+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden SEMAVER kitabının konusu, ana düşüncesi ve karakterleri ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. Ziyaretçi

    SEMAVER kitabının konusu, ana düşüncesi ve karakterleri




    Soru: semaver kitabının konusunu,ana düşüncesini ve karakterlerini arıyorum ama bulamıyorum sizdeb ricam 1 2 gün içinde bunlarıda yayınlayın lütfen yayınlarsanız çokkk sevinirim ?







  2. Hasan
    Özel Üye





    Cevap:
    Semaver (kitap)

    Vikipedi, özgür ansiklopedi



    Semaver




    1936 tarihli ilk baskının kapağı
    Yazarı Sait Faik Abasıyanık
    ÜlkeTürkiye
    Özgün dili Türkçe
    Türü Hikaye
    Yayınevi Remzi Kitabevi
    Türkçe basım tarihi 1936

    Semaver, Türk yazar Sait Faik Abasıyanık'ın Nisan 1936'da yayınlanan ilk kitabı. Eser, Sait Faik'in babasının maddi yardımıyla basılabilmiştir.[1] Kitap, daha sonraki yıllarda Varlık Yayınları tarafından pek çok kez yayınlandı. Faik, bu kitabına ilk yazdığı öykü olan İpekli Mendil'i de aldı.


    Kitaptaki öyküler üç bölümde incelenebilir.

    İlk bölümdeki hikayelerde yazarın çocukluğunun geçtiği Adapazarı ve çevresi anlatılmaktadır. Çevre tasvirine geniş yer verilen bu öykülerde, yazar oyunlar oynadığı kırları ve ormanları anlattı. İpekli Mendil, Babamın İkinci Evi, Kıskançlık, Bohça, Orman ve Ev, Düğün Gecesi bu bölümdeki hikayelerdir.

    İkinci bölümde ise çoğunlukla İstanbul'da geçen ve yazarın bu şehirdeki tecrübelerinden yola çıkarak yazdığı öyküler yer alır. Örneğin, Bir Kıyının Dört Hikayesi isimli eserde Faik, denizde çalışan, geçim kavgası veren insanları anlattı. Yazarın ün kazanmasını sağlayan Stelyanos Hrisopulos Gemisi ve Şehri Unutan Adam ile Üçüncü Mevki de bu bölümdeki diğer öykülerdir. Kitaba ismini veren Semaver'de ise bir fabrika çalışanının yaşamı anlatılır. Bu öykü yazarın Grenoble'da geçirdiği günlerde gözlemlediği olaylara dayanmasına rağmen ikinci bölümde sayılabilir.


    Kitabın son bölümü ise Sait Faik'in Fransa'da geçirdiği günlere göndermeler içermektedir. Bu hikayeler Sevmek Korkusu, Louvre'dan Çaldığım Heykel, Robenson, İhtiyar Talebe, Bir Vapur ve Bir Kadın'dır.
    Analiz

    Sait Faik'in ilk dönem hikayelerini barındırdığı düşünülen üç kitabı Semaver, Sarnıç ve Şahmerdan'da fakir insanların hayatlarını ve onların nasıl mutlu olabileceklerini anlattı. Bu kitaplarda zenginlere kızan yazar, fakirleri övecekti. Kitaba ismini veren Semaver isimli hikayede ise daha sonra düşmeyeceği bir yanılgıya düştü. Çoğunlukla, kendi gözlemlediği gerçekleri öykülerinde anlatan yazar Semaver'de ise okudukları doğrultusunda okuyucuya işçi Ali'nin yaşamını anlatmaya çalışır ve bu yüzden de Ali'nin hayatı ile ilgili detaylar yapay görünür.Abasıyanık, bu yanılgıya bir daha düşmeyecektir.

    Yazar, hayatın güzelliğini ve tadını da fakir insanların bildiğine olan inancını Stelyanos Hrisopulos Gemisi gibi hikayelerinde ifade etti. Yazarın bütün ilk dönem hikayeleri olduğu gibi Semaver de insan sevgisi ve insanların iyilikleriyle doluydu. Tersliklerle karşılaşsa dahi insanlara duyduğu sevgi azalmaz.

    Abasıyanık'a gelen en önemli eleştirilerden biri de dilinin savruk olduğu yönündedir.Bu yanlışların sanıldığından daha az olduğunu Fethi Naci ispatladı. Naci'nin sayımına göre Semaver'de dört Türkçe yanlışı vardır. Hikayelerde açık Türkçe yanlışlarından çok aceleyle yazılmaları sebebiyle yapılmış dil savruklukları vardır.
    Semaver'de, yazarın sonraki dönem kitaplarında rastlanan konuşma dilinin canlılığından yararlanma yok denecek kadar azdır. Benimle Beraber Seyahatten Dönenler ve Orman ve Ev hikayeleri dışında kalanlar klasik bir dille yazılmıştır. Gene de hikayeler Sait Faik'in sonradan klasikleşecek coşkulu dilinin habercisi gibidir.

    Nazım Hikmet Ran, 5 Mayıs 1936 tarihinde Akşam Gazetesi'nde Orhan Selim adıyla yayınladığı Bir Tavsiye başlıklı yazısında Sait Faik'in Semaver'ine değindi. Nazım Hikmet, kitabı büyük bir hevesle okumaya başladığını ve ilk satırlardan sonra bu genç yazarın ileriki günlerin Sabahattin Ali'si, Kemal Tahir'i, İsmet Hüsnü'sü olacağına inanmaya başladığını yazdıktan sonra hikayenin devamının kendisini hayal kırıklığına uğrattığını açıkladı. Bunun sebebinin ise hikayenin geri kalan kısmının adeta Amerikalı bir yazardan adapte edilmiş gibi durması olduğunu yazdı. Sait Faik, ileriki günlerde Ran'ın bu tenkitinde çok haklı olduğunu ve bu eleştirinin çok faydasını gördüğünü açıkladı.[7]


    yada :
    http://tr.wikipedia.org/wiki/Semaver_(kitap)








  3. Hasan
    Özel Üye
    yada ;

    Semaver

    Eser, Sait Faik Abasıyanık’ın 1936’ da yazdığı hikaye kitabıdır.Toplam on dokuz ayrı hikayeden oluşmuştur. Kitaba adını veren ilk hikaye, İstanbul’da Halıcıoğlu’ndaki bir fabrikada işçi Ali’nin ,annesiyle geçirdiği mutlu günleri anlatır.Annesinin her gün , sabah ezanıyla kaldırdığı Ali,kızarmış ekmek kokan odada semaverin kaynayışına dalar. Semaver onu her sabah hayata yeniden bağlayan, evlerinin saadeti, büyük bir moral kaynağı haline gelmiştir.Semaver, onun dünyasında içinde ne ıstırap, ne grev, ne de patron olan bir fabrika olarak canlanırdı. Ali’nin annesine ölüm, bir misafir,bir başörtülü, namazında niyazında bir komşu hanım gelir gibi gelir. Ali annesini bir sabah vakti, semaverin başında ölü bulur. Evlerinin saadet kaynağı “Semaver” bir daha kaynamaz o evde. Stelyanos Hrisopulos Gemisi, Burgaz adasında fakir,yaşlı bir Rum balıkçısının, kızı öldükten sonra ailesinden hayatta kalan son kişi olan ,hayal gücü denizler ve balıklarla beslenmiş , on iki yaşlarındaki torunu Trifon’un yaptığı, bir metre uzunluğunda ,beyaza boyalı yelkenli gemi üzerine kurulmuştur.Burgaz adasında diğer çocuklar bu oyuncak gemiye büyük bir gıptayla bakıyordurlar.Trifon bir öğle üstü,büyükbabasının adını verdiği gemisini denize indirir. Burgaz’ın bütün çocukları pusudadırlar. Gemi hafif yana yatmış pupa giderken, soba borusundan yapılmış bir top, çamların içinden patlar, atılan taş geminin yanına isabet eder; bu taşı ötekiler izler. On altı çocuk ellerinde ceplerinde taşlar, güzelim gemiyi batırırlar. İpek Mendil’de,olay Bursa’da bir ipek fabrikasında geçmektedir.Yazar,bir gece fabrikaya kapıcının yerine göz kulak olur .On beş yaşlarında,buğday tenli küçük bir hırsızla karşılaşır. Yazar , ona iyimser bir tavırla konuşarak yaklaşır . Küçük hırsız sevgilisinin ondan bir ipekli mendil istemesi üzerine parası olmadığından hırsızlık yapmak zorunda kaldığını anlatır.Yazar bu durumu hoş karşılar ve çocuğu serbest bırakır.Çocuk sevgilisinin o çok istediği mendili alamadan fabrikadan uzaklaşır.Yazar, fabrikada depo bölümünde kalmaktadır. Gece yarısı, yazar uyurken, küçük hırsız ağaçların yardımıyla çıktığı pencerede belirir. Yazar, bunu fark eder ama çocuğun bu cesaretinden etkilendiği için, yerinden kıpırdamaz .Çocuk o çok arzu ettiği mendili aldıktan sonra, kaçarken uzun, geniş yapraklı söğüt ağacından düşer ve hayatını bir ipek mendil uğruna kaybeder. Kıskançlık, otuz beş yaşlarında bir köy öğretmeni ve ondan yaşça küçük on yedi yaşındaki karısı Fadime arasında geçer. Fadime, küçük yaşında ağalarının zoruyla köyün öğretmeniyle evlendirilmiştir. Öğretmenle Fadime arasında karı koca ilişkisi yoktur. Öğretmen küçük köy ortamında yalnız kalmamak için, kendisine arkadaş olsun diye Fadime’yle evlenmiştir. Fadime’nin gönlü çoban Hüsrev dedir. Öğretmen Fadime’yi yaşıtı olan çoban Hüsrev’le beraber görünce duyduğu ince duygular, hikayede yazar tarafından yoğun bir şekilde vurgulanıyor. Bohça’da küçük yaşta bir eve besleme gelen bir kızın,evin küçük beyiyle arasındaki yakınlaşma kaleme alınmıştır. Besleme kızla , küçük bey küçüklüklerinden itibaren beraber büyürler.Önceleri evin küçük beyi her hareketi, tavrıyla besleme kızı ezerken, sonraları aralarında bir aşk başlar. Bir yaz günü, evin küçük beyi, besleme kızın başı dizinde annesi tarafından yakalanınca kaçar ; akşam dönünce kızın yamalı bohçası artık sandık odasında her zamanki yerinde yoktur. Annesi besleme kızı evden kovmuştur. Şehri Unutan Adam’da çoktandır şehre inmemiş hikayeci, otelin kapısından, insanlarla kaynaşmak ihtiyacıyla çıkar. Bir küfeci çocuğundan, tütüncülerden , genç kızlardan yöneltilen azarlara, çıkışmalara rağmen mutludur; dünyayı, şehri , her şeye rağmen kucaklamak isteğindedir. Yazar, hikayede karşılaştığı bütün olumsuzlukları optimist bir havayla karşılayıp, yaşamı ve insanları sevdiğini belirtiyor. Garson’da Ahmet Trabzonlu zengin bir babanın tek oğludur. İstanbul’a cok eski zamanlarda göç etmişlerdi. Kocaman, bir kantariye mağazaları vardı.Toptan iş yaparlardı. Babasının ölümünden sonra, Ahmet kantariye mağazası , evler ve dükkanları idare edemez ve sonunda Belvü Bahçesinde garsonluğa başlar, ama içinde her zaman babadan kalma bişeylere sahip olma duygusu hakimdir.O bu duyguyu her haziranda burgaz adasında vasat bir kahveyi kiralayarak bastırmaya çalışır, burada Belvü Bahçesi kadar kazan masada, kimseden emir almadan, kendi kendisinin patronudur artık. Kitabın en uzun ve dramatik hikayesi İhtiyar Talebe; Birinci dünya Savaşı’na Avusturya ordusunun bir subayı olarak katılmış, acı yaralı günler geçirmiş, şimdi on bir senedir Fransa’da bir üniversitede okuyan, Sırp veya Hırvat Pavel Stefanoviç, biri çirkin biri güzel Amerika’lı iki kız kardeşin oyununa kurban gider. Gününe, saatine göre değişen, iki zıt karakter ve ruha sahip tek kişi sandığı bu iki kıza aşık olmuş, üniversiteyi bitirdiği gün, iki kızın aynı anda alaylarıyla karşılaşınca ruhi dengesini büsbütün kaybederek hastaneye kapatılmıştır.

    Yazar Hakkında Bilgi

    Sait Faik’in sanat ve edebiyatla ilgisi 1928 yılında başlar.Önce şiirler yazdı. İlk hikayesi “Mendil”dir. Ünü İkinci Dünya Savaşından sonra arttı. En verimli yılları (1948-1954) arasıdır. İlk hikayesi “Mendil” den başlayarak yeni bir ruh yapısı ve dünya görüşü ekseninde gelişen hikayeleri, 1935’ten sonra kendine özgü, içtenlikle dolu bir dil ve anlatımından güç alan, konuyu ikinci plana atan bir yapıya kavuştu ve böylece hikayeciliğimizde yeni bir çığırın temsilcisi oldu. Hikayelerin konularını, Adapazarı’nda geçen çocukluk anılarından; “Babamın İkinci Evi, Bohça, Orman ve Ev “ İstanbul’un alt ve orta tabaka insanlarının, özellikle Burgaz balıkçılarının yaşamından aldı. Onların dramını çoğu kez kendi sıkıntısı ve avarelikleriyle kaynaştırarak yansıttı. Balıkçı, bahçıvan, dondurmacı, çırak, işsiz, falcı, meyhaneci, hamal tiplerini çok iyi işledi. Anlatımının en belirgin özelliği “Tabilik” tir. Konuşur gibi, bir söyleşi havasında yazar. Şiirli ve etkili bir dili vardır. Şiirli ve etkili bir dili vardır. Yeni bir cümle yapısı, zengin kelime hazinesi, seçkin buluşlarıyla 1945 yılından sonra yetişen hikayecilerimizin çoğu etkilemiştir. Başlıca Eserleri: Hikaye : Semaver , Sarnıç, Şahmerdan, Lüzumsuz Adam, Mahalle Kahvesi, Havada Bulut, Havuz başı, Son Kuşlar, Alemdağ’da Var Bir Yılan. Roman: Bir Takım İnsanlar, Kayıp Aranıyor. Şiir: Şimdi Sevişme Vakti







  4. Ziyaretçi
    semaverin kısa özeti yazr mısınız

  5. Ziyaretçi
    Semaver
    Ali sonunda bir iş bulmuştur.Bir fabrikada elektrikçi olarak çalışmaktadır.İstanbul’da Alman bir ustası vardır.bir gün annesi sabah namazını kılar ve oğlunu uyandırmaya gider.Ama güzel rüyalar gören oğlunu uyandırmaya kıyamaz.Annesi Ali’yi uyandırır ve beraber yemek odasına giderler. Tüm odayı kızarmış ekmek kokusu sarmıştır.Semaverde çok güzel kaynamaktadır.Ali işe gidip döndükten sonra annesini namaz kılarken bulmuştur.Ali seccadenin önüne geçer ve annesine dil çıkarır.Sonra da taklalar atmaya başlar.Annesi aliye çok kızmıştır bu yüzden ertesi gün Ali işe giderken annesi Aliyle hiç konuşmaz.Aynı sabah Ali annesini namaz kıldığını sanmaktadır;fakat Ali yanılmaktadır çünkü Alinin annesi ölmüştür.Ali bunu öğrendiği zaman kahrolur.O da üzüntüsünde; yaşlanmak,zayıflamak ve annesi gibi ölmek istemektedir.

+ Yorum Gönder

Hızlı Cevap Hızlı Cevap


:
semaver kitabının konusu,  sait faik abasıyanık semaver ana fikri,  semaver kitabının özeti,  sait faik abasıyanık semaver hikayesinin ana fikri,  semaver hikayesinin tahlili
5 üzerinden 3.33 | Toplam : 6 kişi