+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu
Sohbet Forumları ve Fıkra Bölümünden Nasrettin Hoca fıkraları(19 tane) ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. Selim
    Üye


    Nasrettin Hoca fıkraları(19 tane)





    Nasrettin Hoca fıkraları(19 tane) Forum Alev
    NASRETTİN HOCA
    Nasreddin Hoca'nın birbirinden güzel fıkraları bize iyiliğin, dürüstlüğün ve hoşgörünün yollarını gösterir. Bilgi, görgü ve hikmet dersleri verir. Nasreddin Hoca konuşmaya başladığında herkes susup onu dinler. Fıkraları dünyanın her yerinde, duyan herkesi güldürür, düşündürür. Gerçekten bu fıkralar sadece güldürmek için değil, daha çok düşündürmek, ibret vermek için anlatılır. 13. yüzyılda yaşadığı sanılan Nasreddin Hoca,
    aradan geçen yüzyıllara rağmen hala içimizde yaşamakta ve herkes tarafından sevilmektedir,
    O, bütün kötülüklere düşman, bütün iyiliklere dost, samimi, dindar ve keskin zekalı bir insandır Fıkralarını okuyalım, öğrenelim: Az gülelim, çok düşünelim.




    iŞE YARAR ŞEY
    Bir gece yarısı derin bir uykuya dalan Hoca'yı, hanımı telaşla uyandırır. Hoca uykulu uykulu sorar:
    - Ne var hanım? Ne diye uyandırıyorsun beni?
    Hanımı:
    - Kalksana efendi der korkulu bir sesle. Aşağı katta tıkırtılar duyuyorum. Eve hırsız girdi galiba.
    Hoca hiç aldırış etmez;
    - Merak etme hanım der, eğer işe yarar bir şey bulursa gidip alırız elinden!.








    DÜNYANIN DENGESi
    Hoca'nın, her sorunun altından kalktığını duyan bir adam:
    - Benim soruma bir cevap bulamaz diye öğünür.
    Günlerden bir gün yolda karşılaşırlar. Adam sorar :
    - Hocam der, söyler misin, sabah olupda insanlar evlerinden çıkınca ne diye hep aynı yöne gitmezler de kimi o yana, kimi bu yana gider?
    Hoca hemen cevabını verir sorunun:
    - Yahu efendi der, herkes aynı yöne gidecek olursa dünyanın dengesi bozulurdu!.








    YEMEĞİN BUGUSU PARANIN SESi
    Hoca Akşehir'de Kadılık vazifesini yürütürken karşısına iki adam çıkmış. Birisi öteden beri cimriliği ile tanınmış, bir aşçıdır. Öbürü ise boynu bükük bir fakir. Aşçı sözü almış:
    - Hocam demiş, bu adamdan davacıyım ben. Dükkanın önünde kuru fasülye pişiriyordum. Tencerenin kenarından buğusu çıkıyordu yemeğin. Bu adam elinde bir somunla geldi. Kopardığı lokmaları yemeğin buğusuna tutup başladı atıştırmaya. Nihayet koca bir ekmeği bitirdi. Ondan fasülye buğusunun ücretini istedim, vermedi.

    Hoca anlatılanları dikkatle dinledikten sonra fakire dönüp :
    - Doğru mu bunlar? diye sorar.
    - Evet, der fakir adam.
    - Öyleyse para keseni çıkar bakalım.
    Zavallı fakir, Kadı efendiye karşı gelemez. İçinde üç beş akçe bulunan kesesini hocaya uzatır.
    Hoca bu sefer aşçıyı çağırır yanına. Keseyi kulağına yaklaştırarak şıngırdatmaya başlar. Sonra da :
    - Haydi der aldın işte alacağını!
    Aşçı: - Nasıl olur? diye şaşkınlığını belli eder. Paramı
    vermediniz henüz.
    Hoca cevap verir:
    - Fazla uzatma der, yemeğin buğusunu satan, paranın da sesini alır elbet!








    PAPAZIN SAKALI
    Kendini beğenmiş bir papaz çıkar Hoca'nın karşısına.
    - Bütün dünyayı dolaştım, sorularıma cevap
    veren kimse çıkmadı. Bir de sana sorayım Hoca
    - "Söyler misin, kaç tane yıldız var gökyüzünde?"
    Hoca cevap verir :
    - Bir eşeğin kılları kadar
    - Nasıl cevap bu der papaz, eşeğin kılları sayılır mı hiç?
    - Peki der hoca, gökteki yıldızların sayılabileceğini kim söylemiş?
    Papaz:
    -İkinci sorumu bil bakalım. Sakalımda kaç tane kıl
    vardır benim?
    Hoca yine cevap verir:
    - Eşeğin kuyruğunda kaç kıl varsa o kadar.
    - Nereden biliyorsun diyecek olur papaz. Hoca şöyle anlatır:
    - İnanmazsan otur şuraya. Sıra ile bir eşeğin kuyruğundan kıl koparalım bir senin sakalından. Eğer senin yüzün kabak gibi ortaya çıktığında eşeğin kuyruğunda hala kıl kalırsa senin haklı olduğuna inanırız.
    Papaz sus pus olup sıvışır hemen..








    KIYAMET KOPACAKSA
    Hoca'ya bir oyun oynamak isteyen üç beş komşusu:
    - Hocam derler, duyduk ki yarın kıyamet ko
    pacakmış. Gel senin şu kuzuyu kesip yiyelim.
    Söyleyene inanmadığı halde:
    - Olur der hoca, dediğiniz olsun. Bir dere kenarında kızartır yeriz.
    Güle oynaya derenin kenarına gelirler. Kuzu kızartılırken Hoca :
    - Haydi der, ırmağa girip serinleyin biraz. Hava
    çok sıcak.
    - Hay sağ olasın Hoca derler. Sen hele kuzuyu kızartıver.
    Sonra soyunup ırmağa girerler neşeyle.
    Onlar yıkanıp eğlenirken hoca hepsinin elbisesini
    ateşe atıp bir güzel yakar.
    Adamlar dereden çıkıpda olanları anlayınca :
    - Yahu hocam derler ne yaptın sen? Şimdi nasıl
    döneceğiz köye?
    - Bu kadar üzülmeyin canım der hoca gülerek.
    Nede olsa yarın kıyamet kopacak. Elbiseye ne gerek
    var..








    MARİFET KAVUKTA MI?
    Adamın biri kargacık burgacık yazılarla dolu bir
    mektup getirir Hoca'ya:
    - Hocam der şunu okuyuver Allah aşkına.
    Hoca mektuba dikkatle bakar. Yazı o kadar kötü ve karışıktır ki okumak mümkün değil.
    - Al der, ben bu yazıyı okuyamadım!
    Adam birden sinirlenir:
    - Yahu der, ne biçim hocasın sen! Kocaman kavuğundan bari utan. Bir mektubu bile okuyamadın!
    Bu sefer sinirlenmek sırası Hoca'ya gelir. Kavuğunu çıkartıp adamın kafasına geçirerek:
    - Haydi der, marifet kavuktaysa sen oku da görelim!








    ONUN ÜSTÜ DAHA KiRLi
    Hoca'nın hanımı dere kenarında çamaşır yıkarken bir karga gelip sabunu kapmış. Zavallı kadın :
    - Aman hoca demiş, karga sabunu kaçırıyor!
    Hoca:
    - Be hanım demiş, bırak götürsün. Onun üstü bizimkinden daha kirli.








    EV SECDEYE GİDERSE
    Uzun bir yolculuğa çıkan Hoca bir akşam üstü
    eski bir hana iner. Han o kadar yıkık döküktür ki nereye baksan zangır zangır titriyor. Hoca :
    - Yahu hancı efendi der, bu nasıl ev böyle. Şunu
    doğru dürüst tamir ettirsen olmaz mı? Her köşesinden bir ses geliyor.
    Hancı oralı olmaz hiç.
    - Aldırma hoca der, bizim ev biraz derviş tabiatlıdır. Devamlı Allah'ı zikreder.
    Hoca bunları da duyunca artık dayanamaz :
    - Hele der, ver şu aldığın paramı da çekip gideyim burdan. Ne olur, ne olmaz. Belki senin derviş
    evinin aklına secdeye kapanmak gelir?










    SANATIN YARISI
    Nasreddin Hoca çocukken onu bir terzinin yanına
    çırak olarak vermişler. Aradan altı yedi ay geçmiş.
    Bir gün anacağı çocuğu yanına oturtup:
    - Anlat bakalım oğlum demiş bu kadar aydır
    gidip geliyorsun. Ne öğrendin ustandan?
    Küçük Nasreddin kocaman gözlerini anasına
    dikip:
    - Anam diye cevap vermiş. Dualarının bereketiyle
    terzilik sanatınının yarısını öğrendim. Artık dikilmiş
    şeyleri güzelce sökebiliyorum. Şimdi iş sökülmüşleri
    dikmeye kaldı. Ama sabredip onu da öğreneceğim,
    hiç merak etme sen








    SESiMiN GiTTiĞi YER
    Bir gün Hoca'yı bütün gücüyle koşarak ezan okuyor gören komşuları iyice şaşırmışlar.
    Birisi :
    - Yahu hocam demiş, nasıl iş bu? Ardından atlı
    mı kovalıyor seni!
    - Hayır demiş Hoca. Sesimin nereye gittiğini anlamak için koşuyorum?










    YALANCI ŞAHiTLE HOCA'NIN EŞEĞi
    Hoca şehrin kadısını ziyarete gitmiş. Eşeğini de
    mahkeme kapısının önüne bağlamış. Bu sırada yalancı şahitlik suçundan ceza alacak bir adam getirmişler. O devirde böylelerine verilen ceza, bir eşeğin sırtına ters oturtulup çarşı pazar dolaştırılmakmış. Kadı Efendi hocadan eşeğini vermesini rica etmiş. Yalancı şahidi Hoca'nın eşeğine
    bağlayıp götürmüşler. O gün akşama kadar eşeğini
    beklemek zorunda kalmış Hoca.
    Bir başka gün yine Kadı Efendiyi ziyarete gelmiş
    Hoca. Yine aynı adamı yalancı şahitlik suçundan getirmişler. Hoca dayanamamış:
    - Yahu demiş bana baksana sen. Ya yalancı şahitlikten vazgeç, ya da kendine bir eşek satın al!.








    HALEP ORDAYSA ARŞIN BURADA
    Palavracının biri başına topladığı üç beş cahile
    karşı övünüp duruyormuş:
    - İşte ben böyle güçlü ve maharetli bir adamım.
    Evet ben Halep'te bulunduğum sıralarda altmış arşın uzağa atlamış bir kimseyim!
    Hoca da bu sırada oradan geçiyormuş. Palavracının yanına yaklaşıp:
    - Yaa demiş demek sen altmış arşın atlarsın.
    Haydi atla da görelim.
    Adam hık mık etmiş. "Ama demiş ben Halep'te
    atladım" Hoca kızmış

    - Canım demiş, Halep oradaysa arşın burada!?









    TESTiYi KIRMADAN
    Hoca oğlunun eline bir testi tutuşturup çeşmeden su getirmesini istemiş. Çocuk dışarı çıkarken
    de ensesine bir tokat atıp:
    - Testiyi kırma ha! diye öğüt vermiş. Bunu gören
    komşulardan biri :
    - Yahu Hoca demiş, henüz testiyi kırmadan ne diye dövüyorsun yavrucağızı?
    Hoca cevap vermiş:
    - Testiyi kırdıktan sonra dövmüşüm neye yarar be
    birader!.








    DÜŞÜNEN HiNDi
    Küçük bir papağanın on beş altına satıldığını
    gören Hoca, bir koşuda evine gidip kümesteki hin-
    disini tutmuş. Apar topar pazara götürüp başlamış
    bağırmaya.
    - Satılık hindii Satılık hindii Yirmi altına satılık
    hindi!
    Şaşırmışlar pazardakiler.
    - Yahu hocam demişler. Bir hindinin yirmi altın
    ettiği nerede görülmüş?
    - Ne var yani diye çıkışmış hoca. Demin bir kuşu
    on beş altına sattılar.
    - Ama o papağandı demişler. Tıpkı insan gibi
    konuşuyor o.
    - Olsun demiş Hoca. O konuşursa bu da düşünür!





    YA TUTARSA?
    Kimi insanlar olmayacak hevesler peşinde koşup
    durur. Nasreddin Hoca böylelerine bir ders vermek
    istemiş bir gün. Elinde koca bir bakraç yoğurt mayasıyla gölün kenarına gelmiş. Başlamış kaşık kaşık dökmeye:
    - Ne yapıyorsun hoca? demişler.
    - Göle yoğurt mayası çalıyorum, demiş kıs kıs gülerek.
    - Olur mu demişler, göl yoğurt mayası tutar mı hiç?
    Hoca cevabı yapıştırmış tabii:
    - Ya tutarsa.




    BUZAĞININ ANASI
    Bir buzağı Hoca'nın bostanını harap etmiş. Ne var ne yok tepelemiş yaramaz buzağı. Hoca'nın fena halde canı sıkılmış. Eline bir sopa geçirmiş, buzağının anası olan ineği kovalamaya başlamış:
    - Yahu demişler, bostanını buzağı harap etti. Sen
    anasının peşinden koşuyorsun
    - Bilmez gibi konuşmayın demiş hoca. Çocuk ne
    öğrenirse anasından, babasından öğrenir





    iŞTE AYAKLARINIZ
    Üç dört çocuk ayaklarını suya sokmuş oynarlarken Nasreddin Hoca'nın yanlarına doğru geldiğini görmüşler. Bir muziplik düşünmüşler hemen:
    - Aman hocam diye bağırmış birisi. Ayaklarımız birbirine karıştı. Bir türlü bulamıyoruz.
    - Ya demiş, Nasreddin Hoca, ben şimdi bulurum
    onları.
    Eline geçirdiği sopa ile başlamış su içindeki ayaklara vurmaya.
    Çocuklar zıplayıp kalkmışlar sudan. Hoca gülmüş:
    - Tamam mı demiş, herkes ayağını buldu mu şimdi?.




    HIRSIZIN HiÇ Mi SUÇU YOK
    Bir gün Hoca'nın eşeği çalınmış. Can sıkıntısı içinde durumu komşularına anlatınca her kafadan bir ses çıkmaya başlamış.
    Birisi :
    - Hocam demiş ne diye ahırın kapısına iyi bir kilit
    takmadın sanki?
    Bir başkası :
    - Evine hırsız giriyor da senin nasıl haberin olmuyor? Anlamadım hoca efendi diye konuşmuş.
    Bir diğeri de :
    - Hoca demiş, kusura bakma ama eşeğin çalınmasına en büyük sebep yine sensin. Çünkü doğru dürüst bir ahırın bile yok. Nereden baksan dökülüyor.
    Hoca kızmış:
    - Yahu demiş, iyi, güzel de kabahatin hepsi benim mi? Hırsızın hiç mi suçu yok?..





    YE KÜRKÜM YE
    Hoca davet edildiği düğün ziyafetine gündelik elbiseleri ile gidince kimse kendine aldırış etmemiş.
    Ne buyur diyen var, ne otur diyen. Canı sıkılmış
    Hoca'nın. Bir koşu evine dönüp bayramlık kürkünü
    geçirmiş sırtına. Düğün yerine gelmiş. Onu Kürküyle görünce büyük bir saygı göstermişler. Baş köşeye oturtmuşlar. Önüne tabak tabak yemekler sıralamışlar.
    Hoca kürkünün ucundan tutup çorba tasına daldırmış birden.
    - Ye kürküm ye diye bağırmaya başlamış. Şaşırıp sormuşlar:
    - Ne yapıyorsun hoca efendi, kürk yemek yer mi hiç?
    Hoca cevabını vermiş sorunun:
    - Madem ki bütün saygı ve ikram kürküme yapılmıştır. Öyleyse yemeği de o yesin!









  2. princess06
    Üye





    tesekkürler eline sağlık









  3. Mattet
    Usta Üye

    superle yaw
    emegıne saglık









  4. black_black
    Üye
    çoq hos hepisde emeğine sağlıkkkkkk



  5. Genç.bjk
    Bayan Üye
    Konu İçin Teşekkürler.




  6. Ziyaretçi
    sağolun
    birdahaki fıkraları isterim



  7. Ziyaretçi
    çok güzel ellerine sağlık



  8. Ziyaretçi
    cok güzeldi teşekürler



  9. Ziyaretçi
    GéRçéKTéNDé BéGéNDim Çok GüzéL PaYLaŞaNın ELiNé SaqLık



  10. Ziyaretçi
    güzel bir site fıkralarda güzel begendim



  11. Ziyaretçi

    Cevap: Nasrettin Hoca fıkraları(19 tane)





    valla ödevime çok yardımcı olacak saolun



  12. Ziyaretçi
    bencede güzel



+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu

Hızlı Cevap Hızlı Cevap


:
nasrettin hoca fıkraları 10 tane,  5 tane nasrettin hoca fıkraları,  10 tane fıkra,  nasrettin hocanın 10 tane fıkrası,  10 tane nasrettin hoca fıkraları
5 üzerinden 3.96 | Toplam : 24 kişi