+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Çocukların çevrelerine karşı sorumlulukları ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. Ziyaretçi

    Çocukların çevrelerine karşı sorumlulukları





  2. DOLUNAY
    Özel Üye





    Cevap: çocukların çevreye karşı sorumlulukları nelerdir

    çevre hakkında - çocuklara çevreyi aşılıyalım - çocukların çevre sevgisi - çocukların doğa sevgisi

    Çevre sorunlarının çözümünde bizlere düşen görevler nelerdir?

    1· Ormanlarda izinsiz ağaç kesmeyip, ateş yakmamalıyız
    2· Fabrikaların zehirli atıkları ve kanalizasyon suları akarsulara, göllere ve denizlere akıtılmamalıdır
    3· Çöpleri rastgele çevreye, akarsulara, göllere ve denizlere atmamalıyız
    4· Kaliteli yakıtlar kullanmalıyız
    5· Çevre sorunlarının çözümü için sivil toplum kuruluşlarına yardımcı olmalıyız
    6· Çevre sorunlarının önlenmesi için devletin çeşitli zorunluluklar getirmesi gerekmektedir
    7· Çevre bakanlığı daha aktif bir şekilde çalışmalıdır
    8· Yerel yönetimler çevre sorunlarına daha fazla ilgi göstermelidir







  3. Ziyaretçi
    çocukların çevreye karşı sorumlulukları nelerdir

    çevre hakkında - çocuklara çevreyi aşılıyalım - çocukların çevre sevgisi - çocukların doğa sevgisi



    Çevresel etmenlere verilen cevabı değiştiren etmenler:

    Gerek mesleki gerekse çevresel kimyasallara karşı bireyin verdiği cevabı değiştiren
    bir çok etmen bulunmaktadır. Genel olarak kimyasalın etkisini değiştiren özellikler
    konakçıya, çevreye ve toksik maddenin kendisine ait özellikler olmak üzere üç gruba
    ayrılarak sıralanabilir:
    1. Konakçıya ait özellikler
    - Tür, ırk, genotip
    -Yaş
    - Cins
    - Enfeksiyon öyküsü
    - Bağışıklık öyküsü
    - Aktivite düzeyi
    - Beslenme durumu
    - Toksik madde ile karşılaşım öyküsü
    2. Çevresel özellikler
    - Sıcaklık
    - Işık: Işık döngüsü, şiddeti ve spektrum dağılımı
    - Hava: Akım hızı, iyon kapsamı, nem oranı
    3. Kimyasala ait özellikler
    - Dağıldığı orta m-biyolojik etkileme düzeyi
    - Fiziksel özellikleri
    - Kimyasal özellikleri
    Çocuklar fizik, biyolojik ve sosyal çevreden önemli boyutlarda etkilenen önemli
    bir gruptur. Gelişmekte olan ülkelerde her yıl 5 yaşından küçük 14 milyon çocuk sağlıksız
    içme suyu, yetersiz sanitasyon, çevre kirliliği, yaygın hastalıklar ve beslenme yetersizliği
    sonucu ölmektedir. (1) Bu nedenler 3 milyon çocuğun da özürlü olarak yaşamalarına
    yol açar.
    Yaşlılar, bebekler ve çocuklar çevresel kimyasallara karşı daha duyarlıdır. Bütün
    bağlantılarda olduğu gibi yaşla çevre arasındaki ilişkiyi belirlemeye yönelik çalışmalar
    önce ilaçların etkisiyle ilgili çalışmalarla kurulmuştur.
    Birçok kimyasalın gelişme döneminde embriyo ve fetüs üzerindeki olumsuz etkisi

    öteden beri bilinmektedir. Fetal gelişme sırasında kimyasal etkilenimler malformasyonlara,
    büyümede gecikmeye, embriyo veya fetüste ölüme neden olmaktadır. Doğumdan
    sonra gelişme değişikliği, ve kanser gelişiminde söz konusu etkilenimler önem taşımaktadır.
    Fetüsün özellikle kurşun, civa ve poliklorine bifenillerden etkilendiği bilinmektedir.
    Bebek ve küçük çocuklarda hızlı hücre bölünmesi, ağırlığa göre vücut yüzeyinin
    büyük olması, yüksek metabolizma hızı, yüksek oksijen tüketimi ve konakçı
    savunma mekanizmalarının gelişmemiş olmasının bunda en önemli etmenler olduğuna
    inanılmaktadır.
    Çocuk anne karnında ve doğumdan sonra bulaşıcı hastalık etmenlerinin etkilenimine
    açıktır. Biyolojik çevrenin bir çok öğesi çocukta önemli sağlık sorunlarının ortaya
    çıkmasına yol açar. Normal ve sağlıklı bir çocuğun aşı ile korunulabilir hastalıklardan
    etkin aşılama ile korunabilmesi mümkündür. Ancak bağışıklık sistemi ile ilgili sorunlarçocuğun
    bu güvenceden de yoksun kalmasına yol açar. Çocuklar kendi öykülerini veremediklerinden
    değerlendirilmelerinde hekimin yaklaşımı ve ailenin verdiği öykü çok
    önemlidir. Hatalı tanı, hatalı tedavi yaklaşımları önemli sorunlar yaratabilmektedir.
    Hastalıkların olumsuz sonuçlarından etkilenme riski çocuklar için oldukça yüksektir.
    Kızamık sonrası zatürre, ishal sonrası dehidratasyon gibi durumlar doğrudan çocuk ve
    çevre etkileşimiyle ilintili sorunlardır. Çocuğun yaşamasını veya yaşamamasını belirleyen
    önemli etkileşimlerdir.
    Evde beslenen hayvanların sağlığı çocuk sağlığı ile yakından ilişkilidir. Evde evcil
    hayvan beslemek özel bir sorumluluk ve standart gerektirir. Bu standartlar:
    1. Hayvanın sağlıklı yiyeceklerle beslenmesi, bulaştırıcı olma olasılığı yüksek yi
    yeceklerin hayvanlara verilmemesi, özellikle çiğ et ve sakatatın taşıdığı riskin iyi anlaşılması
    gerekir.
    2. Evcil hayvan atıklarıyla çevrenin kirlenmesi engellenmelidir.
    3. Evcil hayvan dış asalaklarının çevreyi kirletmesi engellenmelidir.
    Bütün bunlar hayvanların düzenli bir sağlık denetiminde olmasını gerektirmektedir.
    Söz konusu standartların sağlanması belirli bir sosyoekonomik düzey gerektirmektedir.
    Bunların sağlanamaması durumunda evde evcil hayvan beslenilmesinden
    kaçınılmalıdır.
    Fetüs ve yenidoğanın çevresel kimyasallardan etkilenmesinin boyutu sanıldığından
    çok daha fazladır.
    Belirli bir çevre girişimi bugünkü kuşakların gereksinimini karşılarken gelecek kuşakların
    yaşamlarıyla ilgili tehlikeler yaratmakta mıdır sorusunun sorulması ve yapılacak
    çevre girişiminin ona göre yapılması esasına dayanmaktadır. Henüz doğmamış
    kuşakların kendi haklarını savunmasını yapamayacakları açıktır. Bu nedenle onların

    gelecekteki haklarının savunulmasının ve gözönüne alınmasının günümüz kuşaklarının
    sorumluluğu olduğu belirtilmektedir. Sürdürülebilir kalkınma kavramı çocuklar açısından
    ortaya atılmıştır.
    1989 yılında yayınlanan çocuk hakları sözleşmesine göre daha erken yaşta reşit
    sayılmalarını sağlayan özel yasaların dışında, bu sözleşme kapsamında 18 yaşından
    küçük olan herkesin çocuk sayılacağını belirtmektedir. İLO ve Birleşmiş Milletler nüfus
    bölümü ise 15 yaşına kadar herkesi çocuk saymaktadır.
    Dünyada 15 yaşından küçük 1.7 milyar çocuk bulunmaktadır. Dünya nüfusunun
    % 32 sinden fazlasını bu kesim oluşturmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerde çocukların
    genel nüfusa oranı gelişmiş ülkelere göre daha yüksektir.(l)
    Çocuklar çevresel koşullara karşı büyüklere göre daha duyarlıdır. Çocuklar bedensel
    ve zihinsel gelişim içerisindedir. Bu nedenle çevresel etmenlerin kalıcı etki yapabilme
    riski oldukça yüksektir(2)
    Anne ve babanın normal öyküsü alınırken çoğu kez fetüs ve bebek akılda tutulmaktadır.
    Fetüs ve bebeğin olası durumlarıyla ilgili ipuçlarının yakalanmasına çalışılmaktadır.
    Yine anne ve babanın çevre öyküsü çocuk ve bebek için özellikle önem
    taşır.
    Çevre öyküsü ev, apartman yapım teknolojisi, inşaat malzemeleri, mobilyaları ve
    donanımı, ısıtma yöntemi, evde etkileyebilecek kimyasalların niteliği, ev ve bahçe kimyasalları,
    hobiler, evcil hayvanlarla ilgili ayrıntılı bir değerlendirmeyi taşınabileceği unutulmamalıdır.
    (7) Kimi zaman bir çocuğun değerlendirilmesinde babasının iş öyküsü
    veya annenin iş öyküsünün alınması yararlı olacaktır. Yine çocuklarla ilgili değerlendirmelerde
    anne ve babanın çevre öykülerinin alınması gerekebilir. Çevre öyküsü alınması
    özellikle bebek, çocuk, yaşlı ve yatalaklar açısından çok büyük önem taşımaktadır^)
    Çocuğun doğum öncesi çevresi anne vücudu ve rahimdir. Bireyin genetik yapısı
    birçok özelliklerinin belirlenmesinde katkıda bulunur. Ancak tek etken genetik yapı değildir.
    Bu gelişme sırasında çevresel etmenlerin de çok önemli etkileri bulunmaktadır.
    Bebeğin doğum ağırlığındaki değişimin büyük oranda çevresel etmenlerle ilişkili olduğu
    bilinmektedir.(3) Annenin beslenmesi, plasenta kan dolaşımı yeterliliği önemlidir.
    Anne beslenmesiyle düşük doğum ağırlıklı bebek doğumu arasında yakın ilişki bulunmaktadır.
    Anne beslenme düzeyi anne karnındaki fetüs ve emzikli bebek için önemli
    bir çevre etmenidir.
    Hamilelikleri sırasında kimyasal birtakım etkenlerle karşılaşan annelerin çocuklarında
    önemli sorunlar ortaya çıkmaktadır. İlk etkiler kurşun etkilenimine yol açan annelerde
    gözlenmiş bu annelerde düşük, ölü doğum, doğan bebeklerde yenidoğan ölümü,
    yaşayan çocuklarda konvulsiyonlar rapor edilmiştir(1) Günümüzde kurşunlu iş yerlerinde
    kadınların çalışması yasaklanmıştır. Anne karnında iken kimyasal maddelerle karşılaşmaya bağlı olarak genetiksel yapı değişiklikleri, kanser gelişimi, doğuştan gelişme
    bozuklukları söz konusu olabilir.
    Prenatal dönemde düşük miktarda kurşun etkisinde kalmanın mental büyümede
    olumsuz etki yaptığı belirlenmiştir.
    Herbisit olarak kullanılmakta olan 2-4 diklorofenoksi asetik asit, 2,4,5, riklorofenoksiasetik
    asit ve Silvex gibi maddelerin içerisinde bol miktarda dikosin bulunmaktadır.
    Dioksin embriyotoksik etkilere sahiptir. Poliklorobifeniller de plasenta aracılığı ile
    geçerek embriyoya zarar vermektedir.
    Annenin içtiği sigaraya bağlı olarak bebeğin yüksek düzeyde karbonmonoksit,
    hidrojen siyanür, kadmiyum, nikotin, benzo-a-pyrene gibi polisiklik aromatik hidrokarbonların
    etkisinde kaldığı bilinmektedir. Bunların hepsi plasentadan bebeğe geçer.
    Bütün doğumların % 2-3 ü doğuştan gelişim bozukluğu ile olmaktadır. Bunun %
    25'i genetik nedenlidir. % 5-10 unun nedeni ise radyasyon, virüs, ilaç ve kimyasal etkenlerdir.
    Etki genellikle kimyasal etkenin miktarına, etkileme süresine ve cinsine bağlıdır.
    Japonyada 1953 ve 1964 yıllarında deniz ürünlerinde metil civa zehirlenmesi sonucu
    bebeklerde beyin felçleri ortaya çıkmıştır. Bu Minimata hastalığı olarak
    bilinmektedir. Üstelik bebekte anne kanındakine oranla daha büyük oranda bir civa
    konsantrasyonunun söz konusu olduğu belirlenmiştir. Anne kanındakine göre bebekte
    civa % 47 oranında daha yüksek olabilmektedir. DDT, DDE, Lindane, Dieldrin gibi
    tarım ilaçları plasentadan bebeğe geçebilmektedir.
    Herbisit olarak kullanılmakta olan 2-4 diklorofenoksi asetik asit, 2,4, 5 - riklorofenoksiasetik
    asit ve Silvex gibi maddelerin içerisinde bol miktarda dikosin bulunmaktadır.
    Dioksin embriyotoksik etkilere sahiptir. Poliklorobifeniller de plasenta aracılığı ile
    geçerek embriyoya zarar vermektedir.(l)
    Karbonmonoksit gazı annedekinden % 10-15 oranında daha fazla olmaktadır.
    Karbonmonoksit hemoglobinin oksijen ve karbondioksit taşıma kapasitesini olumsuz
    etkilemektedir. Annenin alkol almasının fetüsteki etkileri, alkolik anne bebeğinde görülen
    semptomlar eskiden beri bilinmektedir.
    Annenin içtiği sigaraya bağlı olarak bebeğin yüksek düzeyde karbonmonoksit,
    hidrojen siyanür, kadmiyum, nikotin, benzo-a-pyrene gibi polisiklik aromatik hidrokarbonların
    etkisinde kaldığı bilinmektedir. Bunların hepsi plasentadan bebeğe geçer.
    Doğumdan sonraki çevre ise annesiyle birlikte yaşadığı kapalı ortamdır. Sanitasyon,
    yetersiz havalandırma ve aşırı kalabalık bu çevreyi olumsuz etkilemektedir.
    Anne eğitim düzeyinin geliştirilmesi, ağızdan sıvı tedavisi, temel ilaçlar ve bağışıklama
    gibi uygulamalar söz konusu çevrenin olumsuz etkilerinin önlenilmesinde ve
    ortadan kaldırılmasında büyük önem taşımaktadır. Ana babaları sigara içen
    bebeklerde zatürre ve bronşit vakaları içmeyenlerdekinden iki kat daha fazla orandadır.

    Bebeklerin metabolik ve oksijen tüketim hızları yüksektir. Vücut ağırlıkları başına
    daha büyük oranda havalandırmaktadırlar. Ağırlıklarıyla karşılaştırıldığında vücut
    alanları daha fazladır.Çeşitli organ ve dokular tam olarak gelişmemiştir. Bu nedenle
    kimyasal etkenlere karşı daha az dirençlidirler.
    Çocuğun dış çevresi (bazı kaynaklarda buna mezo çevre denmektedir) su kirliliği,
    asit yağmurları, hava kirliliği, kimyasal kirlenme ve orman tahribinden büyük oranda
    etkilenmektedir. Su ve kanalizasyon sistemlerinin geliştirilmesi, kirliliğin denetimi, eğitim
    olanaklarının artırılması, yeşil alanların yaygınlaştırılması en önemli müdahaleleri
    oluşturmaktadır. Çocuk ve bebek sağlığı düzeyini gösteren bir çok ölçütün doğrudan
    ve dolaylı olarak çevre etmenleriyle bağlantılı olduğu bilinmektedir.
    Çocuğun makro çevresi iklimin giderek ısınması, ozon tabakasının incelenmesi
    ve denizlerin yükselmesinden etkilenmektedir. Uluslararası anlaşmalar, ulusal mevzuatın
    geliştirilmesi, çevre denetimin etkinleştirilmesi en önemli uygulamalardır.
    1. Fizik çevrenin çocuklar üzerindeki etkileri
    1.1. Toprak Kirliliği ve Erozyon : Toprak kirliliği ve erozyon; besin maddelerinin
    azalması, besin kaynaklarının kirlenmesi, nedeniyle çocuk sağlığını etkiler. Gelişmekte
    olan ülkelerin çoğu giderek artan bir çölleşme ve ormansızlaşma süreci içerisindedir.
    Toprak kirliliği su kirliliği ile birlikte çocukların oyun alanlarını kirleterek te etkili olmaktadır.
    Çeşitli nedenlerle besin kaynaklarındaki kısıtlanma çocuk sağlığı düzeyini
    çok hızlı etkilemektedir. Beslenme yetersizliği bebeğin ve çocukların enfeksiyonlara direncinin
    azalmasına neden olmaktadır. Bebeğin gelişmesi açısından anne sütünün
    önemi büyüktür.Ancak çevresel bir çok kirleticinin anne sütüne ve anne sütü aracılığı
    ile bebeğe geçebilmesi de mümkündür.
    DDT ve türevleri, kadmiyum, kurşun, civa gibi maddeler yüksek oranda süte geçebilmektedir.
    Bebeğin karaciğeri, böbrekleri zehirli kimyasal maddelere karşı daha
    duyarlıdır. Yine yağda çözünmekte olan kimyasal maddelerin kalıcılığı daha yüksek olmaktadır.
    Çevresel kirleticilerin inek sütüne de geçebilmeleri mümkündür. İnek sütünde yoğunlaşma
    özelliği olabilmektedir. Bazı antibiyotikler ineklere yüksek dozda verilmeleri
    nedeniyle sütte yüksek oranda bulunabilir.
    Radyoaktif serpintilerle toprağa düşen stronsiyum 90 gibi ağır kirleticiler bitkiler
    aracılığı ile süt veren hayvanlara bunlardan da sütle beslenen çocuklara geçmektedir.
    İskandinav ülkelerinde stronsiyum kirliliği çocuk süt dişlerindeki konsantrasyon değişimiyle
    izlenmektedir.
    Çocuk parklarının kirlenmesine bağlı olarak birtakım parazitlerin, zoonotik hastalıkların
    çocuklara geçebilme riski yüksektir. Çocuk parklarında salmonella vb etkenlerin
    ürediğinin gösterilmesi de önemli bir riski ortaya koymaktadır.(1)Günümüzde
    16
    çocuk parklarının hayvan gezinti yeri olarak kullanılması, hayvanların çocuk kum havuzlarını
    veya park içerisindeki kumlu oyun alanlarını dışkılama yeri olarak kullanmaları
    önemli risklere yol açabilir.
    1.2. Su Kirliliği: İçme, kullanma suyundaki kirletici etkenler çocuklara zarar vermektedir.
    Kuyu suyu ve diğer su kaynaklarından alınan nitritler, bunun bakteriyel ve metabolik
    etkilerle nitrite çevrilmesi methemoglobinemi yapmaktadır.
    Yaşamın ilk birkaç ayında gastrointestinal sistemde asidite düşüktür. Gastrik asiditein
    düşük olması nitrat indirgeme özelliği olan bakterilerin üremesini hızlandırmaktadır.
    Alınan nitrat bileşikleri daha toksik etkiye sahip olan nitrite çevrilmektedir. Emilen
    nitrit ise methemoglobinemi yapar. Yenidoğanda methemoglibinemi yapan diğer
    neden yenidoğan kan hücrelerinin metabolizmasıyla ilgilidir.
    Kırsal kesimde yaşayan bebeklerde bu sorun sanıldığından daha yüksek orandadır.
    Yüzeysel kuyular nitratlardan ve bunları nitrite çeviren bakterilerden zengindir.
    Kimyasal gübrelerin kuyuya akabilmesi nitrat oranının artmasında en önemli etmenlerden
    birisidir. Tuvalet, ahır ve ambar sızıntıları nitrat oranını arttırmaktadır. Kırsal kesimde
    yaşamakta olan bebeklerde methemoglobinemi olasılığı akla gelmelidir. Bebeklerin
    nitrit alımlarının azaltılmasına çalışılmalıdır. Gelecekte çocuk ve bebek sağlığı ile
    ilgili uygulamalarda çevresel etkilenim daha büyük boyutlarda ele alınmak zorunluğu
    doğacaktır..
    Nitratların aminlerle reaksiyona girmeleri sonucu oluşan nitrozaminlerin kanserojen
    olduğu hayvan deneylerinde gösterilmiştir. Emzik ve biberon ağızlıklarında kullanılan
    kauçuk hammaddesinin vulkanizasyonuyla İlgili hızlandırıcı işlemlerine bağlı olarak
    nitrozaminlere ve nitratlanabilir maddelere dönüşüm söz konusu olabilmektedir.
    Mama ile beslenen bebekler açısından da su kirliliği özellikle önemlidir. Gerek
    kullanma, gerekse içme suyu olarak kullanılan su önemli biyolojik etkenlerin bebeğe
    geçmesine yol açabilir.
    1.3. Besin Kirliliği : Doğrudan, ya da su ve toprak kirliliğine bağlı olarak ortaya
    çıkan besin kirliliği çocuk sağlığı açısından önemli sorunlar yaratmaktadır.
    Besinle bebeklerin ve çocukların vücuduna giren kimyasal kirleticilerin birisi de
    kadmiyumdur. Önemli kaynaklardan birisi sigara kullanımıdır. Uzun süreli kadmium
    kullanımına bağlı olarak böbrek fonksiyon bozuklukları ortaya çıkabilmektedir.
    1940 lı yılların sonunda kadmiyumla kirlenen ırmak suyu ile sulanan pirinci yiyenlerde
    itai-itai hastalığın ortaya çıkması konuya ilginin artmasını sağlamıştır.(1) Kemik
    bozuklukları ve böbrek bozuklukları ile belirgin bir hastalıktır. Kadmiyum plasentanın
    koruyucu etkisine rağmen plasentadan az miktarda da olsa geçebilmektedir. Birikim
    miktarı anne kanındakinin biraz altındadır.

    1.4. Kapalı Ortam Hava Kirliliği ve Konut
    Sigara önemli bir kapalı ortam kirleticisi olarak ta etkili olmaktadır. Odun, tezek
    vb gibi organik içeriği yüksek olan yakıtların yakılması sonucu benzo-a-pyrene, karbonmonoksit,
    formaldehit gibi plasentadan geçerek bebeği olumsuz etkileyen bir çok
    gaz ortaya çıkmaktadır.
    Kapalı ortam havasında bulunan tüm dış ortam hava kirleticileri bebek ve çocukları
    önemli boyutta etkilemektedir. Kapalı ortamda bunların konsantrasyonlarının daha
    yüksek boyutlarda olması, bebek ve çocukların konut ortamında daha uzun süreli kalması
    etkilenmenin boyutunu artırmaktadır.
    Kapalı ortam havasında bulunan kirleticiler bebekleri büyük oranda etkiler. Özellikle
    organik yakıtların yanmasına bağlı dumanlar büyüklere göre daha büyük oranda
    hava solumakta olan bebekleri daha çok etkilemektedir.
    Konut içi teknolojik yetersizlikler afet bölgelerine yapılan konutların afet etkisinde
    kalması çocukları daha büyük oranda tehlikeye atmaktadır.
    1.5. Hava Kirliliği: Dış ortam havası ve kapalı ortam havasının kirliliği çocuklar
    da üst solunum yollarının olumsuz etkilenmesine neden olmaktadır. Üst solunum yol
    larında koruyucu mekanizmanın bozulmasına bağlı olarak enfeksiyon etkenlerinin yer
    leşimi de daha kolay olmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerde her yıl solunum yolu
    enfeksiyonlarına bağlı olarak meydana gelen 4.2 milyon ölümde hava kirliliği önemli
    bir etkendir.
    1952 yılında Londra'da oluşan hava kirliliği olayında 1 yaşından küçük bebeklerin
    ölümü iki katına çıkmıştır.(l)
    1985 yılında yapılan tahminlere göre kentsel alanda yaşamakta olan iki milyar insanın
    hemen hemen yarısı, kükürt dioksit değerlerinin hava kirliliği tehlike sınırını aşan
    bölgelerde yaşamaktadır. Bunun ise dörtte birine yakını çocuklardır.
    6 yaşına kadar çocuklar buldukları şeyleri ağızlarına götürmeleri nedeniyle kurşun
    etkisinde kalma riski en yüksek grubu oluşturmaktadır. Havadaki kurşun kirliliğine
    sanayi kuruluşlarından havaya verilen ve otomobil egzoslarından çıkan kurşundur.
    Kurşun yakıt olarak kullanılan benzine tetra etil kurşun bileşiği olarak katılmaktadır.
    Bunun sonucunda inorganik kurşun aerosol olarak havaya egzos gazları ile verilmektedir.
    Doku ve kemiklerde bulunan kurşunun yarılanma ömrü 10 yıl veya üzerindedir.
    (4,5) Yapılan çalışmalar kanlarında kurşun düzeyi litrede 200 mikrogramın üzerine
    çıkan çocuklarda hematolojik etkilerin ortaya çıktığını göstermektedir. 400-500 mikrograma
    çıktımda sinir sistemi etkilenmektedir. Havaleler, davranış değişiklikleri zihinsel
    gerileme, dengesizlik ve sakarlık, kaza eğiliminin artması, sinirlilik başlıca belirtilerdir.
    Düşük düzeylerde kurşunun zeka üzerindeki etkilerinin belirlemeye yönelik yöntemler
    geliştirme çabaları sürdürülmektedir (1,4,5) ABD'de çocuklarda kandaki kurşun düzeyi

    ile ilgili üst sınır litrede 250 mikrogram olarak belirtilmektedir. Açıkta satılan yiyeceklerin
    üzerine konan tozlarda bulunan egzos bulaşığı kurşunun da çocuklarda kan kurşun
    konsantrasyonunu artırıcı bir etken olduğu belirtilmektedir.
    1.6. İnsan ve Hayvan Atıkları: İnsan ve hayvan atıklarının sağlığa uygun olarak
    yokedilmesinin en önemli sonucu ortaya çıkan biyolojik kirlenmedir. Birçok hastalık
    etken bu nedenle çocuklara kolayca ulaşabilmektedir. İshalli hastalıkların temel nedeni
    insan ve hayvan atıklarının sağlıklı bir biçimde yokedilmemesidir. Kişisel hijyen alış
    kanlık ve davranışlarının yetersiz olduğu durumlarda gıda ve su kirliliğine yol açan bu
    etmenler öncelikli olarak kontrol edilmelidir.
    1.7. Kimyasal Kirlenme : Kimyasal kirlenme, ağır metaller çocuklara büyükler
    den daha büyük oranda zarar vermektedir.
    Özellikle bebekler olmak üzere çocuklarda organlar büyük bir hızla gelişmektedir.
    Bu nedenle çevresel etkilenim riski yüksektir.Çocukta ortaya çıkabilecek tüm etkiler
    ömür boyu sürecek izler bırakabilir.
    Kimi zaman tedavi ve özel amaçlı kullanılan bir çok kimyasalın önemli sorunlar
    ortaya çıkardığı görülmüştür. Prematüre bebekler, yenidoğan ve tüm çocuklar bu açıdan
    özel risk grubu olarak ele alınmalıdır.
    Genel olarak çevresel kirletme özelliği olan kimyasalların deriden önemli boyutta
    emilimi zordur. Ancak çocuklarda ve bebeklerde derinin özelliği nedeniyle emilim oranı
    artabilir. Hekzaklorofen gibi topikal kullanımlı bazı maddeler buna örnek verilebilir. Bir
    çok sabun ve diğer temizleyici ajanın içerisinde bulunan hekzaklorofen önceleri
    hemen hemen hiç zarar vermezken, Fransa'da bunu bulunduran talk kullanılan bebeklerin
    ani ölümlerinin söz konusu olduğu belirlendi. Bunda epidermal bariyerin yeterli olmadığı
    prematürelerde kullanılmış olmasının, ıslak ve nemli olan diyaper bölgeye tatbik
    edilmiş olmasının emilimi kolaylaştırması en önemli faktör olarak belirlenmiştir. Yine
    gama benzen hidroklorür yani lindan nontoksik bir madde olmasına karşın prematüre
    bebeklerde topikal uygulamada beklenenin 17 katı bir düzeye ulaşmıştır. (9) Bütün
    bunlar derinin bariyer etkisinin önemini ortaya koyan önemli bulgulardır.
    1.8. Radyasyon : Radyasyon etkisi gelişmekte olan çocuklar üzerinde çok daha
    büyük oranda ortaya çıkar. Gerek kanser ölümleri gerekse kusurlu ve ölü doğumların
    ortaya çıkmasında anne adaylarının ve çocukların bu gibi etkenlere maruz kalmasının
    rolü vardır.
    Çocuklar gerek doğum öncesi gerekse doğum sonrası iyonlaştırıcı radyasyona
    özellikle duyarlıdır. Yüksek dozlarda radyasyon doku ölümüne ve organ harabiyetine
    neden olmaktadır. Düşük dozlarda ise kanser ve doğuştan gelişme bozukluğu nedeni
    olabilmektedir. Radyasyon etkisi kuşaklar boyu da sürebilmektedir. Ana rahminde sekizinci
    ve 15 haftalarda radyasyon etkisine bağlı beyin harabiyeti daha yüksektir.

    1.9. Kazalar: Çocuklar tehlikeli koşulları önceden belirleyerek önlem alabilme konusunda
    daha az yeterlidirler. Bu nedenle gerekse kapalı ortam gerekse açık alan kazalarına
    uğrama riskleri daha yüksektir. Her tür kaza dahil olmak üzere gelişmekte
    olan ülkelerde 5-14 yaş arası erkek çocukların kaza ölüm oranlan yüzbinde 20, sanayileşmiş
    ülkelerde ise yüzbinde 17 dir. Aynı yaş grubundaki kız çocuktan için bu değer
    yüzbin nüfus başına 11.3 ve 8.0 olarak belirlenmiştir.(6) Eldeki veriler her 5-10 çocuk
    tan birinin yılda bir kez kazaya uğradığını göstermektedir.
    Kaza oranının artmasında güvenli oyun alanlarının bulunmaması,çocukların
    sokak aralarında oynaması önemli faktörlerdendir.
    Çocuklarda başlıca çevresel etkilenimlere bağlı başlıca klinik sorunlar arasında
    yanıklar, hipotermi ve hipertermi, insan ve hayvan ısırıkları, düşmeler, elektrik şok ve
    yanıkları sayılabilir.
    1.10. Sera Etkisi ve Ozon Tabakasının İncelmesi
    Karbonmonoksit, metan, diazot monoksit, kloroflorokarbon gibi maddeler hem
    ozon tabakasının incelmesine, etkili olmakta hem de sera etkisinin oluşumunu kolaylaştırmaktadır.
    Sera etkisi ısının artımına bağlı olarak kutuplardaki buzulların erimesine
    ve deniz düzeyinin artmasına neden olabilecektir. Bunun sonuçlarından birisi su
    baskınlarının ve erozyonun artması olabilir.
    Ozon tabakasının incelmesi sonucu ultraviyole etkileniminin artmasının uzak gelecekte
    bağışıklık sisteminin olumsuz etkilenmesine yol açabileceği düşünülmektedir.
    Elde bununla ilgili yeterli epidemiyolojik veri bulunmamaktadır. Böyle bir durumun bağışıklama
    uygulamalarını da tehlikeli hale getirebilecektir.
    2. Sosyal Çevrenin Çocuklar Üzerindeki Etkileri:
    Günümüzde çevre ekonomisi, çevre bozulmasının gelecekte yolaçacağı maliyetin
    bugünden gözönüne alınmasını sağlayacak yeni araçlar ve ölçütler geliştirme görevini
    yüklenmiş bir bilim dalı olarak gelişmektedir. Burada amaç varolan kaynakların
    daha etkin ve uygun kullanımıyla gelecek kuşaklarında yararlanmalarının güvence altına
    alınmasıdır.
    Gelişmekte olan ülkelerde büyük bir ekonomik gerileme süreci başlamıştır. Gelişmekte
    olan ülkelerin başlıca ihraç maddelerinin söz gelimi yakıt, madenler, jüt, kauçuk,
    kahve, kakao, çay, bitkisel ve hayvansal yağlar, tütün ve kereste gibi ihraç maddelerinin
    fiyatları büyük oranda düşmüştü. Daha önceki kuşakların borçlanmaları
    sonucu oluşan borç faizlerinin ödenme döneminin gelmesi, bunların büyük bir bölümünün
    gelecek kuşaklara yük olarak bırakılması en önemli sorunu oluşturmaktadır.
    Çocuk ölümleri ve hastalıklarının görülme sıklığı sosyoekonomik düzeyle bağlantı
    göstermektedir. Annelerin eğitim düzeyinin düşüklüğü, sağlık açısından sakıncalı
    sosyokültürel etmenler, yoksulluk, sağlık kuruluşlarının ulaşılabilir olmaması, en önemli
    etmenler arasındadır.
    20
    Çocuk eğitim düzeyinin düşük olması, çocukların okullaşma oranındaki düşüklükler,
    özellikle kız çocukların eğitim olanaklarından yoksun kalması en önemli sosyal faktörler
    arasındadır.
    Sigara kullanımı yıllık %2.1 oranında artım gösteren bir salgın olarak kabul edilmektedir.(
    1) Dünyada uyuşturucu kullananların sayısının 48 milyon olduğu tahmin
    edilmektedir. Çocukların bu gibi alışkanlıklara alışmalarını sağlayacak olanakların bulunması,
    sosyal destek yoksunluğu önemli sosyal riskler arasındadır. Uyuşturucu kullananlar
    arasında 10-15 yaş grubundan çocukların önemli bir bölümü oluşturduğu belirtilmektedir(
    1) Çeşitli yapıştırıcılarda ve çözücülerde bulunan buharlaşabilir
    maddelerde önemli alışkanlık nedenleri arasındadır.
    Gelişmekte olan ülkelerde çocuklar çok küçük yaşta tarım etkinliklerine, sağlıksız
    kentleşme bölgelerinde endüstri etkinliklerine katılabilmektedir. Çıraklığın sisteme bağlanmaması,
    çocukların çalıştırılmasıyla ilgili denetim eksikliği çok küçük yaşta ağır işlerin
    etkisi altında kalan çocukların gelişimlerini olumsuz etkiler. Bu gibi işler sırasında
    değişik kirletici etmenlerle karşılaşma riski de artmaktadır. Aşırı nüfus artış bölgelerinde
    yaşayan toplum bireyleri temel hizmetlerin ve kurumların çoğundan yoksun durumdadırlar.
    Çeşitli kentleşme sorunları kentsel bölgelerde ailelerinden uzak ya da ailelerini yitirmiş
    bir çok çocuğun sokaklarda yaşamakta olduğunu göstermektedir. Bu grup suç
    eğiliminin artması, bu takım sosyal risklerin tepkisinde kalmalarının kolaylaşması nedeniyle
    özellikle önem taşımaktadır.
    Savaşlar günümüzde çocuklara çok büyük bedel ödetmektedir.Çocuk sağlığı ve
    gelişimiyle ilgili bir çok temel zorunluluğun sağlanamamasının yanısıra savaşın yıkıcı
    etkisinden doğrudan etkilenebilmektedir. Önemli ruhsal ve sosyal sorunlar ortaya çıkmaktadır.







  4. Ziyaretçi
    Teşekkür ederim forumalev

+ Yorum Gönder

Hızlı Cevap Hızlı Cevap


:
çevreye karşı sorumluluklarımız,  çevreye karşı sorumluluklarımız maddeler halinde,  çevreye karşı sorumluluklarımız nelerdir,  çevremize karşı sorumluluklarımız,  çevreye karşı haklarım
5 üzerinden 4.04 | Toplam : 24 kişi