+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden El ile ilgili bilmece lazım yardım ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. Ziyaretçi

    El ile ilgili bilmece lazım yardım





  2. RüzgarGülü
    Bayan Üye





    Cevap:
    Ağa dedim bey dedim. Ne çifti var, ne çubuğu. (Ağabey)
    Yazın giyinir, kışın soyunur. (Ağaç)
    Altı saçak, üstü bacak. (Ağaç)
    Uzun uzun uzanır, yılda bir kez bezenir. (Ağaç)
    Bir odam var, içinde otuz iki sandalye ve bir de halı var. (Ağız, dil)
    Küçücük bakkal, dünyayı yutar. (Ağız)
    Altı aşçı dükkanı. Üstü horhor çeşmesi. Daha üstü aynacılar. Dana üstü kemancılar. Daha üstü çayır çimen. (Ağız,burun, gözler, kaşlar, saçlar)
    Kanı temizler, havayı kirletir. Her insanda iki tanedir. (Akciğerler)
    Ele alıp tutulmaz. Marketlerde satılmaz. Kimisinde pek fazla. Kimisinde bulunmaz. (Akıl)
    Et et içinde. Et fit içinde. Dünya dümeni. Onun içinde. (Akıl)
    Bir sihirli fenerim, kibritsiz de yanarım. (Ampül)
    Hem açar, hem kapar. (Anahtar)
    Kat kat sefer tası, içinde insan sesi. (Apartman)
    Altında dört teker, üstünde yük çeker. (Araba)

    Çin çiri kuşlar, evleri taşlar. Kendi kazanır, ele bağışlar. (Arı)
    Yerde gezer, izi yok. Havada uçar, sesi yok. Eti haram, sütü helal. Canı var, kanı yok. (Arı)
    Başı kesilmez, eti yenilmez, yaptığı yenir. (Arı)
    Türlü türlüsü olur, bol sulusu olur, aptala ad koyarlar, uzun boylusu olur. (Armut)
    Sarı sarı sarkar, düşerim diye korkar. (Armut)
    A ile başlar, N ile biter. Boynu atkılı, ormana gider. (Aslan)
    Girersin hücreye, fiyaka sata sata. Basarsın düğmeye, çıkarsın en üst kata. (Asansör)
    Kara yılan, ağaca dolan. (Asma)
    O pişirir, başkası yer. (Aşçı)
    Canlı gider, cansız kovalar. (At arabası)
    Dadan gelir takır takır, ayakları gümüş bakır. (At arabası)
    Hem sıcaktır, hem buharlı. Hem yararlı, hem zararlı. (Ateş)
    Bir tepsi nar. Alırsan elin yanar. (Ateş)
    Suya, ata aşıktır, canlı bize ışıktır. (Ateşböceği)
    On ay yatar, iki ay kalkar. Feneri yakar, etrafa bakar. (Ateşböceği)

    Tepe arkasında gümüş tepsi. (Ay)
    Bakarsın yay, bakarsın top. Bakarsın var, bakarsın yok. (Ay)
    Nar tanesi nur tanesi. Dünyamızın bir tanesi. (Ay)
    Dam üstünde kalaylı sahan. (Ay)
    C iken O olur, O iken C olur. (Ay)
    Bir tabakta iki tavuk, biri sıcak biri soğuk. (Ay, güneş)
    İz eder dizi dizi, Alır götürür bizi. (Ayak)
    Ben giderim o kalır. (Ayak izi)
    Küçücük mezar, dünyayı gezer. (Ayakkabı)

    Gece boşum, gündüz doluyum. (Ayakkabı)
    Bağlarım yürür, çözerim durur. (Ayakkabı)
    Küçük mezar, dünyayı gezer. (Ayakkabı)
    Gündüz benimle gezer. Gece olunca serilir. Uyumasını bilmez ama, kapı eşiğinde dinlenir. (Ayakkabı)
    Altın tabak, sini göbek. (Ayçiçeği)
    Dağ başında tonton baba. (Ayı)
    Dağdan gelir takla makla. Aman abla beni sakla. (Ayı)
    Masal masal maniki. On ikidir on iki. (Aylar)
    Bilmece bildirmece, resim yapar gündüz gece. (Ayna)
    Gülersen güler, ağlarsan ağlar. Hanımların çantasında gezer. (Ayna)
    Bir kalaylı tas, al duvara as. (Ayna)
    Kompostomu yaparlar, öylece de yenirim. (Ayva)
    Sarı tavuk dalda yatar. Dal kırılır yerde yatar. (Ayva)
    Sapsarı bir rengim var, sonbaharda gelirim. (Ayva)
    Sarıdır sarkar, düşerim diye korkar. (Ayva)
    Sıcak evin direği. Tıp tıp eder yüreği. (Baba)
    Ev üstünde kadı oturur.(Baca)
    Dağ başında kadı gibi, göğe bakar cadı gibi. (Baca)
    Haşarı haşarı, başı damdan dışarı. (Baca)
    İki direk bir evi tutar. (Bacak)
    Ağacı oyarlar, içine ezgi koyarlar. Ağlama tintonum ağlama. Şimdi kulağını burarlar. (Bağlama)
    Yaştır kurutamazsın, tuzunu bulamazsın. Çiçeklerden toplanır., tadına doyamazsın. (Bal)
    Gözenek gözenek gözü var. Beyler önünde sözü var. (Bal)
    Suda yaşar, karada ölür. (Balık)
    Karada bayılır, suda ayılır. (Balık)
    Kuyruğu var at değil,kanadı var kuş değil. (Balık)
    Pulları var, gelin değil. Suda bulunur kayık değil. Avuçta kayar, sabun değil. Bilemezsen karşımda eğil. (Balık)
    Ağaçları keserim. Taşa vurma küserim. (Balta)
    Dağa gider seslenir, eve gelir yaslanır. (Balta)
    Aç durur, susuz durmaz. (Bardak)
    Ben giderim o gider. Tak tak ses eder. (Baston)
    Ben giderim o gider. Para para iz eder. (Baston)
    Yedi delikli tokmak, bunu bilmeyen ahmak. (Baş)
    Gökten ay ve yıldızı koparıp, kanımızın içine koymuşlar. (Bayrak)
    Dam üstünde kadı gibi, gözleri var cadı gibi. (Baykuş)
    Süt gibi beyaz, sütlaç gibi tatlı.Ama ne süt ne sütlaç, gözler buruşuk suratlı. (Bebek)
    Akça dağın eteği, cümlemizin yatağı. (Beşik)
    Sağı mermer, solu mermer. İçinde kanlı berber. (Bıçak)
    Al, yeşil renklim var. Acım ve tatlım vardır. Yemek, dolma olurum. Salataya konurum. (Biber)
    Ektim beyaz, bitti yeşil. Sonra oldu kırmızı meşin. (Biber)
    Artık her yerde varım. Tuşlarıma deyince güzel güzel yazarım. (Bilgisayar)
    Dağlardan taşlardan, canlıdan , cansızdan, yiyilir içilirden. Ben söyleyeyim, sen bil. (Bilmece)
    Soba başına oturdum. Çocuklara soruldum. Kimi bildi, bilemedi. Zihinlere kuruldum. (Bilmece)
    Bir teker, iki teker, üç tekerİki ayakla nasıl gider. (Bisiklet)
    İki elim iki kıtayı okşar. Altım mavi tarla, üstüm boşluk. (Boğaz köprüsü)
    Vuran alkışlanır, duran ıslıklanır. (Boks)
    Evin gömleği. (Boya)
    Yaş ağaçta kuru budak. (Boynuz)
    O, başımın altında. Başım onun üstünde. (Boyun)
    Ey bulutlar bulutlar. Yusuf’u yedi kurtlar. Ben bir çeşit kuş gördüm. Tepesinden yumurtlar. (Buğday)
    Uzun ayaklı, tavşan bıyıklı. (Buğday)
    Çatal, tabak, bardak, kaşık. Evde ne varsa bulaşık. O geldi hepsini aldı. Pırıl pırıl yıkadı.(Bulaşık makinesi)
    Finişli minişli. Elimden uçtu. Karşı dağdan su içti. (Bulut)
    Göklerdir benim yerim. Güneşi perdelerim. Yağmur,kar ve doluyu, sizlere ben veririm. (Bulut)
    Gökte horoz ağlar, kanı yere damlar. (Bulut)
    Dağ başına pamuk serdim. (Bulut)
    Yapraktan hafif, dağdan büyük. (Bulut)
    Benim bur kuyum var. İçi dolu suyum var. (Burun)
    Sende var bende var. Bir tepede iki delik. Kokarcada bile var. (Burun)
    Direkli kuyu, eksilmez suyu. (Burun)
    Karnı şişik, kapaya yapışık. (Burun)
    Direkli kuyu, pis olur suyu.(Burun)
    İşte soru sizlere: En güzel kokuları o getirir bizlere. (Burun)
    İki dereden su gelir. Beş parmak karşı gelir. (Burun)
    Saçaktan süngü sarkar. (Buz)
    Su kurumuş, cam olmuş. (Buz)
    Camdan kazık, eridi yazık. (Buz)
    Su koyarım, buz çıkar. (Buzdolabı)
    Dışı bahar içi kış. Yememiş, içmemiş. Hepsini bize saklamış. (Buzdolabı)
    Hiç verilmek istenmez. Ama mutlaka alınır. (Can)
    Eli var, ayağı yok. Karnı yırtık, kanı yok. (Ceket)
    Başı yok, ayağı yok. Gövdesi var, kolu var. (Ceket)
    Dal üstünde kilitli sandık.(Ceviz)
    Ağaç üstünde kilitli sandık. (Ceviz)
    Kabuğum çok sert benim. Oldukça yağlı tenim. Şunu bir kenara yaz. Tatlılar bensiz olmaz. (Ceviz)
    Attım rafa, bir kuru kafa. Yemesi tatlı, maymun suratlı. (Ceviz)
    Ara beni bul beni.Uğraştırmam çok seni. Düşerim ağacımdan. Tırık tırık tırık tırak. Çekici al eline. Ne tatlıdır içim bak. (Ceviz)
    Hep alır hiç vermez. Onu kimseler sevmez. (Cimri)
    Çakarım, yakarım. (Çakmak)
    Kıştan korkmaz, yaprağını uçurmaz. (Çam)
    Çınçınlı hamam. Kubbesi tamam. Bir gelin aldım. Babası imam. (Çalar saat)
    Kendi kara, kanı kırmızı. (Çay)
    Sıcacık sıcacık içilir, ondan vaz mı geçilir. (Çay)
    Çıtır çıtır yenilir, adına eğlence denir. (Çekirdek)
    Kulağını büktükçe ağzı sulanır. (Çeşme)
    Benim bir kızım var. Gelen öper giden öper. (Çeşme)
    Ben beslerim, o süsler. (Çiçek)
    Alçacık dallı, yemesi ballı. (Çilek)
    Ayağından gömerler. Başını tokmakla döverler. (Çivi)
    Hırsız içeride, başı dışarıda. (Çivi)
    Beriki der ah başım, öteki der vah başım. (Çivi, çekiç)
    Paşadan küçük, padişahtan büyük. (Çocuk)
    Eğrilir, bükülür,yumak olur sökülür. (Çorap)
    Yemeğin başı, hastanın aşı.(Çorba)
    Ne kadar işe yaramayan varsı, orada toplanır. (Çöplük)
    Deniz üstünde yufka açar. (Dalga)
    İnim inim inler, cümle alem dinler. (Davul)
    Ben giderim o gider, yanımda dum dum eder. (Davul)
    Derisi var içi yok. Dayağı yer suçu yok. (Davul)
    Suyum akar oluk oluk, taşım döner fırıl fırıl. Tarlada olunca bolluk, çalışırım harıl harıl. (Değirmen)
    Suyu tuzlu içilmez. Vapursuz hiç geçilmez. Rüzgarlar çok eserse, dalgaları eksilmez. (Deniz) Şırıl şırıl eder. Durmadan gider.(Dere)
    Arttıkça yıkar. (Dert)
    Eğri çınar. Yerden alır, gökte yer. (Deve)
    Baldan tatlı, zehirden acı. İyilik yapana duacı.(Dil)
    Altı tavan üstü tavan. İçimde kırmızı oğlan. (Dil)
    Fırın içinde kürek. (Dil)
    Okulu bitir, al götür. (Diploma)
    Biz biz idik, biz idik, otuz iki kız idik. Ezildik, büzüldük, iki duvara dizildik. (Dişler)
    Kırmızı dal üstünde ak güvercin dizili. (Dişler)
    Bir hizmetçim var. Otuz iki kişinin temizliğine bakar. (Diş fırçası)
    Hey nedir, adı nedir?O kuşun adı nedir? Et yemez, kemik yer. Bil bakalım bu nedir? (Diş kurdu)
    Güneş girmeyen eve, o girer seve seve. (Doktor)
    Havadan gelir top gibi. Suda erir hap gibi. (Dolu)
    Küçücük kuşlar, damları taşlar. (Dolu)
    Mini mini kuşlar, her yeri taşlar. (Dolu)
    Yere düşer yürür, biraz sonra ölür. (Dolu)
    Dam üstünde takur tukur. Sandım kızlar kilim dokur. (Dolu)
    Yol üstünde kırmızı bohça. (Domates)
    Gelin dayandı, cama dayandı. Cam kırıldı, kana boyandı.(Domates)
    Alçacık boylu, kırmızı donlu. (Domates)
    Kardan beyaz, buzdan ayaz. (Dondurma)
    Her eve anahtarsız girer. (Duman)
    Kırmızı bir derim var. Yemeklerde yerim var. Salataya konurum. Salça turşu olurum. (Domates)
    Anneye değmez. Babaya değer. Halaya değmez. Amcaya değer. Değere değmez. Deymeze değer. Vallaha değmez. Billaha değmez. (Dudak)
    Ben söylerim kapanır. O söylerken açılır. (Dudaklar)
    Eğri büğrü nereye? Sanane beli doğru. (Duman, baca)
    Üç arkadaş: Biri gider gelmez. Biri yer doymaz. Biri oturur kalkmaz. (Duman, ateş, ocak)
    İçi ateş, üstü taş. Üzerinde binbir baş. (Dünya)
    Katık oldum aşına, öp beni koy başına. Beni nasıl öğütür, sor değirmen taşına. Her gün tazelenirim, her yemekte yenirim. İnce ince dil beni, hadi kimim bil beni. (Ekmek)
    Fırında pişer, mideye düşer. (Ekmek)
    Yerde biter. Değinmene gider. Herkes yer, yine ister. (Ekmek)

    Ne canı var ne kanı, beş tanedir parmağı. (Eldiven)
    Beş parmağı bir ağzı var. (Eldiven)
    Kalını tutar, inceyi bırakır. (Elek)
    Telde yürür görünmez, ev ev gezer erinmez. (Elektrik)
    Çevrilince düğmemiz. Açılır gözlerimiz. (Elektrik lambası)
    Oh ne hayat. Bu makine çok hamarat. Evi siler süpürür. Anneciğim eder rahat. (Elektrik süpürgesi)
    Güzelin yanağıdır, temmuz ağı çağıdır, vatanını sorarsan, Amasya’nın bağıdır. (Elma)
    Dal üstünde al yanak. İnanmazsan ye de bak. (Elma)
    Bir beyaz sarayda, oturur sarı gelin. (Elma kurdu)
    Ben çaldım herkes hırsız dedi. Sen çaldın hiç kimse ses etmedi.(Enstrüman)
    Kırmızı, yeşil, sarı pek çok çeşitlerim var. Reçel, pestil, komposto, bazen de kuruturlar. Lezzetliyim, suluyum, vitaminle doluyum. (Erik)
    Koca kulaklarım var, adım inada çıkar. Kuyruğum pek incedir, sesimse çirkincedir. Durmadan çalışırım, yük ve insan taşırım. (Eşek)
    Yük görünce kaçar, ot görünce koşar. (Eşek)
    Tuğladan yapısı, çamdandır şapkası. (Ev)
    Kuyruklu kumbara,ekin taşır ambara. (Fare)
    Yer altında evleri var. Eğri büğrü yolları var. İçlerinde bayrak çeken. Bir bıyıklı beyleri var. (Fare)
    Alaca yılan, ağaca dolan. (Fasulye)
    Uzun uzun otlar, içi dolu kurtlar. (Fasulye)
    Çıtır çıtır kırılır, kıtır kıtır yenirim. Giresun’da derilir, size gönderilirim. (Fındık)
    Yaş atarım, kuru çıkarır. (Fırın)
    Ağzı açık alamet, içi kızılca kıyamet. (Fırın)
    Ay doğar bedir bedir. Başbakana giden nedir: Yedi senede bir doğar. Bu hayvanın adı nedir? (Fil)
    El sürme ceza yersin. Sersetsin, tekmelersin. (Futbol topu)
    Her gün yeniden doğar. Dünyaya haber yayar. (Gazete)
    Kara yorgan örtündü. Göz gözü görmez oldu. (Gece)
    Bir salkım üzümüm var. Yarısı beyaz, yarısı kara. (Gece, gündüz)
    Aldım beyaz yumağı, tuttum siyah yumağı. (Gece, gündüz)
    İki arkadaş birbirini kovalar. (Gece, gündüz)
    Dumanı tüter, isterse gider. Balık değildir, denizde yüzer. (Gemi)
    Yükü var, canlı cansız. Denizler olmaz onsuz. Balıklar gibi yüzer. Ayaksız, elsiz, kolsuz. (Gemi)
    Gökte gördüm bir köprü. Rengi var yedi türlü. (Gökkuşağı)
    Mavi atlas. Arşın ölçmez. İğne batmaz, makas kesmez, terzi biçmez. Göz görür el değmez. (Gökyüzü)
    Mavi bir çarşafım var. Bütün dünyayı kaplar.(Gökyüzü)
    Mavi atlas, altın tas. (Gökyüzü, güneş)
    Ben giderim o gider, arkamdan tin tin eder. (Gölge)
    Ben giderim o gider. Güneşte beni izler. (Gölge)
    Sudan geçer ıslanmaz. (Gölge)
    Bazen yücelir, bazen cücelir. (Gölge)
    Alaca mezar, dünyayı gezer. (Göz)
    Kimi yeşil kimi ela. Olmayanın hali ne ola. (Göz)
    Her yeri görür, kendisini göremez. (Göz)
    Benim iki pencerem var. Etrafı etten duvar. Her gün erkenden açarım. Gece olunca kaparım.(Gözler)
    Bir küçücük mil taşı, dolanır dağı taşı. (Gözler)
    Benim iki pencerem var. Gündüz açar, gece kaparım. (Gözler)
    İki camlı pencere. Bakıp durur her yere. (Gözlük)
    İnsan pis diye atar, bitki sevinir kapar.(Gübre)
    Kırmızı beyaz açılır, kokuları saçılır. (Gül)
    Ateşe girer yanmaz, suya girer ıslanmaz. (Güneş)
    Her akşam yatar, her sabah kalkar, hiç uyumaz. (Güneş)
    Hem ısıtır hem yakarım. Tüm canlılara bakarım. (Güneş)
    Gökte durur paslanmaz. Suya düşer ıslanmaz. (Güneş)
    Nar tanesi nur tanesi. Dünyamızın bir tanesi. (Güneş)
    Yazın sönmez, kışın görünmez.(Güneş)
    Bir ağa dokuz köle. (Güneş ve gezegenler)
    Küçük bey doğru dedi. Bizim sayımız yedi. (Günler)
    Renk renk nakışları var, yerde sürünür yatar. (Halı, kilim)
    Bir ev var, içinde çıplak gezilir. (Hamam)
    Üzülerek girilir, sevinerek çıkılır. (Hapishane)
    Gölleri var, kendi yok. Deniz var, suyu yok. Ormanı var, dalı yok. Yolları var, izi yok. (Harita)
    Yirmi dokuz kardeşin, her biri başka başka. Kiminin ince sesi, kimininki kalınca. Kimisi çok şişman, kimisi de çok sıska. (Harfler)
    Kaldıramaz başını, zorla içer aşını. (Hasta)
    Bir yer biliyorum, sağlamdan çok hastası var. (Hastane)
    Tarlada biter, makine diker. Her sabah senin elini öper. (Havlu)
    Her sabah kalkar, elimi yüzümü öper. (Havlu)
    Burnum kırmızı, kuyruğum yeşil. (Havuç)
    Yer altında kırmızı minare. (Havuç)
    İbiği tarak gibi, kuyruğu orak gibi. (Horoz)
    Sabahın hocası, tavuğun amcası. (Horoz)
    Kafası tarak gibi, kuyruğu orak gibi. (Horoz)
    Pat pat ayaklı, al dudaklı. Güzel sesli, kırmızı fesli. (Horoz)
    Kümeslerin efesi, her sabah çınlar sesi. Sanırsın ezan okur, uyandırır herkesi. (Horoz)
    Dağlar, ovalar aşar, sanma sakın yorulur. Bazen kabarır coşar, bazen ise durulur. (Irmak)
    Boya kalkar kasılır, havlamadan ısırır. (Isırgan)
    Ateşe girer yanmaz, suya girer ıslanmaz. (Işık)
    Avuç doldurmaz, evlere sığmaz. Silerim silerim, çıkmaz. (Işık)
    Ben varmadan o varır, her şeyden çok yol alır. (Işık)
    İstanbul’da bir teni. İzmir’de iki tane. Sivrihisar’da pek çok. Dünyada hiç yok. (İ harfi)
    Kadife yastık, içine un bastık. (İğde)
    Kırmızı bir donum var. İçimde de unum var. İridir çekirdeğim. Bilin bakayım ben neyim. (İğde)
    Bir gözüm var bir de bacağım. (İğne)
    Doktor verdi., ben içtim. Çabucak iyileştim. (İlaç)
    Mikropları öldürür, hastaları güldürür. (İlaç)
    Beşinde çocuk, onunda koyun, yirmide kanlı, otuzda canlı, otuz beşinde aslan, kırk beşinde kaplan, altmışında et, yetmişinde kemik, yetmiş beşten gerisi ölümün berisi. (İnsan hayatının dönemleri)
    Köprü altında dört düdük. O ağladı, biz güldük. (İnek memesi)
    Dört kardeş bir kuyuya taş atar. (İnek memesi)
    Altı deri, üstü deri. İçinde bir avuç darı. (İncir)
    Aydın’da çok olurum. Yenir kurutulurum. Her yerde satılırım. Reçel de yapılırım. (İncir)
    Biri utanınca kızarır, diğeri de yanınca. (İnsan, soba)
    Beyaz dede, kendine mezar yapar. (İpekböceği)
    Hem böcektir, hem kelebek. Koza yapar, öbek öbek. (İpekböceği)
    Benim var, senin var, onun var. (İsim)
    Lamba düştü is etti. Tabak düştü tan etti. Annem dedi ki bunu bul. (İstanbul)
    Kocaman ve yuvarlak, top gibi bir sebzeyim. Benden tatlı yaparlar, çerezdir çekirdeğim. (Kabak)
    Nar tanesi, nur tanesi, İslamlığın bir tanesi. (Kabe)
    Tel tel olur yayılır, herkes ona bayılır. (Kadayıf)
    Ben ne idim ne idim, Yemenli bir bey idim, felek beni şaşırttı, ak fincana düşürdü. (Kahve)
    Yaz derim yazar, çiz derim çizer. Resim yapmayı, ne de çok sever. (Kalem)
    Durmadan çalışır, kurmadan çalışır. (Kalp)
    Ben giderim o gider, şu damda tık tık eder. (Kalp)
    Bilsen ne çalışkandır, dursa işin tamamdır. (Kalp)
    Git gemlinim gel gelinim. Yol üstünde dur gelinim.(Kapı)
    Açılırsam girersin, kapanırsam dönersin. (Kapı)
    Karşıdan baktım bir kara taş, yanına vardım dört ayak bir baş. (Kaplumbağa)
    Bahçede kırda dolaşır. Evini sırtında taşır. (Kaplumbağa)
    Kireç değil, un değil, pamuktan daha aktır. Şeker desem tadı yok, yazık eriyecektir. (Kar)
    Beyaz bir çarşafım var. Her yeri örter, denizi örtmez. (Kar)
    Şekere benzer tadı yok. Gökte uçar kanadı yok. (Kar)
    Kara kara kümeler, dedem durmaz, un eler. (Kar)
    Şekere benzer tadı yok. Gökte uçar kanadı yok. (Kar)
    Elime aldım kan gibi, ağzıma attım bal gibi. (Karadut)
    Varma sakın yanına, on parmağın bal olur. Tutar isen yavaş tut, iki elin kan olur. (Karadut)
    Duruşu ömür, gözleri kömür. Sıcak dondurur, sıcak öldürür. (Kardan adam)
    Yeraltında göç var. (Karınca)
    Bilinen bir gerçektir, en çalışkan böcektir. (Karınca)
    Yol boyunca kara zincir, on bindir yüz bindir. (Karınca)
    Karşıdan baktım hiç yok, yanına vardım pek çok. (Karınca)
    Kat kat çiçek, yemeği yenecek. (Karnabahar)
    Arabadan atladı, pantolonu patladı. (Karpuz)
    Mantosu yeşil, entarisi kırmızı. Bil bakalım. Bu kimin kızı? (Karpuz)
    Kemansız yay, vay anam vay. (Kaş)
    Bir küçücük kumbara, ekin taşır ambara. (Kaşık)
    Upuzun uzanır, yeşil bezenir. (Kavak)
    Ağız içinde dil, haydi bunu bil.(Kaval)
    Allah yapar yapısını, bıçak açar kapısını. (Kavun, karpuz)
    Rüzgar üfürür, su götürür. (Kayık)
    Mavi tarla üstünde, beyaz güvercin yürür. (Kayık)
    Sarı sarı sarkar, düşerim diye korkar. (Kayısı)
    Dağdan gelir sekerek, kara üzüm dökerek. (Keçi)
    Horul horul uyur, mırıl mırıl konuşur. (Kedi)
    Abdest alır, namaz kılmaz. (Kedi)
    Biri mir mir mırlanır, biri hır hır hırlanır. (Kedi, köpek)
    Uzun bıyıklı, kova kulaklı. Kürklü mantolu, tüylü yanaklı. (Kedi)
    Yük üstünde, yünlü yumak. (Kedi)
    Meselce meselce, ötmesi güzelce. (Keklik)
    Uçan bir böcek, sanki bir çiçek. (Kelebek)
    Kanadı var kuş değil, boynuzu var koç değil.(Kelebek)
    Bel üstünde, kırmızı yılan. (Kemer)
    Beni daldan düşürdüler, kor ateşte pişirdiler, caddelerde sattılar. (Kestane)
    Dışı kazan karası, içi peynir mayası. (Kestane)
    Akşam çamur, sabah kömür. (Kına)
    Eli yok ayağı çok. (Kırkayak)
    Yazın sıvasını yapar. Kışın kapısını kapar. (Kırlangıç)
    Dere tepe, çıngıl küpe. (Kızılcık)
    Bir ufacık kutucuk, içi dolu yongacık. (Kibrit)
    Çıt eder, çiçek açar. (Kibrit)
    Bir kapaklı, çok yapraklı. İçinde bilgi saklı. (Kitap)
    Tarlası beyaz, tohumu siyah, elle ekilir, dille biçilir. (Kitap)
    Ne erir, ne kırılır. Ne küser, ne darılır. En candan arkadaştır. (Kitap)
    Kırmızı boncuk asılı ipe. Ağızda şeker, kulakta küpe. (Kiraz)
    Karşıdan baktım al, ağzıma aldım bal. (Kiraz)
    Ağaç değil, yaprağı var. Güneş değil, ışık değil, ışık saçar. (Kitap)
    Beş dallı iki ağaç, onlar yoksa kaldın aç. (Kollar)
    Üstü çayır biçilir, altı çeşme içilir. (Koyun)
    Ot yedim otlandım. Su içitm sütlendim. Aç kapıyı Fatmacık, dört ayaklı ben geldim. (Koyun)
    Pazardan aldım kapkara, eve geldim maskara. Kızardıkça kızardı, yemeğimizi taşırdı. (Kömür)
    Çarşıdan aldım kapkara. Eve getirdim kıpkırmızı. (Kömür)
    Ayakları su içer, üstünden gelen geçer. (Köprü)
    Üstünden el gider, altından sel gider.(Köprü)
    Altı delik, üstü düz. Oturur gece gündüz. (Köprü)
    Yer altında kürklü hoca. (Köstebek)
    Yarım kaşık, duvara yapışık. (Kulak)
    Etten kantar, pırlanta tartar. (Kulak)
    Ağzı var, gözü yok. Küçücük bir kutu. Çok para yer ama, yine de çok tutumlu. (Kumbara)
    Dizi dizi tencereler. Patlak gözlü çingeneler. (Kurbağa)
    Dalda durur, elde durmaz. (Kuş)
    Aşağı iner güle güle, yukarı çıkar ağlaya ağlaya. (Kuyu kovası)
    Hayvan soyundu, insan giyindi. (Kürk)
    Dürüm dürüm dürüldüm. Kuşak gibi sarıldım. Göbeğimi yardılar. Benden dolma sardılar. (Lahana)
    Bir kızım var, kat kat çeyizi var. (Lahana)
    Gece yanar, gündüz söner.(Lamba)
    Ağızlarda toz olur. Beş on yerken yüz olur. (Leblebi)
    Bacakları uzun inci. Göçüp gider güz gelince. (Leylek)
    İki çubuk bir makas, hokkabaz mı hokkabaz.(Leylek)
    Sarısa suluca, al eline koy cebine. (Limon)
    Bir küçücük fıçıcık, içi dolu turşucuk. (Limon)
    İki deliğe parmak geçer. Çifte bacak neler biçer. (Makas)
    Portakaldır büyüğüm, bense daha küçüğüm. Sevilerek yenirim, çabucak tükenirim. (Mandalina)
    Çoğu kişi yapraklarımı öylece yer bilirim. Salata denildi mi, hatıra ben gelirim. (Marul)
    Ayağı var gidemez, yemek gelir yiyemez. Konulan yükü taşır, derdini söyleyemez.(Masa)
    Ayağım var yürüyemem. Eşyam çoktur sürüyemem. Her odada ayaktayım. Bilsenize ben neyim? (Masa)
    Daldan dala atlarım, kuyruğumdan sarkarım. (Maymun)
    Ağzı var, dili yok Haber verir, sözü çok. (Mektup)
    Ne ağzı var ne dili, konuşur insan gibi. (Mektup)
    Uzun yoldan bir kuş gelir. Ne söylese hoş gelir. (Mektup)
    Uzun uzun yollardan, bir acayip kuş gelir. Çok güzel dili var, ne söylese hoş gelir. (Mektup)
    Basamak basamak bastı bacak. (Merdiven)
    Demirden leblebiyim, beni yiyen kan kusar. (Mermi)
    Dört konaklık yolum var. Her biri üç ay sürer. (Mevsimler)
    Başı var, kolu yok. Gövdesi var, ayağı yok. (Mezar taşı)
    İnci dizilerim var, tatlarım olurum kar. Unum besleyicidir. Karnınızı tok tutar. (Mısır)
    Hanım içeride, saçı dışarıda. (Mısır)
    Göz ile görülmez, el ile tutulmaz. Ondan uzak duranlar, sağlamdır hasta olmaz. (Mikrop)
    İçi taş, dışı taş. Ha dolaş ha dolaş. (Minare)
    Su içer kanı yok, ses eder canı yok.(Motor)
    Bize ışık verir, biraz sonra erir. (Mum)
    Kulağını büktükçe ağzı sulanır. (Musluk)
    Soğan doğrar, gözü yanmaz. Düğmesi var, yorulmaz. (Mutfak robotu)
    Fini fini fincan, içi dolu mercan. (Nar)
    Çarşıdan aldım bir tane, eve geldim bin tane. (Nar)
    Benim bir tek başım var, ama binbir dişim var. Kabuğum yarılınca, yüreğimden kan damlar. (Nar)
    En kolay verilen şeydir, ama kimse almak istemez. (Nasihat)
    Ufacık tepe, çıngılı küpe. (Nohut)
    Ne enim, ne boyum var. (Nokta)
    Önce yeşildi, sonra kesildi. Dumana gömüldü. Kiraz kesildi. (Odun)
    Kutu kutu odalar.İçinde ne güzel, oyuncaklar kitaplar. Oyun oynar, şarkı söylerler. Öğretmenle çocuklar. (Okul)
    Bir kovanda bir arı. Bini de çalışkan arı. Balları baldan tatlı, canları candan tatlı. (Okul, öğrenciler)
    Dört yılda bir yapılır, sporcular katılır.(Olimpiyatlar)
    Arka arkaya ikizler, biri diğerini izler. (Otomobil tekeri)
    Başlatır o heceden. Çıkarır hep yüceden. Çok oğlu, kızı var. Ne de tatlı sözü var. (Öğretmen)
    Allı pullu, iki kollu, bele bağlı.(Önlük)
    Ayakları kürekli. Ne kadar da yürekli. Suda bir gemi. (Ördek)
    Ağ örer, balık tutmaz.(Örümcek)
    Kolu var, ayağı yok. Karnı yarık, canı yok. (Paltı)
    Tarlada çiçek, yemeğimde yağ. Üstümde giyecek. (Pamuk)
    Makineyle ekilir. Sürülerek sökülür. Sonra şeker yapılır. Bakkallarda satılır. (Pancar)
    Küçümseme garibi, konuşur senin gibi. (Papağan)
    Cebinizde var ise, her şeyi alırsınız. Cebinizde yok ise aç bile kalırsınız. (Para)
    Etten şiş, demirden kebap. (Parmak, yüzük)
    Yeraltında civcivli tavuk. (Patates)
    Bana imam bayıldı. Olurum karnıyarık. Turşu bile yaparlar, kimim anlayın artık. (Patlıcan)
    Sıvıdır içilmez, paha biçilmez. (Petrol)
    Küp içinde beyaz uşak. (Peynir)
    Yer altında sakallı dede. (Pırasa)
    Sırık gibi uzandım, püsküllerle bezendim. Doğrayıp pişirdiler, tabağa koyup yendim. (Pırasa)
    Sıcak yerden gelirim. Dilim dilim yenirim. Sarıyım, mayhoşum ben. Aman ne de hoşum ben. (Portakal)
    Sarıdır ayva gibi, suludur elma gibi. (Portakal)
    O söyler ben anlarım, ben söylerim o anlamaz. (Radyo)
    Bir ağacı oymuşlar. İçine dünyayı koymuşlar. (Radyo,televizyon)
    Karnından yer, sırtından çıkarır. (Rende)
    Az gitti, uz gitti. Dere tepe düz gitti. Altı ay bir güz gitti. Uyanınca hep bitti. (Rüya)
    Manisa’dan Tire’den. Şimdi geçti buradan. (Rüzgar)
    Ninemin etekleri, süpürür sokakları. (Rüzgar)
    Kapıyı açar, kapamadan kaçar. (Rüzgar)
    Trik trak, trik trak! Diyor vakit geçiyor bak. (Saat)
    Ben giderim o gider, kolumda tik tak eder. (Saat)
    Benim adım iki hece. Çalışırım gündüz gece. (Saat)
    Babası tembel, anası çalışkan.Altmış tane çocukları var. (Saat, akrep, yelkovan, dakika)
    Dört köşedir, beş değil. Başı sudan hoş değil. (Sabun)
    Sıcağa koyma kurur, suya koyma köpürür. (Sabun)
    Bilmece bildirmece, el üstünde kaydırmaca. (Sabun)
    Ben keserim, o uzar. (Saç, tırnak)
    Çiğnerim çiğnerim yemem. (Sakız)
    Bulunurum bütün yaz. Yeşilim herkes bilir. Salata bensiz olmaz. Turşum da çok sevilir. (Salatalık)
    Semeri var eşek değil. Boynuzu van öküz değil. (Salyangoz)
    Evi sırtında, ayağı karnında. İzi yıldız,gözleri boynuz. (Salyangoz)
    Dört ayak, bir dayak. (Sandalye)
    Mani mani maniki. Tırnağı var on iki. (Sarımsak)
    İndikçe azalır, çıktıkça çoğalır. (Sayılar)
    Bir ağacı oymuşlar. İçine ses koymuşlar. Yalan lanlış söylemiş.Kulağını burmuşlar. (Saz)
    Tepeden indi, dereye sindi. (Sel)
    Dağdan gelir takla makla, aman abla beni sakla. (Sel)
    Dağdan gelir, taştan gelir. Bir kükremiş aslan gelir. (Sel)
    Biri verir, öbürü alır. Görünürde hiçbir şey yok. (Selam)
    Bin gözlü, bir ağızlı. (Sepet)
    Nefesi var, kanı var. Bir küçücük canı var. (Serçe)
    Ben dururum o gider. (Ses)
    Parasını el alır. Dumanını yel alır. (Sigara)
    Ben yazarım o bozar. Doğruya gelmez zarar. (Silgi)
    Kağıdın mendilidir. (Silgi)
    Karşıdan baktım pek çok. Yanına vardım hiç yok. (Sis)
    Bazen gökte, bazen yerde. (Sis)
    Kışın yanar, yazın söner. (Soba)
    Kışın yatar, yazın kalkar. (Soba)
    Ağzı var, odun yutar. Bacası duman tüter. Yazın pek aranmaz ama,kışın cana can katar. (Soba)
    Yazın yaşını yeriz, kışın başını yeriz. (Soğan)
    Şu dağlar ulu dağlar, kürk üstüne kürk bağlar. Ne satan ağlar, ne alan ağlar, başını kesen ağlar. (Soğan)
    En çok kullanılan şeydir ama ne biter ne tükenir. (Söz)
    Yürür gider canı yok, boğazlasan kanı yok. Dünyaya can dağıtır, kendisinin canı yok. (Su)
    Kaynayınca buharım, donunca buz olurum. Bir bardak içtiniz mi,karışır siz olurum. (Su)
    Çiğnenmeyen ak sakız. (Su)
    Biri içinden akar, biri dışından bakar. (Su, boru)
    Bin deliği olan bir fıçım var. Yine de su tutar, yine de su yutar. (Sünger)
    Hop burada, hop şurada. Bir de baktım kapı arkasında. (Süpürge)
    Kapı arkasında tüllü gelin. (Süpürge)
    Aç durur, susuz duramaz. (Sürahi)
    Bir belalı başım, tuzsuz pişer aşım. (Süt)
    Benden yüksek, tavuktan alçak. (Şapka)
    Bir yanı beyaz, bir yanı al, tadı bal. (Şeftali)
    Suya girsem eririm, ağza tat veririm. (Şeker)
    Sekiz köşe beş değil, başı çaydan hoş değil. (Şeker)
    Yer altında şeker kız. (Şeker pancarı)
    Bir direk üstünde bir çatı. (Şemsiye)
    Ben giderim o gider, üstümde gölge eder. (Şemsiye)
    Ağzı var, dili yok. Karnı var, bağırsağı yok. (Şişe)
    Çıt etti ateş yandı. Sıcak su hazırlandı. (Şofben)
    Benim bir ağacım var. Her gün bir yaprak döker. (Takvim)
    Kara kediyi kuyruğundan asarlar. (Tava)
    Uzun kulaklı, kısa kuyruklu. (Tavşan)
    Elemeden yoğurur, gün aşırı doğurur. (Tavuk)
    Ak bir çubuk, tükenir çabuk. (Tebeşir)
    Ben iki hasretlinin, arasında dururum
    Yüzlerini görmeden, onlarla konuşurum. (Telefon)
    Ayrı yerde olsak ta, o yaklaştırır bizi. Alo deyince güzel, duyarız sesimizi. (Telefon)
    Sandığım sihre bürünür. Aynasında dünya görülür. (Televizyon)
    Kapkaradır her yanı. Günde dağlanır canı. (Tencere)
    Ben giderim o gider, şıpıdık şıpıdık söz eder. (Terlik)
    Yuvarlaktır düz değil, doksandokuz yüz değil. (Tesbih)
    İnci gibi dişlerim, odunları dişlerim. (Testere)
    Boğazı ip gibi, karnı küp gibi. (Testi)
    Kuru gitti yaş geldi. (Testi)
    Sivri burunlu, uzun kuyruklu, şeytan suratlı.(Tilki)
    Konuşursa, yer gök inler. (Top)
    Dışı var içi yok, dayak yer suçu yok. (Top)
    Yol üstünde durur, gelene geçene buyurur. (Trafik polisi)
    Sıra sıra odalar. Birbirini kovalar. (Tren)
    Kara koyun, meler gider. Dağı taşı deler gider. (Tren)
    Uzaktan baktım dev gibi. Yanına baktım ev gibi. (Tren)
    Sudan, topraktan çıkarım. Hemen her yemekte ben varım. (Tuz)
    Adı nedir, budu nedir. Bu dünyanın tadı nedir? (Tuz)
    Horozu var ötmez. Borusu var akıtmaz. (Tüfek)
    Bilmece bildirmece, dil üstünde kaydırmaca. (Tükürük)
    Rengi kandan kırmızı. Üstünde ayla yıldız. Büyük küçük hepimiz. Ona saygı duyarız. (Türk Bayrağı)
    Ayla yıldızı aldılar, yine göğe saldılar. (Türk bayrağı)
    Kanadı var kuş değil. Yolları yokuş değil. (Uçak)
    Bir kocaman kuşum var, hep aynı yere konar. (Uçak)
    Gökte uçar kuş değil. Yolu hiç yokuş değil. Benzin yer benzin içer. Kuşlarla yarış eder. (Uçak)
    Tepeye koy yel alır, dereye koy sel alır. (Un)
    Alçacık damdan kar yağar. (Un)
    Baldan tatlı, taştan ağır. Elde tutulmaz, çarşıdan alınmaz. Mendile konulmaz, ondan tatlı bir şey olmaz. (Uyku)
    Kırışık, mırışık. Bu giysiyi giyemem. Kim düzeltir bilirim.Adını söyleyemem. (Ütü)
    Alçacık dallı, yemesi ballı. (Üzüm)
    Suda yürür, karada durur. (Vapur)
    Kirazın bir eşiyim, yalnız biraz ekşiyim. Suyumu içersiniz, kompostomu yersiniz. (Vişne)
    Elemez melemez, ocak başına gelemez. (Yağ)
    Bulutlardan süzülür, inci gibi dizilir, çamur olur ezilir, bilin bakalım bu nedir? (Yağmur)
    Elsiz ayaksız kuyu kazar. (Yağmur)
    O yalan, bu yalan. Fili tuttu bir yılan. Eşeğe bindi, deveyi kucağına aldı. Bu da mı yalan. (Yalan)
    Bağırırsın susar, susarsın bağırır. (Yankı)
    Yaşarken yerinden ayrılmaz, öldükten sonra gezer. (Yaprak)
    Gece uçar, gündüz kaçar. (Yarasa)
    Çıktım merdivenin yarısına. Baktım ayın sarısına. Bu dünyada bir kuş gördüm. Meme verir yavrusuna.(Yarasa)
    Yattım yumuşak. Uyudum sıcak sıcak. (Yatak)
    Süt içer, yağ kusar. (Yayık)
    Mavi tarla üstünde, beyaz güvercin yüzer. (Yelkenli)
    Bir gömleğim var, on iki yerinden ekli. Üç yüz altmış beş benekli. (Yıl)
    Gözü var, ayağı yok. Gömleği var, dikişi yok. Adam öldürür eli yok. (Yılan)
    Yer altında yağlı kemer. (Yılan)
    Akşam baktım çok idi. Sabah baktım yyok idi. (Yıldız)
    Biz biz idik biz idik. Yüzbinlerce kız idik. Gece oldu dizildik. Gün olunca silindik. (Yıldızlar)
    Ay varken açarlar, gün varken kaçarlar. (Yıldızlar)
    Yukarı çıkar, aşağı iner, hareket etmez. (Yol)
    Gündüz yığılır, gece yayılır. (Yorgan)
    Pişirirsen aş olur, pişirmezsen kuş olur. (Yumurta)
    Ak saray içinde sarı sultan. (Yumurta)
    Dışı katık, içi kütük. (Zeytin)
    Kırk kardeş el ele tutuşur. (Zincir)








  3. Ziyaretçi
    bilmece bildirmece el üstünde kaydırmaca(SABUN)







+ Yorum Gönder

Hızlı Cevap Hızlı Cevap


:
kar gibi beyaz gece gibi siyah yemesi haram içmesi helal,  kar gibi beyaz gece gibi siyah yemesi haram içmesi helal cevabı,  kar gibi beyaz gece gibi siyah yemesi haram içmesi helal erkekler günde 3 defa görür cevabı,  kar gibi beyaz gece gibi siyah yemesi haram içmesi helal erkekler günde 3 defa görür cevabı nedir,  yazın yersin yaşını kışın yersin başını
5 üzerinden 3.67 | Toplam : 3 kişi