+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu
Müzik Köşesi ve Müzik Türleri ve Enstrümanları Bölümünden Türk Halk Çalgıları[Tamamı] ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. Börtecine
    Emekli


    Türk Halk Çalgıları[Tamamı]





    Türk Halk Çalgıları[Tamamı] Forum Alev
    Türk Halk Çalgıları




    Türk halk müziği çalgılarını şöyle sınıflandırabiliriz:


    1-Telli Çalgılar

    a) Mızrapla çalınanlar
    b) Parmakla çalınanlar
    - Bağlama
    - Tar


    2-Yaylı Çalgılar


    - Kabak Kemane
    - Karadeniz Kemençesi


    3- Nefesli Çalgılar

    - Zurna
    - Kaval
    - Çığırtma
    - Mey
    - Tulum
    - Sipsi
    - Çifte


    4-Vurmalı Çalgılar

    - Davul
    - Nağara
    - Tef
    - Kaşık









  2. Börtecine
    Emekli





    1-Telli Çalgılar


    Bağlama



    Ülkemizde kullanımı en yaygın olan telli bir Türk Halk Çalgısıdır. Yörelere ve ebatlarına göre bu çalgıya, Bağlama, Divan sazı, Bozuk, Çöğür, Kopuz Irızva, Cura, Tambura vb. adlar verilmektedir.
    Bağlama ailesinin en küçük ve en ince ses veren çalgısı Curadır. Curadan biraz daha büyük ve curaya göre bir oktav kalından ses veren çalgı ise Tamburadır. Bağlama ailesinin en kalın ses veren çalgısı ise Divan Sazı'dır. Tamburaya göre bir oktav kalından ses verir.

    Bağlama; Tekne, Göğüs ve Sap olmak üzere üç ana kısımdan oluşmakatadır. Tekne kısmı genelde dut ağacından yapılmaktadır. Ancak dut ağacının dışında ardıç, kestane, ceviz, gürgen gibi ağaçlardan da yapılmaktadır. Göğüs kısmı ladin ağacından, sap kısmı ise gürgen, ak gürgen veya ardıç ağacından yapılmaktadır.

    Sap kısmının tekneden uzak kısmı üzerinde tellerin bağlandığı Burgu adı verilen parçalar vardır. Bağlamanın akordu bu burgular kullanılarak yapılmaktadır. Sap kısmı üzerinde misina ile bağlanmış perdeler bulunmaktadır. Bağlama Mızrap veya Tezene adı verilen kiraz ağacı kabuğu veya plastikten yapılan araçla çalındığı gibi bazı yörelerimizde parmakla da çalınmaktadır. Bu çalım tekniğine Şelpe adı verilmektedir.

    Bağlama üzerinde ikişerli veya üçerli guruplar halinde üç gurup tel bulunmaktadır. Bu tel gurupları değişik biçimlerde akort edilebilmektedir. Örneğin bağlama düzeni adı verilen akort biçiminde alt gruptaki teller yazılış itibariyle La,orta guruptaki teller Re,üst guruptaki teller ise Mi seslerini vermektedir. Bu akort biçimi dışında Kara Düzen, Misket Düzeni Müstezat, Abdal Düzeni, Rast Düzeni vb. akort biçimleri de vardır.










  3. Börtecine
    Emekli
    Tar



    Tezeneli bir Türk Halk çalgısıdır. Ülkemizde Kars yöresinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Ayrıca Azerbeycan, İran, Özbekistan ve Gürcistan'da da yaygın olarak kullanıldığı bilinmektedir.
    Teknesi, büyükleri birbirinden farklı iki çanaktan oluşmaktadır ve genellikle dut ağacından yapılmaktadır. Göğüs kısmı üzerine manda veya sığır yüreğinin zarı gelmektedir. Sap kısmı sert ağaçtan yapılmaktadır ve üzerine misinadan perdeler bağlanmaktadır.

    Tar üzerinde iki ana gurup tel bulunmaktadır. Birinci guruptaki teller melodi çalımında kullanılmaktadır ve ikişerli olmak üzere üç gurup telden oluşmaktadır. Diğer gurup teller ise Kök ve Zeng adı verilen, çalınan makama göre akort edilen ve tınının zenginleşmesini sağlayan tellerdir.










  4. Börtecine
    Emekli
    2-Yaylı Çalgılar


    Kabak Kemane



    Yaylı bir Türk Halk çalgısıdır. Yörelere ve biçimlerine göre farklılık göstermektedir. Kabak, Kemane, Iklığ, Kabak, Rabab, Hatay ilinde Hegit, Güneydoğu'da Rubaba, Azerbeycan'da Kemança ve Orta Asya Türklerinde Gıcak, Gıccek veya Gıjek adıyla bilinen bu çalgıların aynı kökten oldukları bilinmektedir.
    Tekne kısmı genellikle su kabağından yapılmaktadır. Ayrıca ağaçtan yapılanı da yaygındır. Sap kısmı sert ağaçlardan yapılmaktadır. Tekne kısmının altında ağaçtan veya metalden yapılmış mil vardır. Bu mil diz üzerine konur ve çalgının sağa sola hareketi sağlanır. Yay ise bir çubuğun bir ucundan diğer ucuna at kuyruğunun kıllarının bağlanması ile yapılmaktadır. Kabak kemaneye önceleri bağırsaktan yapılan Kiriş adı verilen teller takılırken günümüzde madeni teller kullanılmaktadır.


    Kabak kemane perdesiz bir çalgı olup her türlü kromatik ses rahatlıkla elde edilebilmektedir. Sesi uzun çalma özelliğine sahiptir ve Legato, Staccato ve Pizzicato çalışlar yapılabilmektedir.




  5. Börtecine
    Emekli
    Karadeniz Kemençesi



    Yaylı bir Türk Halk çalgısıdır. Adından da anlaşılacağı üzere Karadeniz Bölgesi'nde yaygın olarak kullanılan bir çalgıdır. Kemençenin tekne kısmı dut,erik,ardıç ağaçlarından yapılmaktadır. Yayın çubuğu ise genellikle gül ve şimşir ağaçlarından yapılmaktadır. Yayın uç kısımlarına at kuyruğu kılları bağlanmaktadır.
    Kemençe üç telli bir çalgıdır. Kemençeye eskiden bağırsaktan yapılan kiriş teller takılırken, günümüzde daha çok madeni teller kullanılmaktadır.

    Kemençe perdesiz bir çalgıdır. Her türlü kromatik sesleri kolaylıkla elde etmek mümkün olabilmektedir. Kemençe genellikle iki tele aynı anda basılıp paralel dörtlü sesler elde edilerek çalınmaktadır. Ayrıca bilek hareketleriyle sağlanan özel bir çalım tekniği ile çalınmaktadır.




  6. Börtecine
    Emekli
    3- Nefesli Çalgılar


    Zurna

    Üflemeli bir Türk Halk çalgısıdır. Sesinin gürlüğü nedeniyle daha çok açık alanlarda; köy düğünlerinde, asker uğurlamada, spor faaliyetlerinde, halk oyunlarında ve benzeri törenlerde çalınmıştır. Osmanlı döneminde mehter takımının birincil melodi çalgısı olmuştur. Orta oyununda da kullanıldığı bilinmektedir. Daha çok davul eşlikli çalınmaktadır. Entenasyonun sağlanmasındaki güçlük ve ses hacminin çokluğu nedeniyle çalgı topluluklarında kullanılmaktadır. Ancak son yıllarda bazı halk müziği çalgı topluluklarında kullanıldığı görülmektedir.



    Yaklaşık iki oktavlık ses mesafesi olan zurnanın üstte yedi, altta bir olmak üzere sekiz tane melodi perdesi bulunmaktadır. Arka tarafındaki perde, ön tarafındaki kamış kısmına doğru ilk iki perdenin arasına gelecek şekildedir. Perdeler yaklaşık 6-8 mm. çapında daire biçimindedir. Boyu 30 ile 60 cm. arasında değişmekte olup melodi perdelerinin bittiği kısımdan itibaren huni biçiminde genişlemektedir. Bu kısma kalak adı verilmektedir. Üflenen kısmında ucuna kamış takılan ince boru şeklinde bir mil vardır. Bu mile Metem adı verilmektedir. Ayrıca nefes alma tekniğini kolaylaştırmak için ortası delik daire biçiminde bir parça metem üzerine geçilir. Bu parçaya Avurtluk adı verilmektedir. Ağız içi boşluğuna biriktirilen hava kamıştan üflenirken burundan aynı anda nefes alınarak kesintisiz çalma tekniği zurna çalımında en çok kullanılan tekniktir.

    Melodi perdelerinin dışında, kalak kısmı üzerinde yedi tane delik vardır ki bu delikler melodi perdelerinden daha küçük çaptadır. Bu deliklere şeytan deliği veya cin deliği adları verilmektedir. Bu delikler çalgıcının ses buluşuna göre balmumu veya benzeri maddelerle kapatılabilmektedir.

    60 cm. ile 30 cm. arasında değişik ebatlarda olduğunu belirttiğimiz bu çalgıyı ses rengine göre; Kaba Zurna, Orta Kaba Zurna ve Cura Zurna (Zil Zurna) olmak üzere üç çeşittir. Genellikle erik, kayısı, şimşir, ceviz vb. ağaçlarından yapılmaktadır.




  7. Börtecine
    Emekli
    Kaval



    Üflemeli bir Türk Halk çalgısıdır. Halk arasında çoban çalgısı olarak bilinir. Değişik yörelerde Guval, Kuval adlarıyla da bilinmektedir. Çobanın kaval ile koyun sürüsünü yönlendirdiği inanışının halk arasında yaygın olduğu bilinmektedir. Kaval kelimesinin içi boş anlamına gelen 'Kav' kökünden türediği sanılmaktadır.
    Ses mesafesi yaklaşık 2, 5-3 oktavdır . Günümüzde halk müziği çalgı toplulukların önemli bir renk çalgısı olarak kullanılmaktadır. Topluluk içinde solo çalgı olarak kullanılabilen bir çalgıdır. Diğer çalgılarla birlikte çalınabilen kaval ses özelliğini korur.



    Kaval belli standarda göre üretilmediğinden ebatları hakkında ancak uzunluğunun 30 cm. ile 80 cm. arasında değiştiğini çapının ise yaklaşık 1,5 cm. olduğunu söyleyebiliriz. Üst kısmında 7, alt kısmında ise 1 melodi perdesi bulunmaktadır. Bu perdeler dışında kavalın alt kısmında da Şeytan Deliği ve Hazreti Ali adı verilen 4 perde daha vardır.



    Kavalın Dilli Kaval ve Dilsiz Kaval olmak üzere başlıca iki çeşidi vardır. Genellikle erik ağacından yapılmaktadır.




  8. Börtecine
    Emekli
    Çığırtma



    Üflemeli Türk Halk çalgısıdır. Çığırtma, kartalın kanat kemiğinden yapılır. Daha çok çobanlar tarafından kullanıldığı bilinen bu çalgı, günümüzde unutulmaya yüz tutmuş çalgılardandır.
    Altısı üstte birisi altta olmak üzere toplam yedi tane melodi perdesi vardır. Boyu yaklaşık 15-30 cm. kadardır.




  9. Börtecine
    Emekli
    Mey Nedir - Meyzenlik Nedir - Mey Ve Meyzenliğin Özü

    Mey
    Hiç düşündünüz mü,dünyada ismi içki ismi olan,bu tek çalgıya neden bu ismi yakıştırmışlardır ?
    Açıkcası çok defa düşündüm.Neden bu böyledir;başka isim mi kalmamıştı;veyahut ismi zamanla değişime mi uğramıştı ?
    Belki,dinleyicilerde şarap(Mey) içmişcesine bir sarhoşluk verdiğinden ; belki de isim benzeri olan Davudi Ney'e ses olarak benzediğinden;
    veyahut çalındığında,şarap gibi bu dünyanın dertlerini unutturduğundandır
    Kimbilir

    Mey görünürde,ördek gagasına benzeyen kargıdan yapılmış bir başlık ve gövdesi olan bir tahta parçasından oluşmaktırdır.
    Ancak bu kargı-tahta parçasının garip bir özelliği vardır.Hem erik ağacının yurdundan ayrı düşme hüznünü hem de kargının o
    sulak topraklara hasretliğini anlatmaktadır.

    Hepimizin bildiği üzere,Ney'in gerek edebiyat tarafından,gerekse felsefe tarafından bir ruhu,bir duygusu olduğu anlatılır.İşin aslı,aynı durum Mey için de geçerlidir.Ancak arada çok büyük bir fark vardır :
    Ney ruhani dertleri hüznü anlatır ve bu duygular ile çağlar.Mey ise insani dertleri anlatır.
    Kimi zaman aşkı anlatır,kimi zaman ölüm hüznünü,kimi zaman gurbet acısını.Kısacası insani dertleri ve duyguları anlatır.

    Yukarıda anlattıklarımı lütfen,abartma-felsefe-edebiyat yapma olarak görmeyin.Bu bir gerçektir.Mey'in böyle bir özelliği vardır ki bu özelliğini Meyzenler iyi bilir.
    Peki Meyzen'lik nedir ?

    Meyzen'lik,Mey'e gönülden bağlanmaktır;onca ustalığına rağmen Mey'in sesini duyduğunda yüreğinin bam telinin titremesidir ; Meyzen'lik,Mey'in ruhundan anlamaktır.Meyzen'lik,Mey ile uzun havalar çalmak;bilinmeyen ezgiler oluşturmaktır.
    Bu dediklerimi şu örnekle sizlere daha iyi anlatacağımı sanıyorum: İnat eden,çalışan herkes Ney üfler.Hatta çok iyi Ney üfleyicisi olur ama Neyzen olamazNeyzen olamadığı gibi Ney taksimi geçemez.

    Özetle Mey ve Meyzen'lik gönülden gelen aşktır,dertleri derde katıp dertlenmedir,sevdadır.

    Mey En Güzel Nerelerde İcra Edilir
    Mey,en güzel Doğu ve Güneydoğu Anadolu türküleri,uzun Havalar,halaylar ve bar havalarında icra edilir.
    Bundan başka türküler'de icra edilmez mi ? Elbetteki edilir ama o ruhu o türkülere tam anlamı ile katamaz.

    Mey Çeşitleri
    Bilindiği üzere Mey'in üç çeşidi vardır : Cura Mey , Orta Mey , Ana Mey.
    Cura ve Orta Mey : En sık kullanılan Mey çeşitleridir.Cura Mey,semahlarda ve türkülerde,Orta Mey,türkülerde,halaylarda ve yer yer bar havalarında ustalıkla icra edilebilir.
    Ana Mey : En az kullanılan Mey çeşididir.Daha çok uzun havalarda,bazı halaylar ve bar havalarında kullanılır.
    Ancak tüm bu dediklerime rağmen her ustanın devamlı olarak kullandığı bir Mey çeşidi vardır.Örneğin Deniz Selman ustamız genellikle Orta Mey'i,Zafer Taşdan Ana Mey'i kullanır .




  10. Börtecine
    Emekli

    TULUM


    tulum, tulumi 1. is. Koyun veya keçi derisi ve bu deriden yapılan yağ saklama kabı (Rize)
    “Keçinin veya koyunun tulumu çıkartılır. Tulumun boğaz kısmıyla kolları bağlanır, tulumun arka kısmından içine yağ basılır, arka kısmı da bağlanarak yayladan köye getirilir” GB 117 (Hemşin)
    2. müz. Genellikle oğlak (çebiç) derisinden, hayvanın gövde kısmı kesilerek, derisinin temizlenip, delik yerleri bağlanıp, ön ayaklardan birine lülük (boru), arka ayak-larından birine de nav takılarak yapılan ve lülükten şişirildikten sonra, sıkışan havanın nav içinde bulunan çimonlar (Trabzon’da çimbon/ zimbon) sayesinde ses elde edilen komalı pentatonik (beşsesli) bir nefesli çalgı adı dır (daha çok si ve la tonlarında akort edilir)
    Tulum, Çayelinden doğuya doğru Pazar, Ardeşen, Hemşin, Çamlıhemşin, Fındıklı, Arhavi, Hopa, Borçka, Şavşat, Yusufeli, İspir ve Şebinkarahisar ilçelerinin köylerinde, ayrıca güneyde Gümüşhane ve Erzurum illerinde daha çok düğünler ve yayla şenliklerinde çalınmaktadır.
    1923 mübadelesi öncesinde Trabzon’lu Rumlar tarafından Santa, Gümüşhane, Maçka, Krom ve İmera bölgelerinde çalınmak-taydı. Sürmene ve Çaykara Holo köylerinde, Şebinkarahisar’da bir iki kuşak öncesine değin kaval ve kemençe kadar olmasa da tek tük tulum çalanlara rastlanmaktaydı. Tulum yapılacak keçi yavrusunun (çebiç) bir yaşından küçük olmamasına dikkat edilir. Daha küçük hayvanların derisi çok yumuşak olduğundan çabuk deforme olmaktadır. Deri zedelenmeden çıkartıldıktan sonra, küllü suda 2-3 gün bekletilerek tüylerin kendiliğinden dökülmesi sağlandıktan sonra tabak-lanır. Tulumun kuruyup hava kaçırmaması için sürekli olarak yağlanması (genellikle badem yağıyla) gerekmektedir, aksi halde de-forme olup özelliğini kaybetmektedir.
    Özellikle Hemşin ve civarında göze hoş görünmesi için, tulumun üzeri çeşitli desenli kumaşlarla kaplanmaktadır.
    Tulumun içi hava ile doldurulan gövde bölümüne “guda”, “dankiyo”, “post”, “göv-e” adları verilmektedir.
    Evliya Çelebi Seyehatnamesi’nde “tulum duduki” olarak geçen enstruman, Trakya’da gayda (Bulgaristan gaida, Makedonya gaj-de), Ermenistan’da parakapzuk, Gürcistanda gudastvri, Acaristan’da çiboni, Marj’larda (Çerkes) shuvyr, Çuvaşlarda sahbr, shapar, Macaristanda duda UA (<? Türkçe düdük) olarak bilinmektedir.
    Gayda adı Türkçe olmayıp, kuzeydoğu Trakya’da yaşayan Bulgarlardan ödünç alın-mış olmalıdır. Arapça ghaidā, ghaita, ghā’ita formları kayıtlı olup Morocco’da kamışlı enstrumanlara verilmektedir FMI 549.



  11. Börtecine
    Emekli

    --->: Türk Halk Çalgıları[Tamamı]





    Sipsi



    Halk çalgılarımızın üfleme ile (nefesli) çalınan en küçük boylu çalgılarından birisi olup,Sipsi adı ( İnce küçük ) anlamına gelir.Göl kenarlarında, sazlıklarda veya sulak arazilerde yetişen, kamış veya kargı dediğimiz malzemeden yapılır. Bu malzemeleri çeşitlilik gösterir. Bunların et kalınlığı (iç çapı) 4-5 mm olanları kullanılır.Ege bölgesinde ve Teke yöresinde kullanılan çalgılardandır.Batı Akdeniz Bölgesinde özellikle teke yöresi; denilen Burdur, Isparta, Denizli, Muğla, Afyon ve Antalya'nın özellikle Korkuteli Elmalı dolaylarında en fazla da Burdur'da ve yaygın olarak kullanıldığı bilinmektedir.Sipsi ile çalınan halk ezgilerinin oyunlu alanlarına "sipsi oyunları" da denilmektedir. Genellikle teke yöresinde sipsi ile çalınan ezgilerin ölçüleri dokuz zamanlıdır.Sipsi’nin boyu biçimi ve perde sayısı her çalan ve yapan ustaya göre değişmektedir.Gövde kısmı 20cm kadardır.1 veya 1,5 oktav civarında ses genişliği vardır.Genellikle 6 veya 7 adet ses perdesi olanlar kullanılmaktadır.Kamıştan yapılır ve iki parçalıdır.Birinci kısım ağızlıktır aynı zamanda sipsinin ses veren (öten) kısmıdır. İkinci kısım üzeri deliklerin açıldığı gövde kısmıdır.Ağızlık denen birinci kısım, sipsinin (gövdenin) içine girebilen çapı daha dar ve ince kamıştan yapılır. Uzunluğu da 3 ya da 4 cm dir.Borusu kemik ve ağaçtan yapılanları da vardır.Kuvvetli bir nefesle çalınır.Gür bir sesi vardır.Sipsinin kendine özgü ve çok ilginç bir akortlama sistemi vardır. Ağızlığın gövdeye geçen kısmındaki açılmış olan kapağın üzerine iplik dolanır. Böylece aşağı yukarı oynatmak suretiyle istenilen akort elde edilmiş olur. Yine ağızlığın üzerine açılan kanalın içine saç kılı geçirilerek, ayarlanmış akordun değişmemesi sağlanır.Sipsi görünüm olarak küçük, çalınış itibarıyla çok zor olan nefesli hak çalgılarımızdan birisidir.Eksik perdeli oluşu çalınmasını bir kat daha güçleştirir Ancak eksik perdeli olması yöre özelliğindendir.Yedi delikli sipsilerin, alttan iki deliği açık olmak üzere diğer delikler kapatılarak çalınır. Ağızlığın baş kısmı dil ile veya herhangi bir madde ile kapatılarak üflenir.Sipsinin kenar seslerinde devamlı olarak üstten beş delik (perde) kapalı olarak tutulur (arka delik dahil) En önemli özelliklerinden bir tanesi nefes alıp verme, yani sesi hiç kesmeden sürekli olarak nefes çevirme olayıdır.Bu nedenle sürekli çalındığı için sipsi çalanın dudakları yorulmaktadır ve ağızlık ile gövdenin birleştiği yere bazen zurnada olduğu gibi plastik bir maddeden 'lüle' denen araç geçirilir.Bunun görevi ise yorulan dudakları bir lüleye dayamak koşuluyla dinlendirmek ve daha uzun süre çalınmasını sağlamaktır.Sipsi çalabilmek için önce güçlü bir nefese ihtiyaç vardır.Boğaz,Gurbet,Teke ve Zeybek havalarının en güzel seslendirildiği bir halk çalgımızdır.




  12. Börtecine
    Emekli

    <<<<<
    Türk vurmalı çalgılarının sembolü olarak kabul edilmektedir. Davul tarihimizde çok değişik amaçlarla kullanılmıştır. Türkiye’nin her yerinde değişik cins ve boylarda davul bulunmaktadır. Kasnak, ip ve deri olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. Tokmak ana ritmi, çubuk ise detayları çalmaktadır. Genellikle küçük davul, orta davul, büyük davul ve koltuk davulu gibi mahalli boyları ve adları bulunmaktadır. Türklerde kullanılan en eski çalgıdır. Sesinin gür oluşu ve etkisi nedeni ile bir haber aracı olarak ta kullanılmıştır.



+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu

Hızlı Cevap Hızlı Cevap


:
halk çalgıları,  türk halk çalgıları nelerdir,  bir halk çalgısı,  müzik çalgıları nelerdir,  nağara çalgısı
5 üzerinden 3.54 | Toplam : 13 kişi