+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Televizyonun geçmişten günümüze teknolojik gelişimi ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. Ziyaretçi

    Televizyonun geçmişten günümüze teknolojik gelişimi





  2. DOLUNAY
    Özel Üye





    Cevap: geçmişten günümüze telefonun gelişimi



    Edinburg doğumlu Alexsander Graham Bell, Amerikan yurttaşlığına geçmişti ve sağır bir kıza aşıktı Sağırlara nasıl yardımcı olabileceğini düşünüyordu Boston Üniversitesi’nde ses fizyolojisi profesörü iken sesleri mekanik olarak yeniden üretme fikri kafasını sürekli meşgul ediyordu Ses dalgaları, elektrik akımına dönüştürülebilirse, o zaman elektrik akımının da bir devrenin öteki ucunda yeniden sese dönüşürülebileceğini düşünüyordu 1876 yılıydı Bir gün sesi taşımak üzere tasarladığı bir araçla deney yaparken, pilin asiti pantolonuna döküldü Asistanı Thomas Watson‘dan, Watson’ın binanın başka bir tarafında olduğunu bilmeden yardım istedi
    Bundan sonra neler olduğunu laboratuvar notlarında şöyle anlatır: "Ağızlıktan şu tümceyi söylemiştim: ‘Bay Watson, buraya gelin Sizi görmek istiyorum’ Şaşılacak bir şey, ama geldi ve söylediklerimi duyup anladığını söyledi O’ndan sözlerimi yinelemisini istedim Harfi harfine yineledi Sonra yer değiştirdik Watson, kitabın birinden ağızlığa birkaç bölüm okurken alıcıdan dinledim Çıkan seslerin alıcıdan geldiğine hiç kuşku yoktu Duyulan ses yüksek, ama anlaşılmaz ve boğuktu Ne söylendiğini çıkaramadım, ama rastgele bazı sözcükler çok açıktı; en sonunda da çok açık ve anlaşılır biçimde "Bay Bell, söylediklerimi anladınız mı" tümcesi duyuldu
    Bell, bir yıl sonra telefonun patentini aldı Birkaç ay sonra Bağımsızlık Bildirgesi’nin yayımlanışının 100 yıl kutlamalarının en coşkulu günleriydi Konuk Brezilya İmparatoru 2Pedro, "Bu konuşuyor" diye haykırarak onu bütün dünyaya duyurdu
    Telefon bulunduğu sıralarda, Amerikalı bir belediye başkanı "Bir gün her kentte bir tane olacak" dediğinde cüretkar bir öngörü sayıldı İngiltere’de de Postane Başmühendisi Sir William Preece, bir halk komitesinde, "Amerikalıların telefona ihtiyaçları var, ama bizim yok Bizim elimizde bir yığın haberci çocuk var" dedi

    Arthur C Clarke, yirminci yüzyılın sonlarından önce dünyadaki her köyde değil, her evde bir telefon olacağını daha o günden tahmin etmişti
    Thomas Edison, telefonu geliştirdi, gramofonun habercisi olan fonografı buldu Joe Nickell, bu şeyin kolay kabul görmediğini şöyle anlatır: "1878′de, Fransız Bilimler Akademisi’nin üyeleri Du Moncel’in, Thomas Edison’un son buluşu ile ilgili olarak gerçekleştireceği bir gösteriye tanıklık etmek için toplanmışlardı Toplantıya ünlü fizikçi Jean Bouilland da katılmıştı Küçük, ilkel fonograf konuşmaya başladığı sırada (Du Moncel’in biraz önce söylediği sözleri yanlışsız yinelerken) 82 yaşındaki Bouilland, fizikçinin üzerine atılıp boğazına sarıldı
    "Seni sefil !" diye bağırdı"Bir vantroluğun hileleriyle bize aldatmak istemeye nasıl cüret edersin! "Bouilland, bir tek insanların konuşabildiğini, makinelerin konuşamayacağını "kavramış" biriydi!"
    Maxwel’in konuyla ilgili makalesi aslında 1865 yılında yayınlanmıştı
    Maxwel’in Elektromanyetik Dalga Kuramı, büyük bir düşünsel başarıydı ama bazı İngiliz ve Avrupalı bilim adamlarının fazlaca ilgisini çekmemişti Makalesinin yayınlanışından tam 23 yıl sonra 1887 yılında Alman fizikçi Heinrich Hertz (1857-1894), elektromanyetik dalgaların varlığını denel olarak kanıtladı
    Hertz, bunu başarabilmek için, dalgaları yayan bir verici ve bir alıcı yapmıştı Böylelikle dalgaların iddia edildiği gibi hareket ettiklerini kanıtlayabilecekti; ama o zamanların iyi donanımlı laboratuvarlarının çoğunda bulunabilecek basit elektrikli teçhizatı kullanmıştı
    Hertz’in vericisi, aküyle çalışan bir endüksiyon bobiniydi; yani günümüz otomobillerinde bulunan ateşleme bobinine (kontakt) benzeyen ve ayarlanabilir bir kıvılcım boşluğu bulunan bir kıvılcım veya endüksiyon bobiniydi Ayrıca vericinin üzerinde çift kutuplu anten olarak işlev gören iki tane düz ****l plaka bulunuyordu
    Hertz’in alıcısı küçük bir boşlukla ayrılmış bir tel devreydi Vericilerin boşluğundaki salınım yükü, Uzay’da ışıyan elektromanyetik dalgalar, alıcıya ulaşırken, telde bulunan sabit elektronların hareket etmesine ve devredeki boşlukta bir kıvılcımın oluşmasına neden oluyordu
    Sonuçta, Hertz‘in laboratuvarında kıvılcımlı telsiz telgraf sistemi doğmuş oldu Üzerinde yapılacak önemsiz değişikliklerle Hertz’in cihazı, kodlu mesajlar gönderebilecek bir biçime dönüştürülebilrdi Ama ne var ki Hertz, iletişim teknolojisiyle ilgilenmiyordu
    Sonuçta o, Maxwell‘in kuramsal çalışmasının önemli bir kısmını deneylerle doğrulayan bir bilim adamıydı Hertz’in yaptığı deneyleri açıklayan popüler, çağdaş yorumlar, bu deneylerin olası pratik kullanımlarından söz ediliyordu; ama Hertz, araştırmasının bu yönüne ilişkin olarak hiçbir yorumda bulunmadı
    Bu sıralarda İngiltere’de Sir Oliver Lodge (1851-1940) da benzer çalışmalar yapıyordu Bu çalışmaların aksayan yanları bulunmasına karşın, Hertz, telsiz dalgalarının, telgrafın keşfinde ilk adımları yansıtır
    Hertz ve Lodge, verici ve alıcı cihazları belirli bilmsel ilkeleri kanıtlamak amacıyla yapmışlardı; ama yine de Lodge, Alman meslektaşına kıyasla, teknolojik sorunlarla daha fazla ilgileniyordu Sözgelimi, elektrik dalgaları üzerine yaptığı araştırma, fırtınalı havalar sırasında yeterli koruma sağlayamayan yıldırımsavarların gelişkin hale getirilmesine yönelik bir araştırmadan türemişti
    Uygulamaya yönelik ilgisine ve elektromanyetik ışıma hakkındaki üstün bilgisine rağmen Lodge, telsiz telgraf düşüncesine ilk yönelenlerden birisi olamadı
    1892 yılında bir başka İngiliz fizikçi (tabi ki o da bir Sir), Sir William Crookes, popüler bir bilim dergisinde, Hertz’in keşfettiği dalgaların mucizelerini öven bir makale yazmıştı Crookes’in kehanetlerine göre bu dalgalar, gelecekte hava koşullarının kontrol edilmesini, daha iyi ürünler yetiştirilmesini, aktarım telleri kullanmaksızın evlerin aydınlatılmasını sağlayacaktı; o sıralarda ise tellere, direklere, kablolara veya pahalı aletlere gerek duymayan bir telgraf sisteminin yaratılmasında kullanılabilirlerdi
    Tarihçi Hugh GJAitken ise, 1892 yılının telsizle iletişimin gelişiminde bir sınır çizdiğine inanıyor Önceleri, elektromanyetik dalgalar üzerine yapılan deneyler, Maxwell Kuramı’nı geçerli kılma amacını güdüyordu Ama 1892 yılından sonra deney yapan kişiler, sinyal gönderme sistemlerine, yeni cihazların geliştirilmesine veya icat edilmesine ve bilimsel makaleler yerine, patent başvuruları gerektiren ticari gelişmelere yöneldiler
    Lodge, 1894 yılında İngiliz Bilim Geliştirme Derneği’nin yıllık toplantısında, icat ettiği vericiyi tanıttı Yaklaşık 55 metrelik bir uzaklığa, mors alfabesiyle sinyaller gönderdi ve telsiz telgrafın sunacağı olanakları anlattı O sıralarda Lodge, telsizle iletişim konusunda bilimsel ve teknolojik gelişmeleri yakından takip ediyordu ve bu alandaki bilgisi oldukça fazlaydı
    Bunun yanısıra, bu konunun gelecekte çok büyük bir etkiye sahip olacak yönleri üzerinde de çalışmalarda bulunuyordu ki bunlar arasında en önemlisi ’seçici akort’ tu Bu buluş, telsizle iletişimden yararlanan kişilerin daha düşük frekanslarda haberleşmelerini sağlayacak ve böylelikle başka sinyallerin araya girmesini engelleyecekti
    Maxwell, 19 yüzyılın büyük öncülerinden biridir Bir gazın sıcaklığının o gazın molekülleriyle ilişkisini açıkladı ve "gazların kinetik kuramı" nın oluşmasında belirleyici rol oynadı Aynı matemaktiksel hünerini, elektrik ve manyetizma olayları arasındaki ilişkiyi açıklayan denklemleri kurarken de kullandı O, gerçek bir araştırmacıydı Mekanik ve astronomi ile de ilgilendi 1861 yılında renkli fotoğrafı ilk olarak o çekti
    Graham Bell’in Telefon Taslağı










  3. DOLUNAY
    Özel Üye



    Televizyonun Tarihçesi


    Televizyon, görüntü ve görüntüyle ilgili seslerin bir vericiden iletilen elektromanyetik dalgalar halinde yayılmasını ve televizyon alıcıları sayesinde tekrar görüntülenmesini sağlayan haberleşme sistemlerinden birisinin adıdır. Televizyon sözcüğü “uzak” anlamındaki Yunanca tele ve “görme” anlamındaki Latince Visio sözcüklerinden gelir. Televizyonun bulunmasından sonra bu teknolojiyi ithal eden Türkiye, cihaza Türkçe bir isim bulmak yerine bir çok dünya ülkesi gibi aynen kullanmıştır. Almancada Fernseher olarak söylenir.

    İlk televizyon Görüntüsü 1926 yılında İskoçyalı Mühendis John Logie Baird tarafından yayınlanmıştır. Başlangıçta noktalar halinde ve titrek olan görüntülerin kalitesi Bairt tarafından geliştirilmiştir. Baird’in televizyon sisteminde mekanik olarak döndürülen diskler kullanılmasına karşın aynı dönemde Marconi – EMI sistemi gibi elektronik olarak işleyen rakip sistemlerde bulunmaktaydı.



    Televizyonun bulunduğu tarihten bu güne kadar geçirdiği evrim



    21. yüzyılın vazgeçilmez aletlerinden biri olan televizyonun tarihi, 75 yıl önce, İskoç mucit John Logie Baird ’in keşfiyle başladı. Baird, 21. yüzyılda insanları saatlerce karşısında oturtabilen televizyonun babasıydı. Keşif merakı çocuk yaşlarda başlayan Baird, 12 yaşında, evine bir elektik sistemi döşemiş ardından yoldayken arkadaşlarıyla konuşmasını mümkün kılacak ilk telefon santralini geliştirdi. İskoçyaya’da Kraliyet Teknik Koleji’nde elektrik dersleri alan Baird, Glascow üniversitesinde elektrik mühendisliği okudu. Birinci Dünya Savaşı sırasında eğitimine ara veren mucit, silahlı kuvvetlerde çalışmak istedi ama kabul edilmedi. Başvurusu reddedilen Baird, Clyde Valley Elektrik Enerjisi Şirketi’nde çalışmaya başladı ancak sağlık
    problemleri işi bırakmasına sebep oldu. Clyde Valley ’den sonra aralarında Trinidad ’da bir reçel fabrikasında işçiliğin de bulunduğu çeşitli işlerde çalışan Baird, nihayet 1922’de memleketi Sussex ’e geri dönen ve burada tamirciliğe başladı. Nakkaş mucit Sussex’ deki mütevazı hayatı, Baird ’i 50 yıldır düşlediği televizyon icadı üzerinde yoğunlaşma fırsatı verdi.
    Parası olmadığı için ilk televizyonunu bir lavabo ve bir çay tenekesiyle yapan Baird, bir sonraki denemesinde projeksiyon lambasını bisküvi kutusuyla kaplayıp basit bir düzenek geliştirdi ve düzeneğe kullanılmış lenslerle devrelerden tarama diskler ekledi. Baird ’in icat ettiği bu düzenek, tahta çubuklar arasına nakış iğneleri ve balmumuyla tutturulan bir cihaz olarak TV’nin dedesi kabul edildi. Çalışmalarını bundan sonra da sürdüren mucit, 1925’de hayal ettiği gibi, “Stok ey Bill” adını verdiği ilk ilkel televizyonda görüntü transmisyonunu da gerçekleştirmeyi başardı. Logie Baird icadının parlak bulundu ama pek ciddiye alınmadı. İlk yayın BBC’den Baird ’in ilk ilkel TV’yi icat ettiği dönemde, BBC gibi yayıncılar radyoya odaklanmıştı. BBC’inin TV yayıncılığına geçişi, 1929’da sınırlı bir kitleye ulaşan ilk deneme yayınıyla başladı. Günde iki yayın kuşağında hizmet vermeye başlayan BBC televizyonu, ilk kuşakta haber, ikinci kuşakta ise müzik yayını veriyordu. Baird televizyondan sonra infrared ışınlar üzerinde de çalışmalar yaptı. (d.13 Ağustos 1888; ö.14 Haziran 1946)


    Tasarrufa Duyarlı Plasma:



    Hem bilgisayar ekranı hem de TV olarak kullanılabilen Panasonic Plasma Display TH-42PWD 3U, köşeden köşeye 106 cm’lik bir ekran büyüklüğüne sahip. Enerji tasarrufu yapan ve gürültü kirliliğine karşı duyarlı olarak üretilen Plasma TH-42PWD3U’un içerisinde gürültüden kaçınmak için fan kullanılmamış ve 295 watt elektrik tüketiyor.
    Geride bıraktığımız yıla ait kablolu yayın izni ücretini ödemeyen yaklaşık 50 TV kuruluşu yayınlarının durdurulması tehlikesiyle kaşı karşıya geldi.(Zaman Gazetesi 3 Ocak 2002)
    İnternet ve televizyon ilk defa Web TV ile bir araya getiren Steve Perlman ,teknoloji dünyasından heyecan oluşturacak bir cihaz geliştirdi.Jurnal. net’teki habere göre . evdeki herhangi bir odadan tek bir kutu ile bir müzik, televizyon , video ve DVD gibi diğer eğlence sistemlerini çalıştırmalarını sağlayan cihaz tanıtımı büyük ilgi gördü. Moxi Media Center adı verilen cihaz, VCR ya da kablolu kutuya benzeyen bir set üstü kutu.Televizyona bağlana bilen bu kutu ,kablo ya da uydu sinyallerini çözebiliyor. Ürünü ortaya çıkaran Perlman’a göre Moxi , ayrı , ayrı DVD player , CD player, video recorder ve dijital müzik sistemi (ve bunların kumandaları)ihtiyacını ortadan kaldırıyor ayrıca 80 GB sabit diski bulunan yeni cihaz , yüzlerce CD’yi de depolayabiliyor.Modem ,Fire Wire bağlantı portu ve bir tür açık kodlu Linux işletim sistemi bulunan cihaz interaktif Tv ,e-posta ,anında mesajlaşmayıda destekliyor.
    Perlman,uydu TV sağlayıcısı EchoStar ile ortalık anlaşmada imzalamış bu anlaşma sayesinde Moxi set üstü kutuların ABD’de 2003 yılında piyasada olması bekleniyor.Benzer set üstü kutuların birbiri ardından çıktığına dikkat çeken endüstri uzmanları ilk defa önemli bir içerik sağlayıcının böyle bir girişime destek verdiğini vurguluyor.



    “DİJİTAL DEVRELER, DAHA KULLANIŞLI”



    Erciyes Üniversitesi’ndeki “Dijital TV Yayınları” konulu konferansında konuşan, Prof. Dr. Avni Morgül, dijital yayınların analog yayınlardan daha ucuz olduğunu söyledi.Ayrıca dijital devrelerin bilgisayar ve televizyon tek bir cihazda birleştirilmesine de sağladığı dile getirilir
    1. 21. yüzyılın vazgeçilmez aletlerinden biri olan televizyonun tarihi, 75 yıl önce, İskoç mucit John Logie Baird’in keşfiyle başladı. Keşif merakı çocuk yaşlarda başlayan Baird, 12 yaşında, evine bir elektik sistemi döşemiş ardından yoldayken arkadaşlarıyla konuşmasını mümkün kılacak ilk telefon santralini geliştirdi.
    Clyde Valley’den sonra aralarında Trinidad’da bir reçel fabrikasında işçiliğin de bulunduğu çeşitli işlerde çalışan Baird, nihayet 1922’de memleketi Sussex’e geri döndü ve burada tamirciliğe başladı.
    Nakkaş mucit Sussex’deki mütevazı hayatı, Baird’i 50 yıldır düşlediği televizyon icadı üzerinde yoğunlaşma fırsatı verdi. Parası olmadığı için ilk televizyonunu bir lavabo ve bir çay tenekesiyle yapan Baird, bir sonraki denemesinde yansıtım (projeksiyon) lambasını bisküvi kutusuyla kaplayıp basit bir düzenek geliştirdi ve düzeneğe kullanılmış lenslerle devrelerden tarama diskler ekledi. Baird’in icat ettiği bu düzenek, tahta çubuklar arasına nakış iğneleri ve balmumuyla tutturulan bir cihaz olarak TV’nin dedesi kabul edildi.
    Çalışmalarını bundan sonra da sürdüren mucit, 1925’de hayal ettiği gibi, “Stokey Bill” adını verdiği ilk ilkel televizyonda görüntü transmisyonunu da gerçekleştirmeyi başardı.
    Logie Baird icadı parlak bulundu ama pek ciddiye alınmadı. İlk yayın BBC’den Baird’in ilk ilkel televizyonu icat ettiği dönemde, BBC gibi yayıncılar radyoya odaklanmıştı. BBC’nin televizyon yayıncılığına geçişi, 1929’da sınırlı bir kitleye ulaşan ilk deneme yayınıyla başladı. Günde iki yayın kuşağında hizmet vermeye başlayan BBC televizyonu, ilk kuşakta haber, ikinci kuşakta ise müzik yayını veriyordu.
    Dünya Savaşı’ndan bu yana televizyon, ABD’nin en popüler iletişim aracı haline geldi ve gerek seçimlerde, gerek yaşam biçiminde olağanüstü etkili olacak kadar gelişti. 2000 yılında 100 milyon Amerikan evinde (yüzde 98.2) en azından bir televizyon vardı ve ortalamaya bakıldığında ev başına 2.4 televizyon düşüyordu.
    Üç özel kanal, reklamlarla finanse edilen ücretsiz
    programlar yayınlamaktadır Bu üç kanal 1950’lerden 1970’lere kadar TV pazarının yüzde 90’ını ellerinde tutmuşlardır. Ama 1980’lere gelindiğinde, uydudan yayın yapan ücretli kablo TV’nin sürekli gelişimi, bu ayrıcalıklı konuma son verdi. Nitekim 2000 yılına kadar kablo TV’ye abone olan Amerikan ailelerin oranı yüzde 70’i buldu ve şebeke-dışı programlar yayınlayan kanallar da izleyicilerinin yüzde 30’undan fazlasını kaybetti. Yeni kablo kanallarının bazıları 24 saat boyunca film göstermektedir; Ted Turner’in yarattığı Cable News Network (CNN) de 24 saat boyunca haber yayınlamakta ve MTV ise müzik videoları göstermektedir.
    ABD çerçevesinde, her biri bağımsız yayın yapıp kendi halk kesimine hizmet veren 349 kamu televizyon istasyonu vardır. Ancak bu istasyonlar, program yapımcılığını destekleyen Public Broadcasting Service gibi ulusal kuruluşların şemsiyesi altında birleşmişlerdir. Amerikalı vergi yükümlüleri de, haftada 100 milyon kişi tarafından izlenen kamu televizyonu için kısmi kaynak yaratmaktadır. En popüler programlar arasında çocuklara yönelik; kuklalar, animasyonlar, şarkılar ve komedi öğeleri kullanarak okuma ve matematik öğretmeyi amaçlayan Sesame Street (Susam Sokağı) da yer almaktadır.
    1970’lerden başlayarak ABD kablo şirketleri, nüfusun farklı kesimleri için farklı hizmetler önermeye başladılar. Silent Network tarafından yayınlanan programlar işitme özürlüler için işaret dili ve altyazı kullanmaktadır. 1988 yılında, Christopher Whittle, Channel One kablo şebekesini kurdu ve Amerikan lise öğrencilerinin yaklaşık yüzde 40’i için eğitim programları ticari yayınlarla birlikte yayınlamaya başladı. Bunlara ek olarak; bilgisayarların yaygınlaşması, TV ve fiber optikler interaktif TV yayınlarına geçme olasılığını da arttırmakta ve bu da izleyicilerin, istedikleri özgün programları diledikleri bir zamanda izleyebilmelerini sağlamaktadır.
    Ülkemizde ilk televizyon yayıncılığı İTÜ’nün 1952 yılında İstanbul’da yaptığı test yayınlarıyla başladı. 1964 yılında TRT’nin resmi olarak kurulması ile birlikte yeni bir yapılanmaya gidildi ve 1968 yılında ülkemizin ilk resmi televizyonu yayın hayatına başladı. Bu arada ülkemizde siyah beyaz yayınlar yapılırken ABD’de 1953 yılından itibaren renkli yayınlar başlamıştı bile. Resmi devlet kuruluşu olan TRT ilk renkli yayınını 1981 yılını 1982 yılına bağlayan yılbaşı gecesi gerçekleştirdi. Ardından değişik programlar renkli olarak yayınlanırken ilk defa 1984 yılında tüm yayınlar renkli olarak verilmeye başladı


    Televizyonun Teknik Özellikleri



    Televizyonun temel prensibi ışık enerjisinin elektrik enerjisine çevrildikten sonra yayınlanması ve alınan elektromanyetik sinyallerin tekrar ışık enerjisine çevrilmesidir.Işık enerjisi elektrik enerjisine çevrilmesi fikri 1873 senesinde Selenyum üzerine ışık düşürüldüğünde elektrik direncinin değiştiğinin keşfedilmesi ile başlamıştır.

    Bu prensibe göre selenyum üzerine parlak ışık düşerse; sinyal kuvvetli , soluk ışık düşerse sinyal zayıf olacaktır. Genliği değişen bu sinyal radyo dalgaları gibi yayınlanıp alıcıda ters işlem yapılınca ekranda görüntü teşekkül eder.TV bu bakımdan “uzaktan görme” manasına gelir. TV bir noktadaki ışık şiddeti radyo dalgalarına dönüştürme,sonra bu dalgalardan,eş şiddette bir ışıklı nokta elde etme esasına dayanır.Nakledilecek görüntü, yüz binlerce kareye bölündükten sonra,her bir kare,homojen şeklinde aydınlanmış noktalar gibi kabul edilip,bu noktalardaki ışık şiddeti TV verici sisteminde radyo dalgalarına, dalgalarda TV alıcılarına da yeniden ışığa dönüştürü.

    Görüntüdeki kareler çok hızlı tarandığı için, alıcı ekranlarında tek ,tek ışıklı noktalar değil, değişik aydınlıkta karelerin meydana getirdiği resimler gözlenir.

    Renkli televizyon, bütün renkleri yeşil, mavi ve kırmızının değişik oranlarda karıştırılması ile elde edilebileceği gerçeğine dayanır. Nakledilecek görüntü, yeşile, maviye ve kırmızıya duyarlı olan üç ayrı kamera tarafından aynı anda taranır. Elde edilen üç ayrı elektromanyetik dalga, alıcı sistemin ekranında, biri yeşil biri mavi ve biri kırmızı olan üç görüntüyü üst, üste düşürür ve bu renklerin karışmasından, tabii renklenmeler yeniden elde edilir.

    Televizyon yayınlarında ses ve görüntülerin nakli için, frekansı 5×10 : 9×10 Hertz (50 –900 mega say kıl) aralığına düşen elektromanyetik dalgalar kullanılır.Her televizyon istasyonu,6 mega saykıllık bir frekans aralığında hem ses, hem görüntü gerçekleştirilebilir. Bu 6 mega hertz’lik frekans aralıklarına “kanal” denir. Genel olarak ses yayınlarını taşıyan dalgaların frekanslarını, görüntü taşıyan dalgalarınkinden daha yüksektir.

    Bir televizyon yayın sisteminde, beş önemli unsur bulunur:

    1.Yayınlayacak sahneyi görüntüleyen kamera.

    2. Görüntüdeki ışık sinyalleri dönüştüren bir transduser.

    3. Bu elektrik sinyallerinden radyo dalgaları üreterek anten atmosfere yayınlayan verici (transmitter)

    4. Atmosfer yayınlanan görüntü taşıyınca tromanyetik dalgaları alıp yükselttikten sonra elektik sinyallerine dönüştürerek (alıcı anten, amlifikatör ve birinci dedektif)

    5.Elektrik sinyalleri ışığa dönüştürerek, ekran üzerinde görünür resim veren transduser .

    alıntı







  4. Ziyaretçi
    Televizyonundaki Gelişmeler


    ilk televizyon

    Asıl olarak 1926 yılında tanıtılan ve daha sonra popülerlik kazanan; zengin kesimlerce kulanılan televizyon bugün neredeyse her evde. Hatta evlenecek çiftler dahi alıcaklar listesine mutlaka yazarlar televizyonu. İlk teleizyonlar daha büyük ve daha çok yer kaplıyor iken günümüzde plazma Tv’ler ile bu sorun çözülmüş gibi. Ekran çözünürlüğü; işlevsel kulanımı, ses kalitesi vs. gibi birçok özellik eklendi. Bu yazımızda sizlere televizyonun tarihçesi ve ülkemizdeki durumdan bahsetmek istedik.

    Televizyonun İcadı
    1926 уılındα, ilk kez inѕαn уüzünün görüntüѕünü teleνizуondα elde ediуor. Bαird lαborαtuναrındαki deν ışıklαrın ıѕıѕınα dαуαnmαѕı için ilk tν çekimlerinde özel ναntrolog kuklαlαrı kullαnır. Bir ѕüre ѕonrα bαzı deneуleri için gerçek inѕαn gerekince, ραrαуlα genç bir ofiѕ boу tutmαk zorundα kαlır νe 1924’te tαrihin ilk teleνizуonun ραtenti αlınır: teleνiѕor. Oldukçα ilkel koşullαrdα üretilen νe eѕki bir çαу kutuѕunun üzerine monte edilen teleνiѕor’ün motoru, eν уαρımı bir niρkow diѕkten oluşmαktαdır – diѕk tekeri olαrαk şαρkα kutuѕundαn keѕilen уuναrlαk kαrton, lαmbαуı уerleştirmek için bir biѕküνi kutuѕu, mil уerine bir dikiş iğneѕi bu motor için ideαl mαlzemelerdir. Bαird’ın bulduğu ilk αnten enfeѕ bir iletken olαn bir mαltα hαçıуdı.

    Bαird icαdını krαliуet enѕtitüѕü’ne reѕmi olαrαk ilk kez 26 ocαk 1926’dα tαnıtır. 1928 уılındα iѕe ilk görüntüler αtlαѕ okуαnuѕu’nun diğer уαnınα уαni londrα’уα ulαşmıştır. Böуlece bαird ilk teleνizуon iѕtαѕуonunu kurαr νe bbc için ilk teleνizуon уαуınlαrını уαρmαуα bαşlαr.



    Ülkemizde İlk Televizyon
    Ülkemizde ilk teleνizуon уαуıncılığı itü’nün 1952 уılındα iѕtαnbul’dα уαρtığı teѕt уαуınlαrıуlα bαşlαdı. 1964 уılındα TRT’nin reѕmi olαrαk kurulmαѕı ile birlikte уeni bir уαρılαnmαуα gidildi νe 1968 уılındα ülkemizin ilk reѕmi teleνizуonu уαуın hαуαtınα bαşlαdı. Bu αrαdα ülkemizde ѕiуαh beуαz уαуınlαr уαρılırken αbd’de 1953 уılındαn itibαren renkli уαуınlαr bαşlαmıştı bile. Reѕmi deνlet kuruluşu olαn trt ilk renkli уαуınını 1981 уılını 1982 уılınα bαğlαуαn уılbαşı geceѕi gerçekleştirdi. Ardındαn değişik ρrogrαmlαr renkli olαrαk уαуınlαnırken ilk defα 1984 уılındα tüm уαуınlαr renkli olαrαk νerilmeуe bαşlαdı.



    Tasarruflu kullanım: Plazma TV
    hem bilgiѕαуαr ekrαnı hem de tν olαrαk kullαnılαbilen modelleri olmαklα birlikte; dαhα αz уer kαρlαmαѕı νe dαhα αz enerji hαrcαmαѕı dα teleνizуonun günümüzde geldiği ѕon noktαlαr αrαѕındα.



    Dijital Devreler
    dijitαl уαуınlαrın αnαlog уαуınlαrdαn dαhα ucuz νe dαhα çok kullαnışlı dijitαl deνrelerin bilgiѕαуαr νe teleνizуon tek bir cihαzdα birleştirilmeѕine de ѕαğlαdığı dile getirilir. Bunlαr dα teleνizуonun ѕon dönem özelliklerinden.

  5. Ziyaretçi
    teşekür ;(

  6. Ziyaretçi
    sorumun cevabı Teşekkür ederim

  7. Ziyaretçi
    Süper olmuş ellerinize sağlık

  8. Ziyaretçi
    gerçekten sağolun beni büyük bir dertten kurtardınız .D

  9. Ziyaretçi
    teşekkür ederim çok güzel bilgiler verdiniz

  10. Ziyaretçi
    çok teşekkür ederim bu siteye

+ Yorum Gönder

Hızlı Cevap Hızlı Cevap


:
televizyonun geçmişten günümüze teknolojik gelişimi kısaca,  televizyonun geçmişten günümüze teknolojik gelişimi,  televizyonun geçmişten günümüze gelişimi,  teknolojik bir ürünün icat edildiği günden günümüze kadar geçirdiği değişiklikler,  televizyon geçmişten günümüze teknolojik gelişimi
5 üzerinden 3.27 | Toplam : 70 kişi