+ Yorum Gönder
İslami Konular ve İslami Sorular - Cevaplar Bölümünden peygamberimizin saçı nasıldı ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. qetuadgj
    Yeni Üye


    peygamberimizin saçı nasıldı





    peygamberimizin saçı nasıldı Forum Alev
    nedense bu soruya kimse cevap vermiyor. hadislerde peygamberimiz saçlarını tarardı ve bazende zeytinyağı sürerdi diye yazıyor ve o devirseki yaşayan kişilerin tasvirlerinde hep saçlarının omuzlarına kadar olduğu belirtiliyor ama nedense günümüzdeki aşırı müslüman görünmeye bu konuyu hep yalanlıyorlar herhalde saç bakımı sakal bakımından daha zor olduğu için olacak ama hiç olmazsa gerçekleri inkar etmesinler









  2. muamma.şair
    Bayan Üye





    Enes b. Malik (ra) anlatıyor:
    "Hazreti Peygamberin saçları, kulaklarının orta hizasına kadar uzamıştı."84
    Hazreti Aişe (ra) validemiz anlatıyor:
    "Resulullah'ın mübarek saçları, kulakları ile omuzları arasındaydı. Allah'ın selat ve selamı üzerine olsun."85
    Bera b. Azib (ra) anlatıyor:
    "Peygamber Efendimiz orta boylu idi. Omuzları da genişçeydi. Saçları ise, kulak yumuşaklarını değerdi."86
    Ebu Talib'in kızı ümmü Hani (ra) anlatıyor:
    "Resulullah Efendimiz Mekke'ye geldiklerinde evimizi teşrif etmişlerdi. Bu sırada mübarek başları dört belikli (örgülü) idi." 87









  3. Gölge Adam
    Usta Üye
    El- Berâ (r.a)'m şöyle dediği rivayet edilmiştir. Kırmızı elbi­se içinde saçları boynuna dökülenler içinde Rasûlullah (s.a)'den daha gü­zel birini görmedim.
    Râvî Muhammed b. Süleyman buna "onun omuzlarını döven saçı var­dı" sözünü ilâve etmiştir.
    Ebâ Davûd derki; Bunu israil'de Ishâk'clan rivayet elti ve "saçı omuz­larını döverdi" dedi. Şube ise "Kulaklarının yumuşağına kadar varırdı" dedi.

    Müslim, Fedaîl, 92; Tirmizi. Libas, 4, Nesaî; Zinet 59: İbn Mâce. Libas, 20.
    Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 14/256.

    Açıklama


    Hadis'in Müslîm ve Tırınizi'deki rivayetlerindePeygamber (s.a) Efendimiz'in saçlarının uzunluğu­na delâlet eden bu ifâdelerin yanı şıra, onun omuzlarının geniş, boyunun da orta olduğuna işaret edilmiştir. İbn Mâce'nin rivayetin ise "kırmızı el­bise içinde, taranma yönünden, Rasûlullah'dan daha güzel birisini görme­dim." şeklindedir.
    Bu hadisden Peygamber (s.a) Efendimizin saçlarının kulakları ile omuzlan arasına kadar uzandığı anlaşılmakladır. Oysa hadisin bazı riva­yetlerinde ve bundan sonra gelecek olan hadislerde, kulak yumuşağına, kulağının yansına veya omuzlara kadar vardığı belirtilmektedir.
    Nevevî'nin belirttiğine göre hadisler arasındaki bu farklılıklar Rasûlul­lah efendimizin saçlarının değişik zamanlarda değişik uzunlukta olu­şudur. Yani saçları uzadığı zaman omuzlarına doğru sarkardı kısalttığın­da da kulak yumuşağına veya kulağının yarısına kadar varırdı. Değişik durumlardaki görünüşü farklı rivayetlerin gelişine sebep olmuştur.
    Peygamber Efendimiz'in saçlarının her zaman aynı düzeyde olmayışı saç şeklinin, uyulacak bir sünnet olmadığına delâlet eder. Kanaatimizce saç konusunda dikkat edilecek nokta toplumun yadırganmayacağı ve kişi­ye yakışan bir saç şeklinin benimsenmesidir. Yalnız gayri müsümlerin mo­dellerine benzemek için saçlara onlar gibi şekil vermek de doğru değildir
    Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 14/257.

    Bera (r.a) şöyle demiştir. Rasûiullah (s.a)'in kulaklarının yu­muşağına varan saçı vardı
    Buhari. Libas 68, Menâkıb 23: Müslim, fezail 91, Nesaî. Zinet , 59: Ahmed b. Hanbel, 111.249.
    Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 14/257.

    Enes (r.a)'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: Rasûlullah (s.a)'in saçı kulaklarının yumuşağına kadardı
    Nesai, Zinet 59.
    Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 14/257.

    Aişe (r.anha) şöyle demiştir. "Rasûlullah (s.a)'in saçı vefreden daha fazla cümmeden kısa idi. (kulak yumuşağı ile omuzlan arasında îdi)
    Tirmizî Libas, 21; İbn Mâce Libas 36; Ahmed b Hanbel. VI, 108, 118.
    Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 14/258.

    Açıklama


    Tirmizî bu son hadis için "basen garip sahihtir" der.
    Hadîsin Tirmizî'deki rivayetinde; Hz. Âişe Peygamber (s.a) Efendimiz'le kendisinin aynı kaptan yıkandıklarını da ilâve et­miştir. Ayrıca Tirmizî'nin rivayeti bunun tam aksine "Cümmenin üstünde vefrenin altında idi" şeklindedir.
    Âvnü'l-Mabud'da, Tirmizî ile Ebû Davud'un rivayetleri arasındaki fark konusunda şöyle denilmektedir. "Tirmizî'nin rivayetinden maksat saçın ulaştığı yere nisbetledir. Yani Rasûlullah (s.a).'in saçı cümme'nin üstünde ve vefrenin de aşağısında idi. Ebû Davud'un rivayeti ise saçın uzunluk ve kısalığına nisbetledir. Yani Efendimiz'in saçı Vefreden uzun cümmeden kısadır. Bu durumda rivayetler arasında bir çelişki olmadığı ortaya çıkmış oluyor."
    Metni terceme ederken Vefre ve cümme kelimelerini aynen aktardık.
    Vefre: Kulak yumuşağına ulaşan saç demektir.
    Cümme: Omuzlara kadar varan saça denilir. İkisinin arasındaki saçı da lemme denilir.
    Bu babın ilk hadisinin izahı esnasında da belirttiğimiz gibi Peygamber Efendimiz'in saçının, kulağının yansına kulak yumuşağına, omuzuna ve omuz ile kulak yumuşağı arasına kadar olduğu görülmüştür. Bu, efendi­mizin saçlarının değişik halleri ve değişik zamanlar ile ilgilidir

    İbn Abbas (r.a) şöyle demiştir:
    Ehl-i Kitap'tan olanlar (yahudi ve hıristiyanlar) saçlarım alınlarına sa­lıverirler, müşrikler ise ikiye ayırırlardı. Peygamber Efendimiz kendisine bir emir gelmeyen konularda ehli kitaba müvafakattan hoşlanırdı, (onun için) o da başının önündeki saçları (alnına) salıver (İr) di. Ama daha son­ra saçlarını ortadan ayırdı.
    Buharî, Menâkıb 23; Menâkıhu'l-Ensâr 52.Libâs. 70: Müslim fedâil. 90; İbn Mâce Libas, 36; Mâliki şar 3; Tirmizî, Şemail Hadis 29.
    Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 14/259.









  4. Gölge Adam
    Usta Üye
    Açıklama


    Buharı, bu hadisi, Kitabu'l - Menâkib'da Yahyaâ b Kesir'den, Hicret'te Abdan'dan. Libasta da Ah-med b. Yunus'tan olmak üzere üç yerde rivayet etmiştir.
    Buharî'nin menakıb'daki rivayetinde, önce Hz. Peygamber (s.a)'in saçlarını salıverdiği belirtilmiş daha sonra da müşriklerin ve ehli kitabın durumları ve Efendimiz'in kendisine bir emir gelmeyen hususlarda ehli kitaba müvafakattan hoşlandığı ifade edilmiştir. Kitabu'l Libâs'taki riva-yette ise hadisin başında Rasûlullah'in ehl-i kitaba müvafakattan hoşlan-dığına dikkat çekilmiş daha sonra da ehl-i kitap ve müşriklerin durumları beyan edilmiştir.
    Hadisin sahîh-i Müslim'deki rivayeti de aynen Ebû Davud'un rivayeti gibidir. Hadis metninde saçların salıverilmeleri mutlak olarak ifâde edil
    mistir. "Alnına" kaydı konulmamıştır. Aynî ve Nevevî buradaki salıver-mekten maksadın alnın üzerine doğru salıvermek olduğunu söylemişler-dir.[64]
    Hadisin metninden ve sarihlerin izahlarından anlıyoruz ki, Hz. Pey-gamber (s.a) önceleri saçını ayırır ve Öne ya da yanlara doğru salıverirdi.
    Tabii ki bu hal saçlarının gözlerini kapatmasına sebep olacak şekilde değildi. Çünkü bundan Önceki babın hadislerinde Efendimiz'in saçlarının çok uzun olmadığı geçmişti.
    Rasûluîlah (s.a)'in, Önceleri saçlarını alnı üzerine salıvermesine sebep ehli kitaptan olanların yaptıklarına muvafakattir. Efendimiz İslâm'ın ilk devirlerinde hakkında vahiy gelmeyen hususlarda ehli kitaptan olanları İslam'a ısındırmak için onlara Muvafakati istiyordu. Çünkü onlar, nede olsa hak bir dine sahiptiler ve Allah inancı taşıyorlardı. Yaptıklarının Al-lah'ın emrine müstenid olması muhtemeldi. Müşrikler ise böyie değildi. Onların yaptıklarının Allah'ın rızasına muvafık olma ihtimalini akla geti-recek hiç bir sebep yoktu. Peygamberin yüce vazifelerinin en başta gele-ni şirkle, putperestlikle mücadeledir. Onun için giyim kuşum şekli ve ye-me konusunda bile onlara benzemekten kaçınırdı. Onun için putperestli-ğin güçlü olduğu dönemlerde ehli kitaba muvafakat bile olsa saçlarını ayırmadan salıvermiş putperestlik zayıflayıp ortadan kalktıktan sonra es-kiden onların yaptığı gibi ortadan ayırıp iki bukle halinde yanlara bırak-makta mahsur görmemiştir. Bu hadis-i şerif iki önemli konudaki tartışma-lara mesned olma niteliğindedir:



  5. Gölge Adam
    Usta Üye
    1. Hz. Peygamber (s.a) kendisine hükmü hakkında vahiy gelmeyen ba­zı konularda htriştiyan ve yahudilere muvafakati reddetmediğine göre önceki milletlerin şeriatı bizim içinde bir şeriat mıdır?
    2. Peygamber efendimizin son hali, saçları iki tarafa ayırmak olduğu­na göre bu bizim için de sünnet midir?
    Şimdi bu iki konuyu teker teker ele alıp inceleyelim. Önce birinci me­sele ile ilgili olarak Nevevi'nin Kadı îyuz'dan naklettiklerini aktarmak sonra da konuyu bir usulü fıkıh kitabından özetlemek istiyoruz.
    Kadı Iyâz şöyle der: "Hz. Peygamber (s.a)'in hakkında vahiy gelmeyen konularla ehli kitaba muvafakati meselesinde alimler ihtilaf etmişlerdir. Bazıları :Onun bu hareketi, İslâm'ın ilk dönemlerinde onları islâm'a ısın­dırmak ve putperestlere muhalefet olsun diye hiristiyanlara muvafakat için dır. Ama onların ısındLnlmasına ihtiyaç kalmayıp, İslâm tüm dinlere ga­lip hale gelince ehli kitaba karşı muhalefetini de açıkça ortaya koydu, der­ler.
    Bazıları ise bunun, kendisine vahiy gelmeyen konularda ehli kitabın şeriatına uymak için oluşunun muhtemel olduğunu söylerler.
    Bazı usûlcüler bu hadisle itidlâl ederek; Bizden öncekilerin şeriatleriııin, aksine bir hüküm varid olmamışsa bizim için de şerial olduğunu söy­lemişlerdir. Bazıları ise hadisin yukarıdaki iddianın aksine delil olduğunu söylerler. Çünkü hadiste Peygamberimiz'in ehli kitaba muvafakattan hoş­landığı ifade edilmektedir. Eğer önceki milletlerin şeriatı bizim içinde şe­riat olsaydı Hz. Peygamber'in onlara tabi olması vacip olurdu
    Bizden önceki milletlerin şeriatjerinin bizim için delil olup olmayaca­ğı konusunda usûlcülerin söylediklerinin özeli şudur.
    Kur'an veya sahih sünnet, eski milletlerden birisinin şeriatlarından bir hüküm anlatmış ve onun, bize de yazıimtş olduğunu beyan etmişse, o hü­küm, bizim için de bir şeriat ve kanundur. Bunda tüm alimier müttefiktir­ler.
    Kur'an ve sünnet, eski milletlerden birisine ait bir hükmü anlatmış ve bunun neshedildiğine işaret edilmişse, o hükmün, bizim için geçersizliğ­inde ihtilaf yoktur.
    Kur'an ve hadis, eski milletlerin şeriatına ait bir hükmü aktarmış ve o hükmün, bizim hakkımızda da geçerli olduğu veya nesh edildiği konusun­da bir şey varid olmamışsa, Hanefiler'in CumhûVu, MalikÜer ve Safı-iler'in bazılarına göre bu hüküm, bizim için de geçerlidir. Ona uymak bi­zim görevimizdir.
    Bazı alimlere göre ise, o, bizim için şeriat değildir. Çünkü, bizim şeri­atımız, önceki şeriatları neshetmiştir. Ama bizim dinimizde, o hükmü, ik­rar eden bir şey varsa müstesna.
    Doğrusu önceki görüştür, çünkü bizim dinimiz, eski şeriatlerin bizim şeriatimize zıt olan yönlerini neshetmiştir.
    2. Saçların ortadan ayrılmasının hükmünde de alimier ihtilaf etmişler­dir. Bazı alimler, Hz. Peygamber'in son halinin bu olduğunu. Efendi­miz'in daha önceleri saçlarını sarkıttığı halele hilâllere, ortadan ayırması­nın vahye müsteniden olduğunu söylerler. Bazı âlimlere göre saçları orta­dan ayırmak caiz, bazılarına göre ise müstehaptır. Caiz diyenlere göre; Hz. Peygamber, saçını vahye dayanarak değil kendi içtihadı ile ayırmış­tır. İmam Malik; "Erkeğin saçını ayırması bana daha sevimli geliyor" der.
    İmam Nevevî, alimlerin görüşlerini bir isme nishet eimetlcn verdikten sonra; "sahih olan; saçları ayırmadan salıverme* ve ortadan ayırmak işi­nin ikisi de caizdir. Ama ayırmak daha efdaldır. demiştir

    Bazı Hükümler


    1. Ehli kitaptan olanlar dinsizlerden daha üstündür. Hakkında hüküm olmayan konu­larda, dinsize muhalefet için ehli kitaba muvafakat caizdir.
    2. Saçları ortadan ayırmak müstehaplır.
    3. Bizden önceki mffleflleriri şeriatlarındaki hükümler. bazı hallerde bizim için de geçerlidir

    4189 Âişe (r'anha)şöyle demiştir:
    "Ben Rasûlullah (s.a)'in saçlarını ayırmak istediğimde tam tepesinden ayırır, alnı üzerine dökülen saçları da gözlerinin arasına sarkıtırdım."

    Açıklama


    Bu hadisin ifade ettiği mânayı açıklarken alimler bu konuda bir hayli söz söylemişlerdir. Aliyyü'l -Kârı, "Hz. Aişe, Resûlullah'm saçını ayırırken tam gözlerinin arasından geriye doğru ayırırdı." demiştir.
    Tibî'de aynı anlayışı destekler bir tarzda şöyle demektedir: "Mânâ şu­dur: Saçın ayrıldığı çizginin bir tarafı tam tepede, öbür tarafı da gözlerin arasına gelecek şekilde alnında idi. Hz. Âişe'nin "anlındaki saçları gözle­rinin arasına sarkıtırdım," sözünün manası; "saçların yansı bu çizginin sa­ğına yarısı da soluna gelecek şekilde ayırırım" demektir.
    Erdebîlî de belirtildiğine göre , "Hadiste, Hz. Aişe'nin sözünün mânâ­sı şudur:
    Tepeden Öne doğru gelen çizginin bir ucunu gözlerinin tam ortasına gelecek şekilde yaparım. Böylece alnındaki saçın yarısı sağ tarafa yansı­da sol tarafa kalırdı. İşte alnındaki saçları gözlerinin arasına sarkıtıldım, sözünden maksat budur."
    Bu açıklamalardan anlıyoruz ki; Hz. Aişe validemiz. Peygamber Efen­dimizin saçlarını taradığı zaman başının tam ortasından ikiye ayırır yarı­şını sağ tarafına diğer yansını da sol tarafına tarardı

    11. Cümmeyi Uzatmak


    Cümme: İnsanın omuzlarına kadar dökülen saçıdır. Bu kelime bazen mutlak olarak, saç manasında da kullanılır
    4190 Vâil b. Hier (r.a)'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir:' "Saçlarım hayli uzun bir halde iken Rasûlullah (s.a)'e geldim. Beni gö­rünce; "Uğursuzluk, Uğursuzluk" buyurdu. Hemen dönüp saçlarımı kı­salttım, ertesi gün tekrar geldim "Seni kastetmemiştim, (ama) bu daha güzel" buyurdu.

    Açıklama


    Hâdis-i şerif, saçları haddinden fazla uzatmanın uygun olmayacağına delâlet etmektedir. Ama bu haram da değildir. Çünkü saçı uzun olan zata Rasûlulluh'ın hitap tarzı bu fiilin haram olmadığını göstermektedir.
    Hadisten bazen sahabelerin de Efendimiz'in sözünü yanlış anladıkları­nı görüyoruz.

    12. Erkeğin Saçını Örmesi


    4191 Ümmü Hanı şöyle demiştir:
    Rasûlullah (s.a) Mekke'ye geldi, başında dört tane belik (örgü) vardık

    Açıklama


    Tirmizî hadisin iki ayrı senetle gelen rivayetini vermiş ve birisi için garip. Öbürü için de hasen de­miştir. Yanlız her iki rivayetin tabiûndan olan ravisi Mücahidedir. Tirmizî'nin belirttiğine göre Muhammed Buharı: "Mücahid'in Ümmü Ha­ni'den hadis rivayet ettiğini bilmiyorum" elemiştir:
    Hâdis, Erkeklerin saçlarını örmelerinin caiz okluğuna delildir

    13. Başı Tıraş Etmek


    4192 Abdullah b. Câbir (r.a) şöyle demişlir.
    Hz. Peygamber (s.a); Cafer ailesine, üçgiin sonra kendilerine geleceği­ni söyledi. Sonra Cafer ailesine varıp;
    "Bu günden sonra kardeşim için ağlamayın” buyurdu. Daha sonra da "bana kardeşimin çocuklarını çağırın" dedi. Biz Râsûlullah'a getirildik. Birer kuş yavrusu gibi idik.
    Efendimiz:
    "Bana berberi çağırın" buyurdu (berber geldi) Rasûkıllah kendisine emretti, o da başlarımızı tıraş etti



  6. Gölge Adam
    Usta Üye
    Açıklama


    Hâdis'in râvîsi Peygamberimiz/in amcası Ebû Tâlibn oğlu büyük şehid Hz. Cafer'in oğludur. Anlaşıldığı üzere Hz. Cafer şehid edilince. Peygamber Efendimiz, yas tut maları için ailesine üç gün izin vermiş, üç günün biliminde de onlara ya­sı bırakmalarını tenbih etmek için kendilerine geleceğin! söylemiştir.
    Hz. Cafer'in ailesine geldiğinde onun çocukları Abdullah. Avn ve Mu­hammed -Râvi'nin tabiriyle birer kuş yavrusu gibi idiler. Saçları kuş yav­rusunun tüylerine benziyordu. Efendimiz durumu görünce bir berber ça­ğırıp çocuklarının saçlarını tıraş ettirdi.
    Aslında ihramdan çıkmanın dışında saçların tıraş edilmemesi daha el; dâl görünmektedir. Ama, Hz. Cafer'in hanımı kocasının şehitliğinden dolayı duyduğu üzüntü sebebiyle çocukların suçlarını taramayı ihmal ettiği için, Peygamber Efendimiz, başlarını tıraş ettirmiştir. Bu izah Aliyyü'l-Kârî'ye aittir.
    Bezlü'l - Mechûd'da talikan şöyle denilmektedir
    Muvaffak şöyle der. "Başı tıraş konusunda Ahmed (b. Hanbeİ)Men se­len rivayetler ihtilaflıdır. Ondan, tıraş olmanın mekruh olduğu rivayet edilmiştir. Çünkü Hz. Peygamber (s.a) Hariciler hakkında, "Onların özellikleri tıraştır." buyurmuştur. Hz. Ömer'de Sabiğa; "eğer seni tıraş­lı olarak görürsem başına kılıçla vururum.1" demiştir. Yine Pcygambenmiz'den, "alınlar hac ve umre de açılır." buyurduğu rivayet edilmiştir. Bunu Efrad'da Dârakutnî rivayet etmiştir.
    İbn Abbas (r.a) da şehirde başını tıraş eden şeytandır, demişlir.
    Ahmed, "Selef tıraşı kerih görürdü" der. Yine Âhmed'den bunun mek­ruh olmadığı, ama tıraş olmamanın daha efdal okluğu ifade edilmiştir.
    İbn Abdîl Berr, "İnsanlar tıraş olmanın mubah olduğunda lYıüttenktirler, delil olarak bu yeter" der.
    İkna, şerhinde de şöyle denilmekledir. Saçları tıraş etmekle beis yok­tur. Ama Hac. kafirin müslüman oluşu ve yeni doğan gocunun akikastnm dışında sünnet de değildir."
    Büceyremi de İbnü'l Kâriyy'inin şu sözleri nakleder. "Hz. Peygamber (s.a) ömründe ancak dört defa tıraş oldu,"
    Bu ifadelerden, zaruret yoksa, saçları tıraş etmenin caiz. tıraş etmeme­nin ise efdal olduğu anlaşılmaktadır.
    İmâm Nevevî; Hz. Peygamberin Haricîlerle ilgili, sözünün, saçı iraş etmenin caiz olmayışına delâlet etmiyeceğini, çünkü bir guruba alâmet olan bir şeyin bazan haram, bazan da mubah olabileceğini söyler


    Bazı Hükümler


    1. İşi yaygaraya dökmemek, ağıt ve ferya da dalmamak kaydıyla, ölünün arkasından üç gün yas tutmak, ağlamak caizdir.
    2. Küçük çocukların velîleri, onların işlerini üzerlerine alırlar ve onların yararına olan faaliyetlerde bulunurlar.
    3. Saçların traş edilmesi caizdir

    14. Zülüf Bırakmak


    4193... İbn Ömer (r.a) şöyle demiştir; "Hz. Peygamber (s.a) yarım tıraştan nehyetli."
    Yarım tıraş; çocuğun başının bir kısmının tıraş edilip, bir kısmının saçının bırakılmasıdır

    4194... İbn Ömer (r.a), "Rasûlullah (s.a) yarım tıraştan nehyelti" demiştir. Yarım tıraş: Çocuğun saçını tıraş edip zülüf bırakmaktır
    4195... İbn Ömer (r.a) şöyle demiştir.
    "Hz. Peygamber (s.a) saçının bir kısmı tıraş edilip, bir kısmı bırakılmış bir çocuk gördü, insanları bundan men edip:
    "Ya tamamını tıraş edin ya da hep bırakın" buyurdu

    Aynî, Umdetü'l - Kârî;l6. 11 I. Nevevî. Sahihi Müslim Şerhi. 15: 90.

    Nevevi 15-90, 911. Abdulvehhab Hallef, İlmü Usulü - I- Fıkıh 93,94.

    Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 14/259-261.

    Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 14/261-262.

    Ahmet b. Hanbel. VI. 90, 275.
    Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 14/262.

    Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 14/262.

    Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 14/262.

    Nesâi Zînet, 6: îbn Mace Libas, 37.
    Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 14/263.

    Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 14/263.
    Tirmizî libas. 39. İbn Mâce. libas. 36. Ahmed b. Hanbel, VI. 341.425.

    Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 14/263.

    Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 14/263-264.

    Nesaî, zinet 57. Ahmed b. Hanbel I, 204.
    Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 14/264.

    Bk. Bezlü’l – Mechud 17- 78.

    Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 14/264-265.

    Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 14/265.



  7. qetuadgj
    Yeni Üye
    cevaplardan anlaşıldığına göre.peygamberimizin saçı uzundu .sadece sakalı değil.öyleyse bugün müslüman olduğunu daha iyi belirtmek için sakal bırakanların saçları ubiraz uzun olan kişilere aşağılayıcı gözlere bakmamaları gerekir.peygamberin görünnüşüne benzemek istiyorlarsa saçlarınıda uzatsınlar ama saç bakımı biraz zordur tabi.



+ Yorum Gönder

Hızlı Cevap Hızlı Cevap


:
peygamber efendimizin saçı nasıldı,  peygamber efendimiz saçına ne sürerdi,  peygamber efendimizin saçları nasıldı,  peygamberimizin saçı,  peygamberimizin saçları
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 4 kişi