözü edilen bilinçaltındaki genel değer yargısının içerdiği duygu oluşum mesajı: Genelde, istenen olunca = mutluluk, istenen olmayınca = mutsuzluk duygusu şeklindedir. İşte bu yüzden sonuç herkeste hep aynı olmakta, duygular yukarıda açıklandığı gibi oluşmaktadır.

    Diğer taraftan, insanın duyguları da dahil olmak üzere her algıladığı kesinlikle hep zihninden=düşüncesinden geçtiğinden ve tüm bu zihinden geçenler ise o insanın duygusunu yeniden ölçülendirerek söz konusu duyguların oluşum ve şekillenmesinde çok önemli bir etkide bulunmaktadır. Duygular konusunda bu önemli etkiyi hiç unutmayıp hep göz önünde bulundurarak duygular konusundaki davranış stratejisini hep buna göre saptamak gerekmektedir.

    Şöyle ki: İnsanoğlu çok akıllıca yaşamak zorundadır. Buraya kadar gördük ki, duygularımız hakkındaki düşüncelerimiz duygularımızı şekillendirebilmektedir (ölçümlendirmektedir). O zaman duygularımız hakkındaki düşüncelerimizi yöneteceğiz. Her duygumuz için birer duygu ölçülendirme mesajı önceden hazırlayarak söz konusu mesajları, duygularımız oluşmadan önce zihinden okumak suretiyle, duygularımızın zihnimizde oluşturacağı düşünceleri bu yolla engellemiş oluruz. Bu, başta zor gibi görünse de ihmal etmeksizin üzerinde çalışılırsa başarı zaman içinde yakalanabilmektedir. Zaman içinde, bunun sanıldığı kadar zor olmadığı anlaşıldığında, yaşamınızın altın devrine ulaştığınızı da fark etmiş olacaksınız.

    İnsanın o anda yaşadıklarının yanı sıra, yaşadığı duyguları nasıl karşıladığına dair kendi yorum, beğeni vs gibi o andaki duygusunu niteleyen düşünceleri ile birlikte ve özbenin aktarımı olan, fizik insanın aynı andaki duygusu için daha önceki nitelemeleri de devreye girdiği için söz konusu duygu daha önce de açıklandığı gibi fizik insanın sadece o andaki duygu nitelemelerinin = ölçülendirmelerinin ürünü olamamakta böylece söz konusu duygunun oluşumunda o insanın yaşamı boyunca o bir duygusu konusunda daha önce yaptığı ölçülendirmeler de kişinin şuuraltı belleğinden alınarak özben tarafından devreye sokulup bu duygu konusunda etken olmaktadır. Yani bir duygunun nihai şekillenmesi, insanın o andaki duygu ölçülendirmelerinden başka aynı duygusu için o insanın daha önce yaptığı duygu ölçülendirmeleri de etken olmaktadır. Burada karma bir duygu ölçülendirme etkisi söz konusudur. Hatta insanın şuuraltı belleğinde genelde yer alan genel değer yargılarının bile duyguların oluşumunda etken olduğu söylenebilir. Duygu oluşum süreci duygu ölçülendirme niteleme = bir duyguya ölçüt ve özellik verme işlemi.

    Örneğin: “Bana, . şeklinde haz verecek duygum, gerçekleşmesini istediğim falan olay gerçekleştiğinde ortaya çıkacak.” şeklindeki cümle zihinden okunduğunda, bir duygu niteleme = ölçülendirme işlemi yapılmış olur. Yukarıda zihinden okunan cümleye de duygu ölçülendirme mesajı denir. Duygu ölçülendirme mesajları, özellik ve ölçütü tarif ihtiyacına göre daha geniş bir anlamsal metin olabileceği gibi veya daha etkili bir anlatım için ölçülendirme mesajında bazı semboller vizyonlar veya daha etkili başka anlatım ve vurgulama karakterleri de örneğin bazı özel fizyonomiler + imajinasyon teknikleri kullanılabilir. Bu husus ilgili kişinin buluculuğuna bağlıdır.

    Duygu ölçülendirme mesajlarında özellikle, duyguları çok iyi vurgulayabilen fizyonomi fotoğrafları kullanarak söz konusu duygu ölçülendirme işlemini başarıyla tamamlamak mümkündür. İnsan genelde duygusunu tarif etmekte zorlandığı için fizyonomi fotoğrafı bu konuda çok iyi bir alternatif oluşturmaktadır. Bunun hem kolay, hem de daha etkili bir tarif oluşturabileceği şüphesizdir. Bu konuda (Bakınız, Duygular Bölümü “Duyguların Görüntüsü” başlığı altına)

    Örnek: Elinizde bir duygu fizyonomi fotoğrafı varsa, bu fotoğrafın kendi fotoğrafınız olması şart değildir. Önemli olan söz konusu fizyonomi fotoğrafının bir duyguyu kuvvetle vurguluyor olmasıdır. Böyle bir işlem için duygu ölçülendirme mesajı: “Birazdan duygum, şu anda gördüğüm fizyonomi fotoğrafındaki gibi olacaktır.” Bir mesajı zihinden okurken fizyonomi fotoğrafına da bakıyor olmak ve bunun gerçekleşeceğine inanıyor olmak bu duygu ölçülendirme işlemi için yeterlidir.







  3. Ziyaretçi
    Teşekkür ederim







+ Yorum Gönder

Hızlı Cevap Hızlı Cevap


:
duygularımız ile ilgili kompozisyon
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi